Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

David Wilcock yazı dizisi - II

By | Leave a Comment

David Wilcock ile Kabal Planları, Mars, Nibiru, Annunaki, LCD TV'ler, korku ve diğer gizemler üzerine. Jimmy Church ile Fade to Black Radyo programı metinleri.



David Wilcock
UYARI: Bu yazı dizisi kapalı ve dar bilinçler için huzursuz edici ve zorlayıcı bazı bilgiler içermektedir. Eğer bu yazıları okurken rahatsızlık, korku ve endişe, özellikle de acizlik ve kurban bilinci gibi duygulara kapılıyorsanız bunları okumamalısınız. Bu duyguların kolektif bilince zararı vardır ve insanlık aleyhine etkiler oluşturur. Lütfen bu gibi duygu ve düşüncelerle okumaya devam etmeyiniz.



İŞTE EFSANEVİ RADYO ŞOVU DİYALOĞU:

Burada okuyacağınız herşey, belirteceğimiz bölümler dışında, şovumuzda konuşulanların yazıya dökülmüş halidir.

259. Bölüm - David Wilcock ile Fade to Black Programı
25 Mayıs 2015

Orjinal Ses Kayıt Linki (Eksik Kısımlarıyla):

Tüm Ses Kayıt Linki (Tüm Kısımlarıyla):

Diyalog şovun 71:56 süresinde başlar:

REENKARNASYON BİR RUH KAPANI MIDIR?

Jimmy Church: Annunaki ve Drakolar Atlantislileri kandırarak DNA'larımızı değiştirmek ve unutkanlık yaratmak için Dünyada bir ruh reenkarnasyon döngüsüne mi soktular?

David Wilcock: Kabal’ın yanlış bilgilendirme ajanlarının bizi inandırmaya çalıştıkları hikaye bu. Bu aslında doğru değil. Reenkarnasyon bir tuzak değil ve Dünya da bir hapishane değil. Drakonun bir planı vardı. Bu doğru. Fakat söylemem gereken şey şu: Bu tür sorular bizi anlayabilmeleri için bu konularda birşey bilmeyen insanlara çok fazla bilgi vermeyi gerektirir.

JC: Evet. Doğru.
DW: Bu yüzden ben buradan başlayacağım. Bu sorular çok derin ve bizim bir yerden başlamamız lazım.
JC: Buradan başlayalım. Biliyorsun çok fazla üzerinden geçilmesi gereken şey var. Bugün konuşuyorduk ya; zaman kısıtlı ve bu akşam herşeyi bu zamana nasıl sığdırabileceğimizi değerlendiriyorduk.

EVRENİN YARADILIŞI

Evet. Biliyorsun, Hadi şimdi derinlere dalalım. Başlayalım.

DW: Tamam. Hadi.

73:00
O yüzden önce daha önce konuştuklarımızı kısaca bir geçelim:

BİRLİK (TANRI) KENDİNİ PARÇALARA BÖLDÜ

Evren bir teklik olarak başladi. Kendini bizim galaksiler olarak bildiğimiz parçalara böldü. Bunda amaç şuydu: Birlik önce tek bir benlikti. Kendini yalnız ve sıkılmış hissetti. Bu bizim anlayabileceğimiz en yakın duygu –bizim tabirimizle- Birlik’in ne düşündüğü konusunda.
Onda yaratıcı tüm potansiyel vardı fakat hiç arkadaşı yoktu. Bakacak hiçbir şeyi yoktu. Hiçbir şey değişmiyordu. Her zaman herşey aynıydı. Bu yüzden -bizim düşünebildiğimiz kadarıyla- görünen evreni yaratmaya karar verdi.

BİLİNÇLİ EVREN

Galaksi olarak bildiğimiz şeyler aslında zeki süper varlıklar. Yıldızlar zeki süper varlık. Gezegenler zeki süper varlıklar. Ve galaksilerden gezegenlere doğru inerken, birçok varlık hiyerarşisi görüyoruz. Bunlar hep zeki varlıklar. Son derece zeki varlıklar. Ve son derece yaratıcı varlıklar. Bunlardan sonraki derecede gezegenlerde yaşayan duygulu varlıklar var. Bunlar bizim gibi duygulu varlıklar. Bu duygulu varlık düzeni 7 yoğunluk seviyesinden oluşan bir yapıdır. 7 kademeden sırayla geçtiğimiz bir sistem.

İLK ALTI YOĞUNLUK

İlk kademe mineral hayat: Dünya, hava, ateş ve su. Mikroplar burada değil. Onlar ikinci kademede, ya da “Birin Kuralları”na göre ikinci yoğunlukta. Bu insanlar hariç hayvanları, balinaları, köpekleri ve kedileri de içeriyor. Üçüncü yoğunlukta bireyselleştirilmiş kendini bilme var. Dördüncü yoğunlukta pozitif ve negatif varlıklar bulabiliyorsunuz. Beşinci yoğunlukta da pozitif ve negatif varlıklar var. Altıncı yoğunlukta pozitif olmak zorundasınız ya da evrendeki arka plan enerjisine eriyerek katılırsınız. Negatif olarak 6. yoğunlukta yaşayamazsınız. Yani kötü varlıkların hiçbiri 6. yoğunluğa geçemez.

YEDİNCİ YOĞUNLUK

7. yoğunluk çok ama çok ileri bir seviye ve orada olanların yaptığı bir nevi sanal internetler yaratmak. Bir bakıma orada geçmiş seviyelerdeki tecrübelerini gözden geçirirler. Yaşayan bir veri tabanı kurarlar, 6. yoğunluktakilerin analiz edip insanlara yardım etmesi için.

Bu onların kendisinden geldikleri Birlik ile tekrar birleşmeden önce verecekleri son hediyedir. Yani tüm bu söylenenlerden sonra diyebiliriz ki, şovu yöneten varlıklar, Dünyanın patlamasını engelleyen varlıklar, 6. yoğunluktandır. 

İncil bu varlıklara Seraphim ya da Cherubim der.

DRAKOLAR SÜRÜNGENLERDEN YAPILMIŞ İNSANLARDIR

Drakolar 4. yoğunluk diyebileceğimiz, ya da bir ihtimal ─ki pek zannetmiyorum─ negatif 5. boyut varlıklardır. Beşinci yoğunluk olabilirler, bilemiyorum. Bildiğimiz bunların sürüngenlerden geliştirilmiş insan oldukları. Bu öğrendiğimiz başka bir büyük olay.

İNSAN HAYATI HER YERDE

İnsan tipi varlıklar galaksimizde her yerde bulunuyor. Evrenin yaklaşık %40’ı insan ya da insan benzeri varlıkla dolu. Yani iki ayağı var, iki kolu var, ya da bazen daha fazla, ama genelde iki. Bir başı var, iki göz, bir burun, ağız. Kulaklar. Büyük çoğunlukla bu varlıkların yaşadığı gezegenler bizimkine çok benziyor. 
Bu şu anlama geliyor: Orada da mikroplar var.Yosun var. Memeliler var. Kuşlar var. Sürüngenler var. Bizimkine çok benzer bir bitki örtüsü de görüyoruz. Bu çok iyi çalışıyor. Herşey ilahi bir şekilde harmonik bir sinerji ile çalışması için dizayn edilmiş.

JC: Oksijeni nefesle alma?. (DW:Evet.) Karbon Dioksit? (Evet.) Bitki hayatı? (Evet)

DEĞİŞİK TİPTE GEZEGENLER DEĞİŞİK TİPTE İNSANSILAR YARATIYOR

DW:Bazı varyasyonları var tabi. Yani büyük bölümü okyanus olan gezegen de olabilir. Bu durumlarda duygulu insan tipi hayatı balinalardan, balıklardan ya da onun gibi şeylerden gelişir. Dışarıda bunun gibi pekçok şey var. Kuşların yaygın olduğu bir gezegen de olabilir, o zaman da onlar insan ya da insansı varlığa dönüşür. Bazı belli durumlarda sürüngenler de insan görünümlü varlıklara dönüşmüştür. Ve sonra bu sürüngenler ─bir sebepten dolayı─ ırkçı olmuşlar.
Sadece başka sürüngenlerle ilgilenmişler ve onlar gibi sürüngen olarak, onlardan bağımsız olarak, başka gezegenlerde gelişmiş başka sürüngenleri aramışlar. Onlarla işbirliği yapmak istemişler.

DRAKO DİĞER IRKLARI FETHETMİŞ

Yaptıkları şu: geçmiş 700.000 yıl boyunca diğer sürüngen ırkları aramışlar ve onlarla genetik materyallerini birleştirip onları fethetmişler. Böylece kendilerinin “Drako” dediğimiz küçük negatif grupları oluşmuş. İsimleri geldikleri Drako takım yıldızından geliyor.
Ayrıca dragon gibiler. Drako ayrıca dragon, yani ejderha anlamında. Bunu size söylerken, birçok sözüne güvenilir ,olayların iç yüzünü bilen, içerdeki kaynaklardan birleştirerek söylüyorum.
Birbirinden bağımsız olarak farklı insanların –ki bunlar ne olduğunu bilebilecek pozisyonlarda- söylediklerindeki benzer şeyleri görerek söylüyorum.

JC:Evet
DW: Ve bu, bu varlıklar hakkında bugüne kadar büyük çoğunluktaki insanın öğrenebil-diğinden daha fazla bilgi. Bu bilgilerin bir çoğu da yeni. Ögrendigimiz şu ki bu varlıklar etrafta gezip gezegenleri fethediyorlardı.

DRAKOLAR BİZİM GALAKSİMİZDE SIKIŞTIRILDI

Bu birçok insanı kızdırdı ve onlar da Drakolarla savaşıp onları yendi. Öyle kötü yenildiler ki tüm çabaları boşa çıktı. Kısaca galaksimizde tek bir köşede kapana kısıldılar. Bu köşe de bize yakın bazı yıldızlar, Orion takımyıldızındaki yıldızlar, Drako takım yıldızındaki yıldızlar ve birkaç başka yer. Bizim güneş sistemimize de nispeten yakın bir dönemde yerleştiler. Görünüşe göre bizim sistemimize yaklaşık 375.000 yıl önce gelmişler.

JC: Neden 375.000?
DW: Bu sadece Corey Goode isimli kişi (bu varlıklarla çalışmış şahit) tarafından verildi.
JC: Anladım.
DW: Bu onun verdiği bilgiye göre.
JC: Tamam
DW: Wow. Sesi açtım ve senin sesin nerdeyse kulaklarımın zarını patlatacaktı. Merhaba Jimmy! (Gülüyorlar) Şimdi sesini normale çevirdim.
JC: Evet. Ben de fısıldıyorum bu arada.

KORKU ÇİFTLİĞİ OLARAK TASARLANMIŞ GEZEGEN

DW: Aklım kulak zarlarımda. (JC: Ha, ha, ha.) Tamam? (Gülüyor)
Yani olan şu. Olay şu. Ne yapıyorlar? Orada ne yapıyorlar? Ne istiyorlar? Değil mi?
Bunun için bu varlıklara bir bakmak gerekir… Ve bunu onları aşağılamak için söylemiyorum. Kulağa öyle gelecek ama…

KORKUYLA BESLENME

Köpeğiniz ormana dışkısını bıraktıysa, o dışkı sonsuza kadar orada kalmaz. Doğa o dışkıyı seven başka yaratıklar yaratmıştır ki onlar için o dışkı bir kahvaltı ziyafetidir.

JC: O-oooh
DW: Evet. Evren birbirimizin tamamen kıskançlık, kızgınlık, üzüntü ve korkusuna bağımlı akıllı yaşam yapıları tasarlamıştır. Bizi ne kadar ahlaksız, kaotik, şiddete düşkün, acımasız ve bencil yapabilirlerse, o kadar enerjiyi alıp, kendilerini doyurabilirler. Ve onlar bu enerji olmadan kesinlikle yaşayamıyorlar. Bu onlar için bizim para, yiyecek, su, ya da diğer gerekli temel yaşam ihtiyaçlarından daha önemli. Çünkü bu enerjilerLE beslenen bir varlıksanız, bir gün bile ihtiyacınız karşılanmadığında ölürsünüz. Onlar işte buna bu kadar bağımlı.


BİR GÜNLÜK KESİNTİ BİLE ONLARI BİTİRİR.

Eğer ki dünyada insanların çoğunluğunu iyi hissettirecek bir gün, tek bir gün olsa, bu varlıkların birçoğu ölür. 24 saatten kısa bir sürede ölürler ve sonsuza kadar yok olurlar. Bu kadar ciddi. Onlar bizim korkumuza bu kadar bağımlılar.
Yani anlamanız gereken şu: Bu varlıklar kasıtlı olarak korku üretimi yapabilecekleri bir gezegen tasarlamışlar. Bizim marketten yiyecek birşeyler almak için bankadaki paramıza ihtiyaç duyduğumuz gibi onlar da korku duygumuza ihtiyaç duyuyorlar.

JC: Evet.
DW: Aslında bu nedenle kendi genlerini bizimkiyle karıştırdılar. Bu da Zecharia Sitchin’in bahsettiği şeylere benziyor. Ancak Sitchin her konuda Annunaki’yi suçladı. O yüzden onun yazdıklarını kesin doğru olarak kabul etmeden, fikir almak için bakmak gerekir. Sitchin’in çalışmalarında birçok sapmalar var ancak temel fikirler doğru.

İNSANLARIN GENLERİYLE OYNANMASI

Anu isminde Reptilian(sürüngen) bir kral vardı. Onun Enlil ve Enki adında iki oğlu vardı. Görünen o ki, Enlil kötü ve Enki iyi olandı. Yani bizim için Enlil kötü olan çünkü bizim genimizle oynayan o, ve bizim klonlardan oluşan köle bir ırk olmamızı istemiş. Enki bizim doğurgan olmamızı istemiş çünkü Annunaki bizi steril yapmış. Bizim sadece köle işçiler olmamız gerekiyordu.

NİBİRU MARS İDİ

Büyük ihtimalle Nibiru Gezegeni aslında Mars idi ve onlar bizim altın madenciliği yapmamızı istiyordu. Bu şekilde Mars’ın atmosferine altın bırakacaklardı. Atmosfere altın püskürttüğünüzde, atmosferin dışarıya kaçmasını engellemeye yardımcı olur. Bunu yaptıklarında Dünya yaşamak için iyi bir yer değildi. Bataklıktı. Bugün var olan okyanuslar yoktu. Daha sıcaktı. Bizim bildiğimiz gibi değildi. Bu yüzden burada yaşamak istemediler ve buldukları yerli maymun insanı alıp güncellediler.

KAYIP BAĞLANTI: DRAKO DNA GÜNCELLEMESİ

Drakoların DNA'larımızla oynamasından dolayı, kayıp bağlantıyı fosillerde beynimizin birden iki katı büyüklüğe çıkmış olması olarak görüyoruz. 

JC: Doğru.
DW: Bizim DNA'larımızla oynamaları yüzünden bir sürü problemimiz var. Sırtımızın kötü olması, güneşten yanmamız, ve güneşin gözlerimiz için kötü olması bazıları. DNA’larımız değiştirildiği için bir sürü garip şeyler görüyoruz. Sonuçta 40 değişik dünya dışı varlık kendi DNA’larını bizimkiyle karıştırmışlar. Bu çok ciddi ve garip bir durum.

MARSLILARCA YAPILAN GENETİK DEĞİŞİMİMİZDE ÇOK YÜKSEK TEKNOLOJİ KULLANILMIŞ

JC: Evet, Nibiru-Mars bağlantısı mantıklı geliyor. Çünkü bildiğin gibi Mars atmosferinin Güneş rüzgarları nedeniyle sürekli yapısı bozuluyor. Ve orada hiç ya da çok az atmosfer var. Bu çok mantıklı geliyor. Kesinlikle noktaları birleştiriyor.
DW: Daha da fazlasını düşünüp anlamalısın ki bu insanların çok gelişmiş teknolojileri mevcuttu. Etrafa yayılabilen küçük nano teknolojisi dahil. Altın atmosfere atom küçüklüğünde yayılabilirdi. Bu küçük nano teknolojisi tanecikler el ele tutuştuğunda ve bunlardan yeterince olduğunda gezegenin etrafinda gerçek bir kabuk oluşturulabilinirdi.

JC: Kesinlikle.
DW: Küçük altın parçacıklarının havada öylece süzülmesi gibi değil bu. Konuştuğumuz çok çok çok gelişmiş bir teknoloji.

ARCHONLAR DÜNYA DIŞI VARLIKLAR DEĞİL

JC: Eski Uzaylılar televizyon şovunda meleklerden ve kurulamayan bağlantılardan bahsetmiştin. Bu negatifliği Archonlara mı bağlıyorsun?
DW: Aslında Simya literatürüne baktığımızda, “Archon” negatif dünya dışı varlıkların dünyada temsilcileri olarak hareket eden insanlar olarak tanımlanır.

JC: Doğru.
DW: Bu genel olarak yanlış anlaşılan bir terim, çünkü birçok insan Archonların kendilerinin dünya dışı varlık olduğunu düşünüyor. Ama değil. Bu onların Dünya'daki adamları - Yer mürettebatları.

JC: Ajanları.
DW: Evet, ve bu çok önemli bir nokta.

İLLUMİNATİ’NİN ANNE BABALARI

Efektif bir şekilde korku üreticiliği yapabilmek için bunların Dünya'daki insanların işbirliğine ihtiyaçları vardı. Bu nokta yakın zamanda öğrendiğimiz Illuminatinin Anne Babaları denilen heyecanlı yeni konu.

JC: Bende şimdi o konuya girmek istiyordum. Sözünü bölmek istemem ama bu konu benim tam da üzerinde durmak istediğim konu. Korku, negatiflik, onların beslendiği şey, o enerji. Eğer bu Illuminati ve Cabal’ın DNA'larında varsa, o zaman kendimize sürekli sorduğumuz “Böyle bir iğrençliği nasıl yaparlar?” sorusunun cevabı bu; bu ahlaksızlık buradan geliyor. Nerede ahlak? Ahlağın damlası nerede? Nasıl yapabilirler? Yani, bundan beslenmeleri mi gerekiyor?

OLAYLARDAN VE SAVAŞLARDAN ENERJİ TOPLAMA

DW:İçeriden birinden duyduğum çok garip birşeyi söyleyeyim. Kendisi bir süre Dünya Güreş Eğlencesi organizasyonu için çalıştı. Büyük stadyum dolusu insanların olduğu büyük programların olduğu her sefer, stadyuma büyük ekran televizyonlar getiriyorlarmış. Hepsinde olmasa da çoğunlukla, bu televizyonlar -ki onun sözleriyle söylüyorum -“gösteriden sonra gizemli bir şekilde kayboluyor”muş.
JC: Ne
DW: Çılgınca değil mi?
JC: Evet
DW: Şimdi gerçeği söyleyeceğim.

DRAKO TELEVİZYON SEYRETMEYİ GERÇEKTEN SEVER Mİ?

Bu televizyonların kristal yapıları yeterince enerji topluyor olmalı ki Drakolar gösteriden sonra bunları topluyor, çünkü bu onlara enerji veriyor.
JC: C Vitamini gibi
DW: Evet! Görüyorsun ya, böyle bir şeyi ben asla düşünemezdim. Bu çok tuhaf ve insanlar bana gülecek ama yine de böyle şeyleri insanlardan duyuyoruz. Yani yaydığımız enerji televizyonların LCD (sıvı kristal ekran) ekranında monitörlerinin içindeki kristallerde birikiyor.

JC: Yani her gösteride yeni bir televizyon mu kullanıyorlar?
DW: Her gösteride. Bu onların bütçesinde planlı. Yeni monitör almaları gerekiyor. Evet.

JC: İlginç. Bu takip edildiğimizin ciddi bir kanıtı. Yani, insanlar korkuyla ekrana baktıkça korku enerjisi pompalanıyor ve televizyon sünger gibi çekiyor bu enerjileri.


ENERJİ ALIMINI ARTTIRMAK İÇİN SİHİRLİ YUVARLAK LCD MONİTÖRLERİ YAPIYORLAR

DW: Başka bir sır daha vereceğim. Monitörleri hangi şekilde kuruyorlar biliyor musun? Pentagram şeklinde. (Pentagram beş köşeli yıldızdır ve mistisizm sembollerinden biridir. Genelde daire içinde çizilir)
JC: Oh, ben göz şeklinde diyecektim.
DW:Onları pentagram şeklinde kuruyorlar çünkü bu sihirli daire. Böyle konulardan bahsetmeyi sevmem ama görünen o ki insanlara birçok hoş olmayan şeyi açıklamak bana dustu.

HADİ ARTIK DAHA FAZLA NEGATİF ŞEY KONUŞMAYALIM

Ben korku pornosuna takılı kalmamaya çalışırım. Hadi şimdi konuyu değiştirelim ve “Aman tanrım, Illuminati gerçek ve hepimizi öldürecekler” dedirtmeyelim. Bunu bu işlere bulaştıkları ilk anlardan beri yapmaya çalışıyorlar ama henüz başaramadılar. 

Trinity Testinin yapıldığı yıllarda (Trinity nükleer bombanın test edildiği ilk testti ve 16 Temmuz 1945’te, Manhattan Projesinin bir parçası olarak yapıldı), Robert Oppenheimer şöyle söyledi:
“Bu test bunu yaptığımız ilk test değil.”
Biz Termonükleer silahların kullanılmasının tasvir edildiği Hindu Vedas’ı okumuştuk.

JC: Acaba biz enerjileri biriktirmeyen bir monitör yapsaydık ne olurdu? (İkisi de gülüyor)
Bu onları kesinlikle yok ederdi.
DW: Evet ama bu onların yaptığı birçok şeyden biri.



Devam edecek


Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: