Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Güncel

BilimTeknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BilimTeknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İleri Seviye Chemtrail Gerçekleri


Askeri, Genetik ve Nano Boyutlu Uygulamaları 

 

 

videoyu görmüyorsanız tıklayın

Video Metni

Duyduğunuz gibi Almanya'dan geldim ve hayatımın yarısında bilim yaptım, diğer yarısında ise gazetecelilik yaptım. Son bir buçuk yıldır da kitaplar, makaleler yazıyor film yapıyorum. Hayatımda çok çeşitli konularlar meşgul oldum. Yani konuları araştırmak ve parçaları birleştirmek derin mevzuları açığa çıkarmak uzmanlık alanım oldu diyebilirim. Norveç'teyken çevresel gözlemler yapmaya ve orada bir şirket için elektro-hassasiyet üzerine çalışmaya başladım. Bu şirket ölçüm malzemeleri, saha malzemeleri gibi şeyler sağlıyor ve insanların elektro-duyarlılığı anlaması için eğitimler veriyordu. Ben oradayken ölmüş bitkilerin kimyasal analizlerini yapmam istendi. Bunlar yağmur suyundan ölen bitkilerdi. Yıl 2012 idi ve çiftçiler ürünlerini kaybetmeye başlamışlar, nedenini merak ediyorlardı. Bu yüzden labaratuvarlara gelip analiz yaptırıyorlar ancak sonuçları okuyamıyorlardı. Değerleri görüyorlardı ancak bu kağıtlarda neler olmalı, nasıl çıkarım yapacaklar bunu bilmiyorlardı Bu yüzden beni Almanya'dan gelen çılgın bilimadamı gibi tanıttılar ve bu konuda yardım istediler. O zamana kadar zaten chemtrail konusu üzerine çalışıyordum. Sanıyorum artık neler olduğunu görüyoruz.
Bunun arkasında farklı gündemler var. Çünkü bu tek bir hedef değil. Tek bir kesimin yapmak istediği tek bir amaç söz konusu değil. Soğanın katmanları türü bir yapıdan söz ediyoruz. Farklı grupların bu konuda farklı beklentileri var. Bu konuda ne kadar araştırırsanız daha çok katman ortaya çıkarıyorsunuz. Bu yüzden bugün size doğrudan bu soğana benzer yapıdan bahsedeceğim. Ve bu konuda size farklı gündemlere dair büyük resmi vermeye çalışacağım. İki şeyi yapmayacağım. Ve bu konuyla ilgilenenlerden de rica ediyorum, gökyüzüne gözlerinizi dikip chemtrail'e mi bakıyorum contrail'e mi bakıyorum mukayesesiyle uğraşmayın. Bu hiçbir işe yaramaz. Bu çözümsüz bir tartışmadan başka şey değil ve bu konuyu buradan çözemeyiz.
Olduğunuz yerden bu maddeleri toplayamazsınız, bir kimyasal analinizi yapamazsınız. 
Kanalıma abone değilseniz tıklayın
Bu video RT (Russia Today) haber kanalının 18.04.18 tarihinde Facebook sayfasından yayınladığı, Rus kozmonotların Uluslararası Uzay İstasyonu'nda yaptığı uzay yürüyüşünün 360 derecelik canlı videosunun incelemesini içermektedir. 

Bu videoda bu çekimin sahteliğine odaklanıp bu gibi videoların gerçekliğini nasıl sorgulamamız gerektiği hakkında bilgiler edineceğiz. Uzay çekimlerini nasıl izlemeli, nereye nasıl bakmalıyız? Hangi özellikleri aramalıyız ve neleri sorgulamalıyız?

Umuyorum bu inceleme videosu daha önce hiç bakmaya alışkın olmadığınız yerlere bakmanızı ve daha bilinçli birer izleyici/araştırmacı olmanızı sağlayacak.




David Icke'ın gerçeklik algımıza dair akılcı yaklaşımı


ya da aşağıdan düz yazı olarak okuyabilirsiniz.

Merhaba. Davidicke.com üyeleri için sunulan video cast'ımıza hoşgeldiniz. Bu hafta yine pek çok mesaj aldık.

Kevin Black'in sorusuyla devam edeceğiz. Kevin soruyor ki "Dünya Düz mü?" Düz Dünya sorusunu neden sorduğunu bilemiyorum ama... cevabım şu olurdu: Nereden bilebiliriz ki? Gerçekten dünya var mı bilebilir miyiz? Evet dünyada yaşıyoruz, öyle değil mi? Çevremizdeki bunca şey, uzaydan görülenler. Evet... Ama ne görüyoruz? Yani gördüğümüz şey... araştırılmakta olan bir saha. İnsanoğlunun burada bulunduğu durumu araştırıyoruz. Ki bu da çoğu insan tarafından gözardı ediliyor. Siz araştırmayı incelersiniz, ben ise kendim bakarım. Ne olduğunu görmem lazım. Finansal ya da politik bir manipulasyon var mı bakmam lazım. Savaş la ilgili bir manipulasyon var mı, tezgahlanmış bir terör saldırısı mı var... Bunun yapılması lazım. Ama olayın zemininde aslında realitenin anlaşılması yatıyor. 

Bizler yaşam dediğimiz şeyi deneyimliyoruz, Dünya dediğimiz şeyi deneyimliyoruz. Nedir peki o? İlk bakışta çok basit görünüyor. O bir gezegen, bir evren... ...ve katı maddeden bir nesne. Madde yani. Ama ne zaman ki... Ne zaman ki derinlere inseniz, -aslına bakarsanız o kadar derin de değil- Bunların hiçbiri doğru değil. Katı bir dünyada yaşamıyoruz. Kuantum Fiziği bunu bize uzun zamandır anlatıyor. Bizler fiziksel görünen... illüzyonik bir dünyada yaşıyoruz. Ama değil. Ve bizler bir bilgisayar oyununun... çok çok gelişmiş bir sürümünü deneyimliyor gibiyiz. Bir simulasyon. Ve insanların bilgisayar oyunlarını nasıl oynadığına bakarsanız. Yani şu sanal gerçeklikleri falan diyorum... Orada ne oluyor? İnsanlar gözlüklerini takıyor, kulaklıklarını falan takıyor, hatta... bazen özel eldivenlerini giyiyorlar. Bunun yaptığı şey aslında basitçe bizim gerçekliğimizi kırmak ve onu algılayış biçimimize müdahale etmek. Çünkü orada aslında dalgaboyu mertebesindeki iletişim, beş duyumuzca elektriksel bir bilgiye dönüşüyor ve sonra beyinle iletişime geçiyor.
Beyinde ardından bunu deşifre ediyor ve bunu bizim deneyimlediğimizi düşündüğümüz gerçekliğe dönüştürüyor.

İşte olan şey bu. Size uzun zamandır kitaplarımda bahsettiğim simulasyon. Bu simulasyon kablosuz internet gibi. Aynı o durum. Eğer kablosuz... internet olan bir yerdeyseniz onu göremeseniz de o her yerdedir. Görünmez bir biçimde varolur. Ve bilgisayar bu... bilgi alanını deşifre ederek ekranda gördüğümüz şeye çevirir. Biliyorsunuz, internetten bahsedince tüm o resimler, grafikler, filmler, yazılar... evet ama sadece ekranda. Başka yerde değil. Sadece deşifre edilip işlenmiş bir bilgi kümesi. Bu yüzden bir biyolojik bilgisayar olarak bizim yaptığımız şey de bilgiyi almak, işlemek, iletmek suretiyle kozmik internet dediğim bu alanla etkileşimde bulunmak. Kozmik bir wifi ağı gibi düşünebilirsiniz. Ve böyle yaparken bir dünyada varmışız gibi görünüyor. Ama aslında sadece onu deşifre ediyoruz. Aynı bilgisayarın vericiden gelen bilgiyi işleyip ekrana getirmesi gibi. O yüzden sanal gerçeklik bilgisayar oyunlarının yaptığı şey, eldiven, gözlük gibi gereçlerle bu sürece müdahale etmek. Bunu görüşünüzü, ve duyduğunuz sesi değiştirmekle yapıyor tabii. Bedenin beş duyusuna hitap edebilecek şeylerle. Yaptıkları şey, bu duyuları başka bilgilerle beslemek. Bunu da normalde deneyimleyeceğiniz ve "gerçek" kabul ettiğimiz Dünya'yı baskılayarak yapıyor. Acaip değil mi gerçekten? Ve birden insanlar kendilerini öyle sofistike bir sanal gerçeklik içinde buldular ki şu anda algıladıkları Dünya acaba gerçek mi? İnsanların özel gereçlerle o gerçeklikle etkileşime girdiklerini görüyorsunuz. Aslında duyularının algılayacağı formda onlara sunulmuş veriden başka şey değiller.

Şimdi soru şu. Ya halihazırda yaptığımız da buysa? Yani sahte bir gerçekliği algılamak. Bu da bizi "Dünya Düz mü?" sorusuna getiriyor. Bir Dünya var mı acaba? Nereden bilebiliriz ki? Bilgisayar nereden bilsin; ekranındaki şey gerçek mi? Nereden bilebiliriz? Biz katı gibi görülen bir gerçeklik algılıyoruz ama değil. Ve biz sadece bilgi alanında mevcut bulunan veriyi işliyoruz. Aynı bilgisayarın yaptığı gibi. Bilgiyi/veriyi değiştirin, ekrandaki görüntü değişsin. Bu yüzden, eğer bilgisayar simulasyonu tarzı bir şeyin içinde yaşıyorsak; ki ben kuvvetle muhtemel böyle görüyorum. Tamam bilim projeleri var; ama bunlar ana-akım. Dünya'nın dört bir yanından açık fikirli çalışmalar var ve bizi şu soruya getiriyor. Bu bir simulasyon mu? Bir bilgisayar oyunu gibi mi? Biliyorsunuz, bazı fizikçiler de buna değindi ve realitemizin fiziğinin bir bilgisayar oyunu fiziğiyle aynı işlediğini söylediler. O zaman kanıtlar bizi hep bu sonuca yaklaştırıyor.

Bir başka soru şu; Simulasyonu yöneten her kimse işlediğimizi veriyi de kontrol ediyor, gerçeklik algımızı, kim ve nerede olduğumuz algısını da kontrol ediyor. Yani... (tuş sesleri) sonra Enter'a basar. Ahaa, Dünya yuvarlak adamım. Baksana uzaydan görüyorum. (tuş sesleri) Enter'a basar. Allah aşkına, herkes Dünya'nın düz olduğunu bilir. Baksana uzaydan görünüyor. Bu kadar basit. Ancak ve ancak gerçeklik ve benlik gibi böyle derin konulara ya da yaşadığımız bu dünyaya veya burada yaşadığımız dair algıya işte burası cevapların olduğu yer çünkü burası tavşan deliğinin bizi götürdüğü yer.

Bu sorular, insanların sahip olduğu bu kesinlikler... mesela insanlar gelip şöyle diyorlar "ooo adamım sen delisin, bunu herkes bilir" Peki ya sen nereden biliyorsun?
─ "Eee okulda anlatıldı." 
evet, peki sonra?
─ "Medya böyle diyor, bilim öyle anlatıyor."

Pekala... Aldığın bu bilgilerin hep aynı kaynaktan geldiğini hiç düşündün mü ki? Hatta hep aynı oyundan geldiğini. Çeşitli uzmanlıklardan insanlar der ki işte bu böyle olur. Ben de bu oyuna geldim, ben de herkes gibi sahte gerçeklik tuzağına düştüm. Çoğu zaten söylediklerine inanıyor çünkü onlara göre doğru bu. Ama ne zaman ki realiteye derince ve  açık fikirlilikle bakarsanız, gerçekliği algılayış ve deneyimleme sürecimizi görmeye başlarsanız, o zaman bu büyük sorular cevap istemeye başlıyor. Burası nedir? Algıladığımız bu Dünya gerçek mi? Yoksa bu tıkır tıkır tuşlara basılıp programlanan bir şey mi? Eğer öyleyse komutları kim gönderiyor?

Yıllar önce, çok yıllar önce, 1950'lerde, Londra Planetaryumu açıldı. (Ç.N.: Uzay ve gökyüzü müzesi)
ve... Ben orta İngiltere'de, Leicester'de doğmuştum. Hiç paramız olmamıştı. Haftadan haftaya zor geçiniyorduk. Bir gün bir şey oldu. Babam şu banka tatillerinden birinde çıkıp geldi. Merdivenlerden indi ve Londra'ya gideceğimizi söyledi. Ne?! Bu aşağı yukarı 50'lerin sonunda oluyor. Yani ben de 6-7 yaşlarındayım. Harikaydı. İlk kez buharlı trene de binmiştim. Londra'ya vardık ve... Babam dedi ki "Londra Planetaryuma gidiyoruz!" Ne olduğunu bile bilmiyordum. Üstelik babamın astronomiye kesinlikle hiçbir ilgisi yok, hayatında bundan bahsetmedi, hiç bunu anmadı ama şimdi Londra Planetaryumuna gidiyoruz.

Buradan şuraya geleceğim... İçeri girdim, gündüzün ortasındayız, oraya oturdum, küçük bir çocuğum, ışıklar söndü... Ve birden gece gökyüzü üzerimdeydi ve bana bakıyordu. O gün bir şey beni dürttü ve düşünün; küçücük bir çocuğum. Bunu o zamandan beri aklımda tutarım. Gerçek miydi, yoksa bir film miydi sadece?
Gece baktığımız gökyüzünden bahsedersek, öylece bakıyoruz... Onca yıldızlar, Binlerce nesne, milyonlarca yıldız, milyarlarca ışık yılı uzaklıklar... bahsettikleri o korkunç mesafeler. Sadece bizim onları görebildiğimiz formda mevcutlar. Bunu da beynin sadece 2 cm küplük kısmı yapıyor. Gördüğü bilgiyi işleyip bizim için algılanabilir olan gerçekliğe çeviriyor. Çünkü zaman diye bir şey yok. Aslında uzay da yok. Hepsi illüzyon. 

NASA çelişkilerini anlamak için bir rehber


Yaptıkları işi havalı ve zor göstermek için hikayeler uydurdular. Şimdi bu hikayeler başlarına bela oluyor. Dünya'nın atmosferini nasıl da yarıp geçtiklerini anlattılar, bazen yörüngeye yerleştirdikleri teknoloji dehası uydularını anlattılar. O da yetmedi, 20 yıl önceki teknolojiyle 1997'de ta Satürn'e giden ve görevini tamamladığı geçen sene gezegenin atmosferine sokularak intihar dalışıyla emekliye ayrılan Cassini uzay aracı söz konusu. Muhteşem bir Holywood filmi gibi hayranlıkla izlendi. İnsanoğlu gelişmişliğinin sınırlarında, henüz insansız da olsa tüm güneş sistemine yayılabiliyor, ve Mars'ta koloni kurmanın hazırlıklarını yapıyor. 

Uzay konusunu çekirdek çitlenerek izlenecek efekti bol bir eğlence aracı olarak devam ettirmek istiyorsanız elbette bu halen mümkün. Gerçekleri bilmek ağır basıyorsa, yalanı anlamak, uzay programlarına olan umudu, merak ve heyecanı yeniden ele almak için bize öğretilen şu üç zorlu unsuru iyi anlamamız gerekiyor. 

Bunlar yeryüzüne yakından uzağa doğru şöyle sıralanıyor;
  1. Van Allen Kuşağı
  2. Asteroid Kuşağı
  3. Kuiper Kuşağı

Uzaydaki(!) bariyerler

Van Allen Kuşağı (Van Allen Belt) nedir?

Van Allen kuşakları ve konumları
Kuşağın içinde güneş fırtınları, radyasyon seviyeleri ve dünyaya etkileri gibi bilgileri bize sağlayan cihazlar (probe) bulunmaktadır. Güneş fırtınalarında güçlenip büyüyen ve birbirine yaklaşan Van Allen kuşakları bu hat içinde bulunan cihazlarda ve daha aşağıdaki uydularda iletişim ekipmanlarını etkilemekte, elektriksel sorunlara yol açabilmektedir. Daha önemlisi, bu kuşakta uzun süre bulunmak insanlı uzay yolculukları için şimdiye kadar bilinen en büyük risk ve engeldir. NASA, 60'larda Ay'a astronot gönderilebilmesini kuşağın ince bir kısmına kısa bir süre maruz kalınmasıyla açıklamakta. Ne var ki günümüzde bu kuşağın geçilemezliği tartışılıyor ve daha iyi uzay araçları tasarlanmaya çalışılıyor.

Van Allen, çoğunluğu Dünya'nın manyetik alanınca yakalanmış güneş fırtınalarından gelen yüksek enerji yüklü parçacıklardan oluşan bir bölgedir. Yüzeye 500 km ila 58.000 km. mesafe içinde yer alan iki katmandan oluşan kuşak 1958'de keşfedilmiştir ve 2012'deki gözlemlerden sonra, üçüncü bir katmanın daha belirebildiği tespit edilmiştir. Adını ABD'nin 1958'de fırlattığı ilk uydu Explorer 1 ile keşfe önderlik eden James Van Allen'den almıştır.

Bu yazıda öğreneceğiniz diğer konular: 

Natural News haberine göre ham küresel ısınma verileri incelendiğinde dünyadaki sıcaklıkların değiştirilerek sistematik bilimsel dolandırıcılık yapıldığı ortaya çıktı. Bu tüm bilim tarihinde bu güne kadar ortaya çıkmış olan en büyük sahtecilik ve bize "küresel ısınmanın" ve "iklim değişikliğinin" gerçeklikten uzak özenle hazırlanmış birer yalandan ibaret olduklarını gösterdi. 
(Emre'nin notu: Bu konuda David Icke uzun yıllardır aynı şeyi söylemekte ve somut ispatını da İnsanoğlu Ayağa Kalk adlı kitabında yapmaktadır.)
Yeni bir araştırma gösterdi ki bilim insanları tarafından son yıllarda yapılan küresel yüzey sıcaklığı okumalarındaki veriler yayınlanmış güvenilir ABD verileri ve diğer sağlayıcılarla tamamen tutarsız. (Daily Caller)

küresel ısınma sözcüsü
Küresel Isınma sözcüsü ve
ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore
Küresel olarak yayılmış bu sahteciliğin amacı bilim insanlarına sahte bilgi empoze edip ortalama küresel sıcaklıklarla ilgili kıyamet-vari bir trendin sergilendiği bir tür fikir birliği yaratmak. Bunların hepsi müthiş para kaynağı olan karbon vergilerini desteklemek için yapılıyor. Bir yandan karbon salınımlarıyla ilgili baskıcı hükümet politikalarıyla devlet kazanıyor, bir yandan da satılmış piyon bilim insanları hileli bilimleriyle para kazanıyor. Bunların başı çekeni de eski ABD Başkan Yardımcısı ve küresel ısınma sözcüsü Al Gore. Kendisi Dünya gündemine küresel ısınma ve iklim değişikliği fikrini atan en etkin ve öncü kimsedir. İklim değişikliği konusunda tüm Dünyayı galeyana getiren bu ağabeyimiz savunduğu ve toplumu uyardığı bu tehlikeye karşılık Nashville'in en lüks bölgesinde, 20 odalı ve 8 banyolu bir malikhanede yaşıyor ve ortalama bir ABD vatandaşının yıllık tüketiminden çok daha fazla elektriği bir ayda tüketiyor. (Kaynak)

Sony'den gördüklerinizi kaydeden kontakt lens


Sony gördüğünüz her şeyi kaydedebilen, fotoğraf ve video çekebilen bir kontakt lens üzerinde çalışıyor. Sony'nin çoktan patentini aldığı bu cihazın patent sayfasını buradan inceleyebilirsiniz.

Diğer akıllı kontakt lensler görüntü iyileştirmeye veya arttırlmış gerçeklik (augmented reality) HUD'larına (HUD nedir) odaklanırken Sony daha ötesine odaklanmış durumda. Şirkete Nisan ayında kazandırılan patentle Sony, kullanıcının kontakt lens kullanarak bir göz kırpmasıyla fotoğraf ya da video çekebildiği, bunları oynatıp durdurabildiği giyilebilir bir cihaz üzerinde çalışıyor.

Lensin üzerinde bulunacak sensörler sayesinde olağan ya da kayıt hedefli göz kırpmalar birbirinden ayırt edilebiliyor ve istemsiz kayıtların önüne geçilebiliyor. Görüntü yakalama (kamera), depolama ve hatta kablosuz ağ modülü lensin içinde ve iris çevresinde yerleşik olacağından hiçbir harici birime gerek kalmıyor. Yine iris çevresindeki dış halkalarda bulunan piezoelektrik sensörler sayesinde gözün hareketleri lensin kendi üreteceği enerjiyi de sağlıyor.

Henüz bu teknoloji bir lensin içine sığdırmak için çok büyük ve sadece teorik olsa da Google Glass'ın korkunç başarısızlığı üzerine Google'ın da akıllı kontakt lensler üzerinde çalıştığını biliyoruz. Diğer teknoloji devlerinin de geleceği göreceği ve bu gemiyi kaçırmak istemeyecekleri şüphe götürmez bir gerçek.

LÜTFEN DİKKAT! BU KONUYLA İLGİLENEN KİŞİLERİN ÖNEMLİ BİR KISMI BU FENOMENİN AKIL SAĞLIKLARINI YA DA YAŞAM MOTİVASYONLARINI TEHDİT ETTİĞİNİ RAPOR ETMEKTEDİR. OKUYACAĞINIZ BU YAZI SİZİ NET BİR CEVABA GÖTÜRMEKTEN ZİYADE YOL GÖSTERİCİ VE SORGULATICI NİTELİKTEDİR.

GİRİŞ

truman ydi düz dünya flat earth
Truman Show filmi finali
Merhaba. Sevgili dostlar. Bu sitede bugüne kadar yazılmış en önemli ve en çarpıcı yazıya hepiniz hoşgeldiniz. Yazının başlığıyla yalanın konusundan bahsedip sizi korkutmak istemedim. Yalanı okudukça göreceksiniz. Sizlere çok çarpıcı bir iddiadan bahsedeceğim. Bu teori ile 2015 yılının Kasım ayında tanıştım ve bir yıla yakın süredir araştırmaya, konuyu düşünmeye, doğaya bakıp hissetmeye devam ediyorum. Yani bu bilgi ve kanıt derlemesini yazmadan önce aylardır yazıp yazmama konusunda düşündüm. Bu iddia son birkaç yıldır Dünya'da aşırı bir talep görmekte ve çığ gibi taraftar toplamakta. Türkiye olarak düşük okuma yazma ve dil bilme oranından, duygusal ve siyasi açıdan çalkantılı bir coğrafyada olmamızdan ve gereksiz mevzulara olan merakımızdan dolayı çok geriden geliyoruz. Ama son birkaç haftadır Türkçe'ye çevrilmiş videolar sağlanmasıyla konu burada da yeni yeni alevlenmeye başlandı. Bazı arkadaşlar neden bahsedeceğimi anlamıştır bile.

Beni uzun süredir takip edenler ya da şahsen tanıyanlar bilirler. Ruhsal ve toplumsal kısmını saymazsak arayışım uzay ve UFO merakıyla başlamıştır. Bu sitenin birkaç yıl boyunca içeriği ağırlıkla Galaktik kanal mesajları, UFO'lar, dünyadışı zeki yaşam üzerine haber ve gelişmeler olmuştur. Bunları terk ettiğimi de birkaç ay önce burada duyurdum ve hala okuyucu çekmelerine rağmen siteden bu gibi mesajların %90'ını kaldırdım. Bu noktada daha fazla detaya girmeme gerek yok. 

Bunları neden anlatıyorum? Uzay ve UFO merakına 20 yılımı verdim. Bu konuda önemli bilgi kaynaklarından ve Türkçeleştirme yapanlardan oldum. Tüm bunlara rağmen kafamı ciddi şekilde karıştıran ve açıklayamadığım bazı sorunlar var. Şüpheci ve agnostik yapıma rağmen tutkuyla bağlandığım gerçekliğin altüst oluşu benim için hiç kolay olmadı.

Masa başında mısın?
Bu yazıya cepten devam
etmek için kodu tara
Kuru, materyalist UFO'cu kitleyi çok önemsemiyorum ama spiritüel UFO'cuları önemli bir zorluk bekliyor. Eski alışa geldikleri kurtuluş senaryoları çökebilir. Spiritüellerin meditasyon yapıları bile eskisi gibi kalamayabilir, çünkü ortaya çıkan son tabloya göre imajine ettikleri şeyler sanal ve tuzak olabilir. Olmayan bir gerçekliği kullanarak dünyayı şifalandırmaya, bir yerlerden yardım istemeye, bir yerlere çeşitli imgeler gönderip almaya gayret ettik. Dünya'ya doğan her bir insancık aklı kesmeye başlayan bir yaştan itibaren bu öğretilen "sanal" gerçeklikle formatlandı ve hepimiz; yani 7 milyar insan olarak belki de her nefes alışverişle bu -öğretilmiş- sahte gerçekliği bilinçlerimizle besleyip ilüzyonu güçlendiriyor, gerçekliyor olabiliriz. Bunu kendimiz canlı tutuyoruz. Bu yüzden gözlerimizi, kulaklarımızı, kalplerimizi kör ettik. Tutukluyuz. Hiç dikkatle bakmadık. Hiç sorgulamadık. Neden?

insanin kurtuulucuİnsanoğlunun bu güne kadar üzerinde durduğu ve inandığı tüm kurtuluş senaryoları, tüm gelecek teorileri hep bir şekilde doğrudan ya da direkt, ama onun özel ve çok önemli olduğuna dayanıyor. Gerçekten öyle olduğumuz için genlerimizde taşıdığımız bir iz mi var da böyle inanıyoruz yoksa bu bize EGOMUZUN bir oyunu mu? 

Son yıllarda bilim de, içinde bulunduğumuz yaşamın David Icke'ın söylediği gibi bir ilüzyon ya da hologram olduğuna işaret eden bulgular elde etmeye başladı. Nassim Haramein evrenin kütlesinin bir tek atomun kütlesiyle aynı kütleye sahip olduğunu matematiksel olarak da ispatladı. Yanlış okumadınız! Türkçesi: Tüm bu uzay ve boşluk tek bir atomun içine sığabiliyor! Yani "her şey birdir" ve islâmdaki vahdet-i vücut artık bilimsel ve formule edilebilir bir gerçek.

Ya yaratımın duygulu ve bilinçli de olsa sıradan bir ürünüysek ve türümüzün devamı hiçbir gücün hiç de umrunda değilse? Ya içine ruh katılmış gelişmiş bir biyo-bilgisayar isek ve hatta bir simulasyonda isek? Son yıllarda yapay zeka çalışmaları çığrından çıkmaya başladı. Sentetik insansı etten robotlar giderek gelişiyor. Biz de yaratmaya oynuyoruz. Bir gün tek eksik içine RUH katmak kalacak. Ya onu da bulursak?

Bir gün biz, yani yaratıcısını arayan bu yaratıcının yarattığı da izini kaybettiği yaradanını aramak zorunda kalır mı?


Tavsiye filmler
  1. Prometheus
  2. Her
  3. Ex Machina

Görsel: DIMENSÃO7@tumblr.com


Kozmik İfşaat Sezon 4 Bölüm 5 Özeti
Corey Goode ve David Wilcock ile
“Tanrının Sesi Teknolojisi”


Bu haftanın Kozmik İfşaat bölümü epey tartışmalı bir konu. Corey Goode ve David Wilcock Tanrı'nın sesi teknolojisine odaklanarak zihin kontrolünün farklı türlerini tartışıyorlar.

Goode ve Wilcock yıllardır kendilerine istihbarat sağlayan adamlarından aldıkları bilgiler doğrultusunda Illuminati de denen kabal örgütünün aileleri içinde de dahil olmak üzere bu teknolojinin daha ilkel bir türünün nasıl kullanıldığını anlatıyorlar. Öncelikli amaç binlerce yıl alan gündeme grup içinde sorgulanmadan itaat edilmesi. Kendiliğinden değişime meyilli bu planın mimarları için önemli olan şey gelecek nesillerin bunu bozmalarına mani olmaktı. Bunun gereği olarak travma tabanlı çok yoğun bir zihin kontrolü şekli geliştirdiler. Buna modern çağda Kral/Padişah Programlama deniyor. 

Tanrının Sesi (VOG) teknolojisi elektromanyetik ve bazen de sonik frekansları sempatik titreşimle doğrudan hedefin merkezi sinir sistemine iletme metoduna dayanır. Bazı durumlarda yayın aldığı sırada kafatasının kendi titreşir. Goode bu tür cihazların bazılarını bir kontrol kutusuna bağlı dizüstü bilgisayar boyutunda bir metal plakaya benzetmiştir. Cihazların bazılarında mikrofon özelliği de bulunur ve böylece operatör de Tanrının Sesi aygıtına konuşabilir ve hedef kişinin zihnine seslenebilir. 


Cihaz metal bir plakayı andırıyor

Goode'un bahsettiğine göre bu cihazların öncüleri sınırlı menzilliymiş ve hedefin de görsel menzilde olmasını gerektiriyormuş. Dağılma etkisinden dolayı etki zayıflıyor ve gücünü kaybediyormuş. Daha sonra daha gelişmiş VOG cihazları yapılmış. Artık sinyal duvarlar arkasından ve hatta alçak yörünge uydularından bile gönderilebilir olmuş. 


VOG'un bir kişinin zihnine doğrudan bilgi indirme kapasitesi olduğu söyleniyor. Bu iletişim amaçlı da olabilir; mesela sahadaki bölgelere önemli istihbaratları göndermek gibi. Ya da birilerinin zihninde canlı halüsinasyonlar, gerçekçi vizyonlar ve sesler oluşturmak için. Hatta koku etkisi bile hedef kişinin sinir sistemine doğrudan gönderilebilmektedir. Bu gibi durumlarda hedef çoğunlukla vizyonların yanlış doğasını farkedememektedir. 

Goode'a göre teknoloji ne kadar canlı ve gerçekçi sansasyonlara sebep olsa da kişi gerçeklik ile kurgu arasındaki farkı ayırt etmeyi öğrenebilmektedir. Standart protokole göre Gizli Uzay Programındaki yeni personel VOG vb. teknolojilerin etkisi altında olduklarını ayırt edebilecek şekilde eğitilirler. 

Teknoloji önceleri yalnızca üst-seviye birimlere açıktı ama daha sonra kullanımı o kadar serbestleşti ki izni alan herhangi biri buna erişim sağlayabilir oldu. Bazı durumlarda program üyeleri bunu kendi kişisel işlerinde, örneğin eşlerinin sevgililerinde bile kullanmaya başladılar. Goode günümüzde bunun son derece sık kullanıldığını söylüyor. 


Açık sahada doğrultarak kullanılan
bir VOG cihazına örnek

VOG (Voice of God) teknolojisinin çeşitli varyasyonları ve pek çok ismi var. Örneğin kafatasına ses, V2K, LRAD (Uzun Menzilli Akustik Aygıtı) ve DARPA'nın sonik projektörleri. Goode bu teknolojinin ruhsal figürler yoluyla insanlar üzerinde hileli kanal mesajları yaratmak için de kullanıldığını söylüyor. Bu gibi vakalarda kanallık yapan kişiler bedensiz ruhsal varlıklarca bağlantı yapıldığına inandırılıyorlar. Ama aslında dünya yakınındaki bir VOG (Tanrının Sesi) istasyonundan yayın alıyorlar. 


Sonuçlar

Bu bilginin rahatsız edici doğasına rağmen bunları anlamak çok güçlendirici olabilir. 

Kabal bilgiyi insanlıktan uzun süredir gizledi. Tartışmasız en önemli bilgi de kendi bilincimizle ilgili olanlar. Kadim psikolojinin bir türünü kitleleri yönlendirmek için kullandılar. Kendi aile üyelerini bile sapkın Yeni Dünya Düzeni (NWO) vizyonlarını gerçekleştirmek için yönlendirdiler. 

Ancak daha önce söylediğimiz gibi, onların tarafında olanlar asla böyle planların parçası olmazlar ve onlar üzerinde zihin kontrolü yapılamaz. Doğru disipline edilmiş (buna bir aydındanmışlık durumu da denebilir) bir bilinç, kişiyi travma bazlı uygulamalar da dahil her türlü zihin kontrolüne karşı bağışıklı kılar. 


Bunun nedeni, aydınlanmış bir bilinç tüm deneyimi kutsallıkla kavrayıp entegre etmeye çalışır. Buna negatif veya travmatik olan deneyimler de dahil. Ama nüfusun çoğunluğu olarak kendinin üstatlığından yoksun olduğumuz, yani aydınlanmış olmadığımız için çoğu zaman bir tür zihinsel esin kaynağının ve akıl kontorülünün altında yaşıyoruz. 


Aslına bakılırsa kim olduğumuz bilgisi, yani benlik duygumuz hayatımızın ilk 6 yaşında programlanır, çünkü bilinçli zihin henüz etkin değildir. Bu genç yaşlarda daha çok davranışsal motifleri ve gelecekteki alışkanlık ve dürtülerimizin %95'ini oluşturacak olan bilinçaltı programlarımızı oluştururuz. Çoğu kişi de kendini yeniden programlama yetisini geliştirip aydınlanmadığından ne olduğumuz hakkındaki fikrimiz gerçekte ne olduğumuzun çok soluk bir yansıması olmaktan öteye geçmiyor.


Bu bilgi, burada şimdiye kadar verdiğimiz en güçlendirici bilgilerden birisidir. Tüm zihin kontrolleri özgür iradeyi sekteye uğratma ve bilinçli zihni bastırma yoluyla çalışır. Bu yüzden, kutsal bilgiyle desteklenmiş daha yüksek irade gücü bizi akıl kontrolüne karşı bağışıklı kılar. Ve bir kez kendimizin üstatlığını öğrenirsek tüm zarar verici alışkanlık ve dürtüler yok olmaya başlar. Geride ise hayli güçlenmiş ve donanımlanmış bir kişilik bırakır.


Kendimizi ne kadar bilir, gerçekliğimize ne kadar ulaşırsak psişemiz de o denli gelişir, gelişmiş zihinsel yetenekler kazanır ve dış telkinlere ya da zihin kontrolüne karşı da o kadar güçlü hale geliriz.


"Eğer aklınızı kullanmazsanız, bir başkası sizin yerinize kullanır!"
Görsel kaynağı 


Çeviri: Emre Güney
Kaynak: 
sitsshow.blogspot.com

Kaynaktaki özetten derlemedir

Siz kimle ya da neyle haberleşiyorsunuz? Greg Giles bu evrelerden geçmiş ve kaynağı ayırd etmemiz için şu aydınlatıcı yazıyı yazmış. Tıklayın! İngilizcedir.


YENİ TÜR SUYUN KEŞFİGEZEGENİMİZ İÇİN MUCİZEVİ YENİ TEKNOLOJİLER

Drunvalo Melchizedek
[Bu konferans Drunvalo tarafından verilmiştir]


On yıl önce… Türkiye’de Zikir seslendirmekte olan çok eski Sufi ustalarının küçük bir grubu vardı. Onlar sessizler ve hiç kimse onları bilmiyor. Ve onlar bir şey yaratmaktalar; veya, insanlığın hiç görmediği bir şeyin kendileri vasıtasıyla gelmesine izin veriyorlar. 

Bu adamlardan biri bu gruptan geldi. O da bir Sufi üstadı, 78 yaşında. Yaklaşık 40 yaşında görünüyor ve hissediyor. Onun yaşlı biri olduğunu asla bilmezsiniz. O dünyaya bir şey verdi… Bir miktar su verdi. İnsanlığın hiç görmediği su. Şöyle dedi, “İşte, bu dünyanın iyileşmesi için”. 

Araştırma yapmaya başladılar. Ve bu suyu kirlenmiş bir göle veya kirlenmiş bir nehre her koyduklarında, anında, genellikle 3 – 4 gün içinde tüm gölün, tüm nehrin kesinlikle temizlendiğini, 1000 yıl önceki hali gibi olduğunu gördüler. Çökelti ve içindeki her şeyin bile temizlendiğini gördüler. 

Hiç kimse buna inanamadı, ama buna inanmak zorundaydılar, çünkü bunu görebiliyorlardı. Ama buna inanamadılar. Ve 10 yıldır araştırma yapmaya devam ettiler. 

Ocak ayında, melekler bana dünyada yeni bir şeyin ortaya çıkacağını anlattıkları zaman, benimle temas kurmaya çalıştılar. Ama dünyayı dolaşmakla çok meşguldüm. Onlar denemeye devam ettiler. Ve ben “Hayır, hayır, bunu yapamam, zamanım yok” demeye devam ediyordum. 

Sonunda, yaklaşık üç ay önce, hala zamanım yoktu, ama meleklerin söyledikleri şeyin gerçekten doğru olup olmadığını görmeleri için birlikte çalıştığım bazı insanları Florida’ya gönderdim. Bunlar eğitimli insanlardı ve bunun gerçek bir şey mi yoksa sadece illüzyon mu olduğunu saptayabilirlerdi. Yapamadılar… Bana telefon açtılar ve konuşamadılar bile. Çocuk gibiydiler, çok heyecanlı idiler. “Buna inanamıyorum, bu sahiden gerçek” diyorlardı. 

Sunum Toplantısı


Ve Washington’da, gizli küçük bir odada ordu, Hava Kuvvetleri, CIA, FBI ile bir toplantıdan henüz döndüm. Büyük şirketlerden yaklaşık 15 yüksek seviyede fizikçi ve kimyacı vardı.

Söylediğim şey hakkında dikkatli olacağım, tüm bu dökümanları imzalamak zorundaydım. Ama onlar söyleyebileceğim şeyi söylememe izin veriyorlar ve söyleyebileceğim şey yeterince iyi. 

Onlar önce iki büyük kirli su konteyneri getirdiler. Bunlardan biri lağım gibi kokuyordu. Kahverengi, iğrençti. Onu oraya koydular. İkincisi bir diğer türde sarımsı renkte yeşil kirli su idi, benzin ve petrol gibi kokuyordu ve açıkça içinde kimyasallar vardı. Burnunuzu buna da yakın tutmak zordu. 

box1
Ayhan Doyuk
Bunları yüksek bir şeyin üzerine koydular. Bay Ayhan Doyuk “Şimdi bu bir göle benziyor” dedi. Yaklaşık bir çay kaşığı dolusu su aldı, bu miktarın gerekli olandan fazlası olduğunu, ama daha hızlı olması için bu kadar koyduğunu söyledi. Oraya bir çay kaşığı su koydu ve etki olmaması için geri adım attı. Çok yavaşça, yaklaşık iki saatte bu suların her ikisini de gözledik, kirlilik yavaşça dibe doğru yöneldi. Üstte olan şey hayal edebileceğiniz en temiz, en berrak su idi. Ve hiçbir şey kalmadı, çökelti bile ve her şey kesinlikle temiz suya dönüştü. Bu hakikaten gerçek! 

Sonra bir Japon balığı aldı ve suyun içine koydu, ölmesine neden olacak herhangi kimyasal ya da başka bir şey olup olmadığını görmek için. Ve üç saat sonra, bu küçük balık hala yüzüyordu. 

İlginç olan şey… beni çağırdılar. Tüm bu projenin başkanı ertesi gün beni aradı ve dedi ki, “Buna inanmayacaksın. Balığı sudan çıkarmışlardı ve alt kattaki akvaryuma koymuşlardı, ertesi sabah geldikleri zaman, tüm akvaryum temizdi. 

Saf motor yağını kutudan çıkardılar, kapağı kaldırdılar, bir miktar yağı dışarı aldılar ve yaklaşık 3 – 4 damla su koydular ve salladılar. Anında, 3 saniye içinde, artık motor yağı yoktu. Bunun yerine, balık besini olan proteinler ve amino asitler vardı. Anında. 

Bu ilginç bir benzetim, çünkü petrol milyonlarca yıllık ömrün son ürünüdür. Sondur, siyahtır ve sondur. Ve bu suyla temasa geçtiği zaman, anında beyaza dönüyor ve protein ve amino asitler haline geliyor; yaşamın başlangıcı. 

Süper – iyonize


Bu su nedir? Dış yörüngesinde 3 ekstra elektronu olan sudur. Süper – iyonize su adı verilir. Bunu duyacaksınız. Şüphe yok!

Dünyanın tüm bilim insanları, fizikçileri ve kimyacıları bunu son birkaç yıldır incelemekteler ve gizli tutmaktalar. Onlardan hiç biri, bunun gerçekleştiğini görebilmelerine rağmen, ne olduğunu size açıklayamaz. Bilmiyorlar! Bunu çözemiyorlar. 

Reaksiyonu inceleyerek, bunun tepesinde size anlatamayacağım bir şey var, bu su bilinç imiş gibi görünüyor, o canlı ve ne yaptığını biliyor. Ne yaptığını tam olarak biliyor, çünkü … tek bir tepkimeye, tek bir kimyasal tepkimeye giriyor ve tek bir şey yapıyor, ve benzer türde bir bileşen ile başka bir tepkimeye dönüyor ve yalnızca bilinç tarafından yapılabilecek başka bir şey yapıyor. 

Bu suyla ilgili bir şeyin farklı olduğunu biliyorsunuz, çünkü bir ampulu alırsanız, sıradan bir ampulu ve teli kesersiniz, iki teli bir araya getirirseniz, ampul çalışır. Eğer bu iki teli dielektrik olan suda birleştirirseniz hiçbir şey olmaz, ışıksız bir ampule benzer. Ama eğer telleri süper – iyonize suya koyarsanız, ışık yanar. Hiç kimse bunu daha önce görmedi. Bu, bildiğimiz her şey tarafından imkansızdır. Ve suda elektrik enerjisi akımı vardır bunu sıvı elektronlar olarak tanımlarlar. 

Bu, dünyaya bir armağan olarak Sufi öğretmenlerden ve ustalardan geldi. 

İzmit Körfezini Temizlemek


Türkiye’de İzmit Körfezine gittiler. İzmit körfezi çok kirli. Gezegendeki en kirli su gövdesidir. Saf petrole benzer. Siyahtır. Artık su değildir. Sadece kara petroldür. Ve yüzme havuzuna benzer bu iki büyük tankı götürdüler ve bu kara suyla doldurdular. Tankın biri kontrol için, diğeri deney içindi. Ve bu kirli suya sadece birkaç litre süper – iyonize su koydular. Kirli su o kadar kötüydü ki, yüzeyde siyah kabarcıklar oluşuyordu. Birkaç saatten daha az bir sürede, havuz kristal berraklığına geldi. Temizdi.

Sonra İzmit Körfezine gittiler ve tüm körfez temizlendi, her şey. Ama körfezi bu şekilde tutamazlardı, çünkü körfeze sürekli olarak kirlilik pompalayan oda büyüklüğünde kanallar vardı. Körfezi temiz tutmak istiyorlarsa, bununla uğraşmak zorunda olacaklardı. 

Bununla ilgili ilginç olan bir başka şey, kirli suyun ne olduğuna bakmaksızın, kirli suyun içinde ne olduğuna bakmaksızın, bu kristal temizliğindeki suya dönüşmesi ve hatta pH’ı mükemmel şekilde 7’ye dengelemesidir, bunun ne olduğu önemli değil, neyle başladığınız önemli değil. O bunu bir çok kez yaptı ve şimdi bakmak zorunda bile değil. pH kağıdını batırıyor ve “Bak, 7” diyor. Bunu otomatik olarak yapıyor. Bilinç o sistemde ne yapılacağını tam olarak biliyor ve onu geri nasıl dönüştüreceğini biliyor. 


Karada ve Toprakta da Çalışıyor


Bu su sadece suda değil, toprakta da çalışıyor. Bunu videolarda gösterdiler, büyük çöp yığınlarının olduğu, sürekli yanan metanın bulunduğu çöplük alanlarında yanmayı durduramıyorlar. Bu suyu çöp yığınlarının üzerine spreyleyebiliyorlar ve anında her şey dönüşüyor. Oradaki tüm hidrokarbonlar doğası organik olan gübreye dönüşüyor. Kimyasallardan gelmiş olmalarına rağmen, içinde kimyasallar olmuyor. 

Çöplüğün tüm kokusu gitti, bir parmak şaklatmasında. Gül gibi kokuyor. Tekrar temiz kokuyor. Yangınlar anında sönüyor ve tekrar başlayamıyor. 

Tüm bu toksik şeylerin olduğu yerlerde günler içinde, bu toksik çöplerden bitkiler ve sebzeler büyümeye başlıyor. 

Bu hakikaten gerçek. Şaka değil, hakikaten gerçek. Toprağın altından bunun gibi bir şeyin ortaya çıkacağını hayal etmek zor, ama bu gerçekten oluyor. 

Ayrıca Bir Çok Başka Süper – Olumlu Yan Etkiler


Süper olumlu olan bir çok yan etkiler var ve bunlardan bahsetmeme izin vermiyorlar, çünkü finansal statüko çekirdeğine kadar sallanır. Bu su, normal suyun yapamadığı şeyleri yapıyor, tam onların gözleri önünde, tekrar tekrar. Bizlerde etkisi var ve bizde tam şu anda hayal edemeyeceğimiz etkileri olacak.

Yayılmasına izin verecekleri yan etkilerden birini vermek için, sadece bunlardan birinden söz edeceğim. Bu yangınlar, orman yangınları veya petrol yangınları ya da herhangi türde yangınlar ile ilgili, özellikle söndürülmesi neredeyse imkansız olan benzin ve petrol yangınları. Su bu yangınlar ile temasa geçtiği zaman, anında bu yangınları söndürüyor. Ve bu yangınları yeniden başlatamıyorsunuz. Bunların üzerine kibrit çakabilirsiniz, yeniden yanmazlar, çünkü benzin yanamayan başka bir şeye değişir. Ve bu nedenle, orman yangınları için, bunu yanan ormanlara spreylerlerse, anında yangını söndürür. Ve canlı ağaçlarda, ağaç için süper iyidir, ağaç bunun ardından saatlerce yanamaz. Yangını anında söndürür. Bu, yeni suyun yan etkilerinden sadece bir tanesidir … Bunun ardından gelecek olan şeyi size gerçekten anlatabilmek isterdim. 

Hükümetler Testler Yapıyor


Tam şu anda Rusya ve dünyanın 8 diğer büyük ülkesi tüm bunlar üzerine büyük araştırmalar yapıyorlar. Tüm dünyada gizlice bu suyu kirli göllere ve nehirlere koyuyorlar, tam gözlerinin önünde göller ve nehirler temizleniyor. Bu sadece şaşırtıcı. San Francisco Körfezi gibi bir körfezi alabilirsiniz ve 4 günde suyun 18 metre altını görebilirsiniz. Ve iki ayda, suyun dibine kadar ilerler ve suyun dibindeki çökeltileri proteinlere ve amino asitlere dönüştürür ve kristal berraklığında ve temiz olur. İki ayda! Bu inanılmaz!

Suyun Salıverilmesine İzin Verilecek 


Daha harika olan şey dünyanın hükümetlerinin bunun gerçekleşmesine izin verecek olmasıdır! Farklı nedenlerle bunun gibi bir şeyi çok hızlı bir şekilde durdurabilecek ABD Hava Kuvvetleri ile konuşuyordum. Bunun gerçekleşmesini istiyorlar! Bunun ortaya çıkmasını istiyorlar. Tüm dünyada konuşmakta olduğumuz çeşitli ülkeler de. Birleşmiş Milletler de buna dahil. Hiç kimse buna inanamıyor. Bununla ilgili ne söyleyeceklerini bilmiyorlar. Bu bir mucize, tam şu anda, tam önümüzde gerçekleşen gezegensel bir mucize. 

Soru: Ne zaman?


Drunvalo: Bu gerçekleşiyor. Tam şu anda, Türkiye bunun hakkında çok heyecanlı, bu suyu yaratmak için 48 milyon dolarlık bir tesis inşa ettiler. Ve şimdi dünyada herhangibir yere günde 100,000 ton su gönderebilirler ve bunu yapmaya hazırlanıyorlar. Tüm dünyadaki sözünü ettiğimiz ülkeler buna dahil olmak istiyor, buna bakıyorlar, bunu istiyorlar, ama nasıl ilerleyeceklerini bilmiyorlar, çünkü hiç kimse bunu açıklayamıyor. Dünyadaki hiçbir kimyacı bu suyun bunu nasıl yaptığını açıklayamıyor. Petrol ve suyu alıp karıştıramazsınız. Petrol ve su karışmaz. Ama süper – iyonize su petrol ile karışır. Anında karışır.

Dünyada yeni bir şey ortaya çıktı. Ve bunun gerçekten önemli olduğunu hissediyorum, çünkü hepinizin bildiği gibi, Hopi Yerlilerine ve Hopi kehanetine derinden bağlıyım. Ve Hopi kehaneti, sonraki seviyeye, onların bakış açısına göre beşinci dünyaya bizim bakış açımıza göre dördüncü boyuta girmemizin tam öncesinde, nasıl tüm dünyanın binlerce yıl önceki gibi temiz ve berrak olacağından söz ederler. Okyanuslar, nehirler, gökler, her şey. Ve bu temiz dünyaya sahip olacağız. 

Bu haber yayılmalı


Ve bunu söyledikten sonra, bu dünyada bunun farkında olan ve bunun gerçekleşmesini görmek istemeyen bazı şirketler var. Çoğunlukla petrol şirketleri ve neden olduğunu söyleyemem, ama bunun hafızamızdan çıkmasına izin veremeyiz. Yapabildiğiniz tüm araştırmaları yapın. Bu suyu oluşturan şirketin ismi Aydo World Projects. Adamın ismi Ayhan Doyuk. O dünyaya verdiği, keşfettiği bir şeyi olan mütevazi, güzel bir insandır. Gerçekte bir bilim adamı değil, o Sufidir! Bunu dünyaya yaymaya çalışıyor. Gerçekte baktığınız şey, bu sudan ortaya çıkan yüksek seviyede bilinçtir.


Sufilerin kendileri, bundan söz ettikleri zaman, buna “su” demiyorlar. “O kimyasal reaksiyonlardan geçiyor”, “ o bunu yapıyor”, “o şunu yapıyor” diyorlar. “O” sudaki bilincin doğasını refere ediyor. 

Bu gerçekleşeceğini bildiğim şeyin başlangıcıdır. Bunu size sunabildiğime çok onur duyuyorum. 

Gezegenin Vaftizi


Vaftizin Hristiyan şekli, sadece tek bir kez vaftiz olabilmenizdir ve bu tüm günahları giderir. Bundan sonra, her günahla kendi başınıza baş etmek zorundasınız (kahkaha). Bu eğlenceli kısmı. Aynı şeyi görmek üzereyiz. Sonraki on iki ayda veya on dört ayda, dünyanın temizlendiğini göreceğiz… ve bu tüm dünyanın vaftiz edilmesine benzeyecek. Ve bundan sonra, sorumluluğumuz bir şeyler yaptığımız her seferinde, kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve tüm bunların gerçekte ne ile ilgili olduğunu – ki bu sevgidir – hatırlamak zorunda olmamızdır. Bu nefret, öfke ve korku ile ilgili değildir.

Soru: Bunu arabalarda kullanabilir misiniz?


Drunvalo: Buna yanıt veremem (kahkaha). Muhtemelen bana soracağınız şeylerin çoğuna aynı yanıtı vermek zorunda kalacağım. Gerçekten beni kısıtladılar, çünkü bu şey bir mucize gibi. Bu su temasa geçtiği her şeyi pozitif bir duruma dönüştürüyor ve dünya için pozitif olan bir şey yaratıyor. Bu, sudaki canlı bilinçtir. 

Soru: Onu satın alabilir misiniz?


Drunvalo: Henüz satılmıyor. Ama bir gün belki. Tam şimdi olan bitenler hükümet seviyesinde. Bunu dünyaya çıkarıp çıkarmamak dünyanın hükümetlerine bağlı. Avustralya ile çalışıyoruz, bunu Avustralya’da yapmaya gideceğiz ve Sidney limanını temizleyeceğiz. Şu anda bunu nasıl yapacağımızı o hükümet ile görüşüyoruz. Körfezi temizlemek için, tek yapmamız gereken sadece körfeze bu suyu spreylemek ve iki ay beklemek. Aynı şey nehirler, göller ve başka her şey için yapılabilir. Geri kalanının anlatabilmeyi dilerdim, ama yapamam.

Soru: Bu su insan bedenlerine ne yapar? 


Drunvalo: Bunu size söyleyemem (kahkaha). Ama bu hepsinin en ilginci olabilir. 

Soru: Nükleer atıklara uygulanır mı?


Drunvalo: Evet. Neredeyse her şeyle başa çıktığı görülüyor. Test etmedikleri ve emin olmadıkları bazı problemler var. Türk hükümeti, “Bu dünyadaki tüm kirlilik problemlerinin en azından %70-80’nini iyileştirmeli” demekte çok muhafazakar. Bunda muhafazakar oluyorlar. Çünkü, bunu şimdi size söyleyebilirim, dünya bankaları ve görevli olan insanlar, eğer bu su gelmeseydi, eğer bunun gibi bir şey gelmeseydi, bu gezegende sadece 3 yılımız kaldığını biliyorlar. Bunu biliyorlar ve buna hazırlanıyorlar. Ve şimdi her şey değişiyor.

Ve gerçekte olan şey, Tanrı mevcut. Tanrı her zaman buradaydı, bizi asla terk etmedi, her zaman bizimleydi ve Tanrıyı unutan bizleriz. Ve Tanrı şimdi kendisini aşikar kılıyor. (Konuşmanın sonu). 

KONUŞMAYI YAZIYA GEÇİRENİN NOTLARI

Bunu okuduktan sonra, insanlığa nasıl bir armağan verildiğini muhtemelen takdir edebilirsiniz. Hayal edebileceğiniz gibi, bazı insanların ve şirketlerin kaybedeceği çok şey var. Eğer bu mesaj yeterince insana ulaşırsa, o zaman belki hükümetler bu muhteşem armağanı baskılamaya ve geciktirmeye çalışmaz. Mesajı mümkün olduğunca çok insana aktarın. Tek bir insan dünyayı kolayca değiştiremeyebilir, ama hepimiz değiştirebiliriz! Gezegeni temizlemeye yardımcı olmak için kendi payınıza düşeni yapın.

Drunvalo Melchizedek bu konuşmayı 1 Mayıs 1999’da Wesak ’99 kutlamasında yaptı. 

Eğer bu doğru ise, ne oldu? Su gizlice kullanılmakta mı? 


Haber için Tolga Yazıcıer'e teşekkürler.

Ayhan Doyuk

Güncelleme: 15/10/15 10:30


Laura Eisenhower anlatıyor: Mars kolonisi, kabal planları ve kurtuluşumuz için tüyolar 


mars kolonisi ve kabal planları
Tıkla izle

Videomuz, Haziran 2015'te eski ABD Başkanı Dwight David Eisenhower'ın torununun kızı Laura Magdalene Eisenhower ile yapılan roportajın özetidir. Bildiğimiz gerçekler doğrulanıyor. Karanlık Kabal'ın amacı anlatılırken, bizi onların etkisinden kurtaracak ipuçları veriliyor. 1960'lardan beri Mars'ta insan kolonileri yaşadığına inanamayaksınız. 

Çeviri ve altyazı: Summer Sun - isigacagri2015.blogspot.com
Original video link: https://www.youtube.com/watch?v=OoVPD...

Laura bu bilgileri nereden alıyor?Konferanslarında verdiği bilgilere göre kendisine Kabal tarafindan 2006'da Mars'taki kolonilere gitmesi teklif edilmiş. Genelde Dünya'nın büyük felaketler yaşayıp yok olacağı gibi şeyler söyleyip insanları kandırıyorlar. Mars'a (ki başka yerlerde de koloniler var, buna Lagrange Noktaları dahil) gittiğinizde ise kendinizi tam bir kölelik sistemi içinde buluyorsunuz. Dünya'yı da bu hale getirmeye çalışıyorlar. Özellikle 70'li ve 80'li yıllarda onbinlerce insanı bu kolonilere topladılar. David Wilcock ve Corey Goode bu konu üzerine son zamanlarda pek çok radyo programı yaptı. Laura gibi ailesi olanlar Illuminati'yi çok iyi tanıyorlar. David Wilcock bu ailelerin isimlerini bile verdi. O yüzden Laura'nın bunları bilmesi şaşırtıcı değil. Ayrıca Eisenhower Dünya dışı varlıklarla anlaşma yapan ilk ABD başkanlarından biri. Ancak ne yazık ki anlaşmaları yanlış tarafla yapmış.


Eisenhower'ın Mars kolonisi hakkında doğru söylediğine dair uydu fotoğraflarını,
CNN ve TIME haberlerini içeren video.

Tıkla izle

Arkadaşlar DNA aktivasyonu ve implant kaldırma(removal) seanslarıyla ilgili çok sorular geliyor. Tek tek cevap veremiyorum. Bu konuda benden de çok bilgiye sahip Summer Sun ile birlikte detaylı bir çalışma yapmaya karar verdik. Implant nedir'den başlayarak nasıl yok edilir ya da ettirilir hepsini anlatacağız.

yenidunyaicinipuclari.com

Bağımsız ve taraflı öte dünya basını.
Gerçekleri küresel çöküşten önce bilmek mümkün!


Özgür, sınırsız ve sonsuz enerji makinaları/aygıtları ile ilgili çok hararetli şeyler oluyor. Epostama gelen ve sağda solda gördüğüm çeşitli umut ışıkları var. Bunlara ilişkin haberler yeniçağ temalı ya da blog gibi sitelerde olup bittiği için pek az kimsenin dikkatini çekiyor ve ciddiye alınmıyorlar. Ama dünyadaki bozuk düzeni anladıysanız bu konudaki ön yargınızı yitirmiş olduğunuzu umuyorum. Artık herkes kendisi birer haberci, kaynak ve geliştiriciye dönüşüyor. Dünya'daki en özgür ve kontrol edilmesi zor son yer, internet. Aşağıda son günlerde karşıma çıkan bulguları paylaşıyorum. İlgili, meraklı ve konulara yatkın kişileri hareketlendirmeyi umuyorum.

1. Hopegirl2012.wordpress.com 


Bu blogda QEG, yani Kuantum Enerji Jeneratörü (Nikola Tesla) için kamuoyu oluşturuluyor. Aralarında teknik profesyonellerin de olduğu gönüllü ekip bu bilgiyi yaymak ve makinelerin üretiminde yol göstermek için Fix the World (Dünyayı düzelt) isimli bir organizasyon kurmuş durumdalar. Organizasyonlarına bağış ve geliştirme yardımı isteniyor. Ancak emin olun, cihazın projeleri tüm şema ve bileşen ihtiyaçları ile birlikte açıkça paylaşılıyor. Cihazı oluşturmak için gerekli parçaları üreten birkaç üretici de birlikte çalışıyorlar. Cihaz, Nikola Tesla'nın tasarımının bir kaç noktada modernize edilmesiyle bulunmuş. Bu blogu ve insanları hiç olmazsa manevi olarak desteklemek için indirme linkini doğrudan vermeyeceğim. İlgilenen arkadaşlar, şu sayfayı ziyaret ederek ilk satırlardaki linkten PDF dosyasını indirebilirsiniz. Gerek bu site, gerek dökümanlar tamamiyle İngilizcedir. İlk aklınıza gelen soruyu cevaplayayım. Hayır, elektronik malzemeciden alınacak parçalarla evde yapılacak bir makine değil. Bu işe eğilecek ciddi, meraklı mühendis ve teknisyenler gerekiyor. Cihaz çok hassas ölçülerde kesilmiş fazla miktarda parça içeriyor. Bir kaç tanesi bir gökdelene ve büyük gemiye yetecek güçte olduğu belirtiliyor.

QEG nasıl çalışıyor?
Öncelikle bir başlangıç enerjisi kullanıyoruz; 1 beygirlik motoru çeviren bir kol ya da elektrik
hem bir reaktör, hem de kendi kendine yetebilir devasa bir oyucu
hem bir reaktör, hem de kendi kendine yetebilir devasa bir oyucu
Bu dev makine taş, sert blok kayalar ya da kil içinde; deniz seviyesinin 100'lerce, deniz tabanının da 10'larca metre altında günde 11 km. tünel açabiliyor. Aşağıda eklediğim videolardan birinde ─siz de göreceksiniz─ kat 27'nin bilgileri göze çarpıyor. Bu bilgilere göre o katın derinliği yüzeyin 713 m., deniz seviyesinin ise 210 m. altında. Bu makinenin çekirdeğinde kompakt bir nükleer reaktör olup döner başının içerisinde 1100 derece sıcaklıkta sıvı lithium dolaşıyor. 12 metre çapında tünel açarken odacaklarına dolan kazı hafriyatı magma gibi  eriyip sıvılaşıyor ve tünelin duvarlarını sır gibi kaplayarak mühürlüyor.

Bu yeraltı aracı Meksika'da Los Alamos Labaratuvarı'nda geliştirilmiş ve patenti 70'lerde alınmış. Halkın bu konulardaki bilgisi görevleri için bir tehdit oluşturduğundan bu araçlar hakkında halka çok az bilgi veriliyor. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki bu makinalar yer altında seyreden en sıcak cisimlerdir.

Bu devasa nükleer makinalar karanlık elitlerin kazıp saklanmasına ve tüm dünyayı çıt çıkarmadan hızlı bir şekilde dolaşmalarına olanak tanır. Ulaşılamayacak derinliklere inerek yerüstündeki tüm gözlerden ve askeri tespit teknolojisinden uzakta gizli üsler kurabilir, teknolojiler geliştirebilir ve sessizce hayati deneyler yapabilirler. Bu üslere D.U.M.B.S.(Deep Underground Military Bases) deniyor. Şu meşhur "derin yeraltı askeri üsler"

Takip edenler hatılayacaktır; geçen yıllar içinde çeşitli galaktik mesajlarda yeri gösterilerek etkisiz hale getirilen gizli üslerden epeyce bahsedilmişti.

Aşağıda izleyeceğiniz videolarda görecek-siniz. Yerin bu kadar altında kimi yerlerde 25 tonluk bina gibi kapılar mevcut. Hızlı tren benzeri altyapılar mevcut. Yerüstündeki işaretlerinin 100'lerce metre altında bulunan bazı devasa silolar olduğu ve tohum depoları olduğu da çeşitli videolardaki eski askeri personel tarafından açıklanıyor. Karanlık Dünya güçlerinin bu kadar gizlediği ve korktuğu şey ne? Aşağıdaki video ile biraz gezip fikir sahibi olun.

Gelelim yeraltına ana girişlerden biri olduğu muhtemel, gizemli Denver Havalimanı'na.

ABD'nin Denver'da bulunan Stapleton Havalimanı, yeni Denver havalimanından daha organize ve yeterliydi. Büyük protestolara rağmen yapılan yeni havalimanındaki bir takım garipliklere dikkatinizi çekeyim. 



Havaalanı duvarlarını süsleyen fresklerin kurgusu ve özgür masonların anıtsal taşı.
Kaynak: www.secretsofthefed.com
  • Havalimanı, pistleri itibariyle üstten bakıldığında bir gamalı haçı andırıyor.
  • Bazı bölümlerin duvarları metrelerce uzanan fresklerle/resimli anlatımlarla süslü. Bu resimlerde çeşitli semboller taşıyan liderler, savaşlar, yıkımlar, soykırımlar, dünyanın sonu gibi temalar var. Çoğu kişinin bu resimleri "hastalıklı" şeklinde ifade ettiği biliniyor. 
  • Denver Havalimanı eski Stapleton Havalimanı'ndan daha az piste ve daha az yolcu kapısına (GATE) sahip.
  • 1.7 milyar dolar tutması bekleniyordu ama 4.8 milyar dolar tuttu.
  • Kötü proje yönetimi, üstü örtülmüş teknik sorunlar, aşırı uzun yapım süreci ve korkunç bütçe aşımı resmi olarak belgelendi ve ABD'nin en elverişsiz havalimanı seçildi.
  • Rüzgar stratejisi bakımından uygunsuz konumlandı. Bu nedenle zor şartlarda sıklıkla kapanan ve sık uçuş iptallerine sebep olan bir havalimanı. 
  • Sahanın tamamen düz olmasına karşın anlamsız arazi düzeltme ve aşırı hafriyat çıkışı.
  • 100 buçuk milyon metreküp toprak çıkarıldı. Bu Panama Kanalını açmak için çıkarılan toprağın 3'de 1'ine karşılık geliyor.
  • Havalimanında iletişim için toplam 8529 km (yanlış okumadınız, yanlış hesaplamadım) fiberoptik kablo kullanılmış. Bu mesafe, Nil Nehri'nden ya da New York ─ Arjantin Buenos Aries arası mesafeden daha uzun.
  • Ayrıca kullanılan bakır kablo uzunluğu 11300 km !!!
  • Yakıt sistemi 45 km. lik boru ağından dakikada 3785 litre yakıt pompalama kapasitesinde.
  • 6 adet yakıt tankı var ve sadece bir tanesi 10 milyon 334 ton yakıt saklıyor. Böyle bir miktar bugüne kadar Dünya'nın hiçbir yerinde aniden gerekli olmadı.
  • Dünya'nın tüm kıtalarından toplanan granitlerle ana koridorları döşendi. Bu, özellikle çoktan bütçenin üzerine çıkıldıktan sonra tam bir gereksizlik.
  • Havalimanı toplam 557420 metrekarelik halka açık alana sahip. Bu alan içinde bir tane daha havalimanı yapmaya ya da 2 tane daha meydan yapmaya yer var.
  • 2001'de havalimanı 36 milyon yolcuyu uçurdu ancak 100 milyonu uçurmaya kapasitesi var.
  • Gergi çatı membranı 65702 metrekarelik alana sahip ve teflon kaplamalı fiberglas dokuma materyaldir. Bu materyal güneş ışığının %98'ini geri yansıtır ve ısıyı emmez. Böylece bu devasa çatı altında olup biteni radarla göremez ve ısı duyarlı gereçlerle de saptama yapamazsınız.
  • İngiliz Kraliçesi dahil birçok Avrupa liderinin havalimanına yakın bölgelerden başka isimler altında arazi aldığı da bilinmekte.
Şimdi bu yazdıklarımın anlatıldığı videoyu bu satırı tıklayarak izleyebilirsiniz. Tamamı 35 dakika olan video ortadan, Denver Havalimanı'ndan başlayacak. Videoyu ortadan başlatma seçeneği site içine gömülemediğinden sizi YouTube'a almam gerekiyor. Yazımın Denver Havaalanı kısmını bu videodan çıkardığım özetle hazırladım. Birebir çeviri yapacak bir gönüllü olursa videoyu buradan kesip Türkçe altyazı ile sunabiliriz. 

Denver Havalimanı'ndan bahseden daha özet bir başka video. Duvarlardaki freskler, havaalanına serpilmiş başka gizemli semboller ve unsurları görmek için izleyin. 



Benim vardığım sonuç, burası elitlerin giriş ve toplanma için kullanacakları güvenli bir kaçış ve saklanma istasyonu. İnsan yapımı sahte uzaylı istilası sonrası önerecekleri Yeni Dünya Düzeni'ne (NWO) toplama kampı da olabilir. Yaşayıp göreceğiz...