Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

İnsana öğretilen en büyük yalan!

By | 21 comments

GİRİŞ

truman ydi düz dünya flat earth
Truman Show filmi finali
Merhaba. Sevgili dostlar. Bu sitede bugüne kadar yazılmış en önemli ve en çarpıcı yazıya hepiniz hoşgeldiniz. Yazının başlığıyla yalanın konusundan bahsedip sizi korkutmak istemedim. Yalanı okudukça göreceksiniz. Sizlere çok çarpıcı bir iddiadan bahsedeceğim. Bu teori ile 2015 yılının Kasım ayında tanıştım ve bir yıla yakın süredir araştırmaya, konuyu düşünmeye, doğaya bakıp hissetmeye devam ediyorum. Yani bu bilgi ve kanıt derlemesini yazmadan önce aylardır yazıp yazmama konusunda düşündüm. Bu iddia son birkaç yıldır Dünya'da aşırı bir talep görmekte ve çığ gibi taraftar toplamakta. Türkiye olarak düşük okuma yazma ve dil bilme oranından, duygusal ve siyasi açıdan çalkantılı bir coğrafyada olmamızdan ve gereksiz mevzulara olan merakımızdan dolayı çok geriden geliyoruz. Ama son birkaç haftadır Türkçe'ye çevrilmiş videolar sağlanmasıyla konu burada da yeni yeni alevlenmeye başladı. Bazı arkadaşlar neden bahsedeceğimi anlamıştır bile.

Beni uzun süredir takip edenler ya da şahsen tanıyanlar bilirler. Ruhsal ve toplumsal kısmını saymazsak arayışım uzay ve UFO merakıyla başlamıştır. Bu sitenin birkaç yıl boyunca içeriği ağırlıkla Galaktik kanal mesajları, UFO'lar, dünyadışı zeki yaşam üzerine haber ve gelişmeler olmuştur. Bunları terk ettiğimi de birkaç ay önce burada duyurdum ve hala okuyucu çekmelerine rağmen siteden bu gibi mesajların %90'ını kaldırdım. Bu noktada daha fazla detaya girmeme gerek yok. 

Bunları neden anlatıyorum? Uzay ve UFO merakına 20 yılımı verdim. Bu konuda önemli bilgi kaynaklarından ve Türkçeleştirme yapanlardan oldum. Tüm bunlara rağmen kafamı ciddi şekilde karıştıran ve açıklayamadığım bazı sorunlar var. Şüpheci ve agnostik yapıma rağmen tutkuyla bağlandığım gerçekliğin altüst oluşu benim için hiç kolay olmadı.

Kuru, materyalist UFO'cu kitleyi çok önemsemiyorum ama spiritüel UFO'cuları önemli bir zorluk bekliyor. Eski alışa geldikleri kurtuluş senaryoları çökebilir. Spiritüellerin meditasyon yapıları bile eskisi gibi kalamayabilir, çünkü ortaya çıkan son tabloya göre imajine ettikleri şeyler sanal ve tuzak olabilir. Olmayan bir gerçekliği kullanarak dünyayı şifalandırmaya, bir yerlerden yardım istemeye, bir yerlere çeşitli imgeler gönderip almaya gayret ettik. Dünya'ya doğan her bir insancık aklı kesmeye başlayan bir yaştan itibaren bu öğretilen "sanal" gerçeklikle formatlandı ve hepimiz; yani 7 milyar insan olarak belki de her nefes alışverişle bu -öğretilmiş- sahte gerçekliği bilinçlerimizle besleyip ilüzyonu güçlendiriyor, gerçekliyor olabiliriz. Bunu kendimiz canlı tutuyoruz. Bu yüzden gözlerimizi, kulaklarımızı, kalplerimizi kör ettik. Tutukluyuz. Hiç dikkatle bakmadık. Hiç sorgulamadık. Neden?

Çünkü biz ne bilebilirdik ki? Biz alt tarafı sıradan vatandaştık. Bilimden, uzaydan, astrofizikten ne anlayabilirdik ki? Bilim adamları, küresel olarak kabul ve saygı görmüş bilimsel kurumlar, merciler varken biz ne bilebilirdik? Böylece onlar kendi işlerini güçlerini yapıp bize bilgiyi sağladılar, biz de haddimizi aşacak derinliğe girmeden bize verilen modele teslim olup onu bu şekilde kabul ettik. Gözlerimiz önünde çekilen filme inandık. Onu gerçek kabul ettik. 

N O K T A !
Evet, artık baklayı çıkarmanın vakti geldi. Aşağıda paylaşacağımız bulgular gözlerinizle görüp aletli ya da aletsiz gündelik hayatınızda test edip saptayabileceğiniz bulgulardır. Sıradan vatandaşın anlamayacağı, uzay ve dünya hakkında kütüphaneler dolusu akademik ve teknik makaleler kullanmayacağız. Bilim insanları ve bilimi tekeline almış kurumlar bu egoyu kullanarak sizi gözlemlenebilir gerçeklikten koparır, hor görür ve "bırakın bu işi biz yapalım ve dünyanın ne olduğunu size söyleyelim" derler. Önyargı yapmadan, irdeleyeceğimiz tüm bulguları dikkatle okuyun ve düşünün lütfen. Neticede sizin şu anda kadar inandığınız model daha ikna edici, daha gözlemlenebilir ve somut bir gerçekse, ona bir şey olmayacaktır. Bu yüzden tek ricam: Okuyun, değerlendirin ve arkadaşlarınızla tartışın.

UYARI

Hiçbir siteyi, kaynağı ve kişiyi tam ve kesin bilgi sahibi olarak kabul etmeyin. Bu sitede böyle bir şey hiç iddia edilmedi. Hiçbir konuda kesinlik ve nihai karar söz konusu olamaz. Hele bundan sonra asla! Bilgilenme, uyanma/aydınlanma yolculuğu pek çok parametreye bağlı ve organik bir süreçtir. Evrende bir kum zerresi kadar yer kaplamayan ve evrenin yaşına kıyasla bir milisaniye kadar bile varolmamış bir ırk olarak; insanlar olarak vereceğimiz bilgiler gerçekliğin ancak çok çok küçük ve bozulmuş bir kısmını kapsayabilir. Bunu unutmayın. Hakikat yolunda mümkün olan en üst, en bozulmamış, en basit ve uzay-zamandan bağımsız gerçekliği arıyoruz. Karşımıza çıkan gizemleri, çelişkili bulguları sorguluyor, ve doğru soru ve cevapları arıyoruz. Hepsi bu! Siz de kendi gözlemlerinizi yapın ve kendi mantık, felsefe ve sezgileriniz gibi araçları kullanarak yolunuzu bir üst notadan aydınlatmaya çalışın. 

DÜNYA'NIN BİÇİMİ VE UZAY PROGRAMLARI 
HAKKINDA KUŞKULAR


  1. Ufuk çizgisi yükseklikten bağımsız olarak gözlemcinin 360 derece etrafında mutlak düzdür ve gözlemci yükseldikçe ufuk çizgisi de onunla birlikte yükselir. Ne kadar yükselirseniz yükselin kavisi hissedemezsiniz. Tüm amatör balonlar, roketler, uçak ve insansız hava araçları yüzeyin 32 km üstüne de çıksalar tamamen düz bir ufuk çizgisi göstermekteler. Sadece NASA ve diğer uzay ajansları kendi görsellerine kavis eklemekteler. Bunu bilgisayar destekli efektler ya da geniş açı lenslerle yapmaktalar. Kavis görüntü alan donanımla da ilgilidir. Örneğin geniş açılı lenslere sahip kameralar. Bu lenslerle dünyaya bakarsanız ayak bastığınız "yerde" bile dünyayı kavisli görebilirsiniz. Hatta bakışınızı ufuk çizgisi altına kaydırırsanız iç bükey bile görebilirsiniz. İzleyin.
  2. 33.000 metre ve Dünya hala düz! Neden? Geniş açı özelliksiz (balık gözü olmayan) kamera ile bakıldığı için.
  3. Suyun doğası bize onun akıp yatağını bulduğunu ve şeklini aldığı her yerde "teraziye" geldiğini söyler. Birleşik kaplar teorisi de birbirine bağlı su kütlelerinin aynı seviyeye gelip eşitleneceklerini söyler. Bu kurallar ancak düz ortamda çalışır. Size Dünya'nın atmosferi, denizleri, karaları gibi tüm sistemiyle birlikte döndüğünü ve sabit hızla yani ivmesiz döndüğü için su ya da diğer cisimlerin bu dönüşten etkilenmeden kalabildiğini söylerler. O halde arabanıza binin, yeterince geniş boş bir yola ya da boş bir avm otoparkına çıkın, camları kapalı tutun ve yanınzdaki yolcu koltuğuna bir miktar su dolu leğeni koyun. Sabit bir hızda direksiyonunuz hafif kırık geniş bir daire çizin. Yolda eğim yok. Camlar kapalı ve rüzgar almıyorsunuz. Koltuklar ve arabanın içindeki hava (atmosfer) arabayla aynı hareketi kazanmış durumda ve hızınız ile direksiyon açınız sabit olduğundan ivmesizsiniz. Dönüyorsunuz. Suya bakın. Kapalı bir sistemdesiniz ve sabit hızlı bir harekete sahipsiniz. Su merkezkaça göre savrulmakta ve açılı durmaktadır. Bu, Dünya'da neden işlemiyor?
  4. Demiryolu
    Eğer Dünya NASA'nın belirttiği gibi 40 bin km çevre uzunluğuna sahip bir küreyse matematikte trigonometrinin hesabına göre su (ya da düz karanın) seviyesi 1.60 km.de 20 cm. aşağı düşmelidir. Mühendisler, mimarlar Dünya'nın kavisini hiç hesaba katmamışlardır ve demiryolları, kanallar, tüneller ve köprüler 100 lerce km terazide yani mutlak düz olarak inşa edilmiştir. Mühendis W. Winckler "Yıllar boyu süren mühendislik kariyerimde hiçbir inşaatta kavisin hesaba katıldığını görmedim. Korkarım bu sadece okulların ders kitaplarında dikkate alınıyor." demiştir.
  5. Dünya'nın en ünlü Amerikalı astronomu Neil deGrasse Tyson kendisi söylemiştir ki "uçaklardan dünyanın kavisini hissedemeyiz, çünkü Dünya çok çok büyük. Bunu hissetmek için çok daha fazla yükselmelisiniz". Her nasılsa Everest zirvesi veya uçaklardan bile görülemeyen kavisin, deniz seviyesinden, uzaktaki gemilere ve kıyılara bakınca hissedileceği ve hedefin deniz ya da ufuk çizgisi altında kalacağı öğretilmiştir. Bunun doğru olmadığı birbirinden km.lerce uzaklıktaki mesafeler arasında deniz seviyesinde yapılan lazer testleri ile kanıtlanmıştır.
    Süveyş Kanalı 160 km uzunluğunda olup Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlar. Deniz seviyesinden 8 metre kazılarak yüzeye kusursuzca paralel bir kanal açılmıştır ve Dünya'nın kavisi tamamen gözardı edilmiştir. Hiçbir denge havuzu ya da kapağa sahip değildir. Yuvarlak bir dünyada böyle bir imkan kullanılamaz. Unutmayın: Dünya kavisi bize baktığımız hedefin her 1,6 km. de 20 cm. düşeceğini söyler. Videoları izleyin.
  6. yörüngedeki uygu ve çöpler
  7. Buradaki bağlantıda ve yandaki şekilde göreceğiniz üzere Dünya'nın yörüngesinde 10 cm. den büyük 21000(yirmibirbin)'den fazla cisim bulunmakta. Bu cisimlerin 1071 tanesi de insanların fırlattığı uydular ve yarısı ABD'nin fırlatmış olduğu uydulardan oluşuyor. 1 cm ile 10 cm arasında ise 500000 (beşyüzbin) cisim bulunduğu tahmin ediliyor. Bununla birlikte hiçbir uydu fotoğrafında, hiçbir ISS (Uluslararası Uzay İstasyonu) videosunda, hiçbir time lapse videoda, hiçbir canlı uzay yürüyüşünde bir tek cisim görmezsiniz! Yıllardır hayranlıkla izlediğim videolardır. Onlarcasını izledim. Asla yanda, ötede, üstte, altta bir yabancı cisim ya da bir başka uydu göremedim. Hatta çoğunda arkada, uzaydaki yıldızları dahi görmezsiniz. İzleyin.
  8. Arkadaşlar ben bir 3D Studio Max kullanıcısıyım. Yani 3D görselleştirme yapıyoruz. Film sektöründe değil mimarlık, iç mimarlık sektöründeyim ama ışık gölgenin nasıl çalıştığını, dokuların nasıl kaplandığını ve doğadaki etkilerin nasıl taklit edildiğini ve bunun programa nasıl anlatıldığını çok iyi biliyorum. Yani film sektöründeki bilgisayar efektlerine animasyonlara çok aşinayım. Yani gerçekten anlarımi bu konuda iddialıyım. 15 senedir her gün bu programı kullanıyorum. Aşağıda size bir video veriyorum. Bunu biraz izleyin. Boş bulunmuş ve fena faka basmışlar. Çok fena bir hata. Tuhaflığı görür ama adını koyamayabilirsiniz. Kamera arıza falan diye de yutturdukları olabilir. Yansıma şu bu derler. Arkadaşlar biraz izleyin ve 15. dakika 10. saniyede ne olduğuna bir bakın. Bakın bu kanal ISS görüntüleriyle çalıştığını iddia eden bir kanal. Yoksa eleştirmezdim. Sanat yapmışlar, bilgisayar efekti vs. derdim. Gördüklerimiz SAHTE! Bunların hiçbiri gerçek DEĞİL! Bunların tamamı bilgisayar destekli ANİMASYON ve PRODÜKSİYON. Videonun 15dk10sn sindeki şey dünyanın diffuse map'ini kapalı unutmuş ya da saydam bırakmışlar ve sadece illumination (ayınlanma) map'ini görüyoruz. Bu yüzden dünya yok, saydam, içinden uzayı görüyoruz. Bulutlardaki şimşekler ve şehir ışıklarıysa her nasılsa oradalar! Hepsi animasyon yani CGI. İzleyin.
  9. Alıştığımız modele göre sadece Dünya değil tüm Güneş Sistemi hareket halinde. Dünya kendi etrafında ekvatorda saatte 1600 km hızla ve Güneş çevresinde saatte 107.000 (yüzyedibin) km hızla dönüyor. Güneş de tüm sistemiyle birlikte galaksi içerisinde başka yıldızlara doğru saatte 72.420 (yetmişikibindörtyüzyirmi) km yol alıyor. Bu böyle ölçeği büyüttükçe karmaşıklaşarak devam ediyor. Tüm uzay hareket halinde öyle değil mi? Ve bu hareket bir kağıt üzerinde 2 boyutlu pergeller çizilmiş daireler/elipsler gibi hareketler değil. Her şey bir yere doğru giderken sistemler ve alt sistemleri de kendi içlerinde başka devinimlerini tamamlıyor. Peki öyleyse nasıl oluyor da binlerce yıldır dünyada yaşamış olan tüm medeniyetler aynı yıldız haritasına bakıyor? Milim bile sapma olmadan!!
    Daha önce, Güneş sisteminin bu şekilde
    seyahat ettiğini öğrendik
    Yıldız haritası 10 binlerce yıldır değişmiyor!
  10. güneş gerçekten uzakta mı?
  11. Basit optik fiziğine göre sonsuz ya da çok uzak mesafelerdeki ışık kaynaklarından gelen ışınların paralel demetler halinde düştüğü kabul  edilir. Böyle öğretilmiştir. Yıllarca bu manzaraya hayranlıkla bakarak çayımızı biramızı içtik. Hiç sorgulamadık! Baktık ama görmedik çünkü. Güneş'ten gelen ışık demetleri neden böyle açılıyor? Güneş sanıldığı kadar uzakta değil mi?
  12. NASA'nın sayısız tuhaflıklarından bir başka örnek. Ekim ayı başına damgasını vuran Matthew kasırgasını hatırlayalım. Hatırlarsak bu kasırga Haiti'yi 800+ ölü ve büyük bir yıkımla vurarak bunu yazdığım günlerde ABD'nin güneydoğu sahilleri Florida, Miami ve Daytona merkezlerine ulaştı. Aşağıdaki video NASA'nın ISS'ten (Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan) çektiği Matthew kasırgası görüntüleri. Her nasılsa ISS'ten başka hareket eden hiçbir şey yok. Hiçbir şey yaşamıyor. Adeta bir resme bakıyoruz. Aşağıda kıyamet kopuyor ama gördüğümüz şey spiral flu bir bulut örtüsü, o örtü biter bitmez de keskin, güzel, sevimli bulutlarla bezenmiş yeryüzümüz hemen başlayı veriyor. Farklı hava şartları arasında ne kadar tuhaf geçiş olduğuna dikkat edin. Ne yazık yine uzayda hiç yıldız yok. Yine yörüngedeki 1000+ insan yapımı uydudan ve 20000+ 10cm üstü cisimden eser yok. İzleyin.
  13. Rivayete göre NASA ve Space X gibi kurumlara ait olmayan yani vatandaşın geliştirdiği sivil, ya da daha amatör roketler Dünya'dan ancak belli bir yüksekliğe kadar ayrılabiliyor. Oraya gelince BAMM! Ansızın duruyor ve asılı kalıyor! Buradan çıkış yok mu? Saydam bir kubbeyle uzaydan (ya da her neyse) yalıtılmış durumda mıyız? Aşağıdaki videoda GoFast 2014 isimli en hızlı sivil roketinin uzaya yükselişini izliyoruz. 1:40'ta göreceğiniz şey roketin aniden çakılıp durması. İzleyin. GoPro kameralarla donatılmış bir başka roket videosu. 0:59'da ansızın duruyor, 1:53'te ve 2:21'de düzlüğü kanıtlıyor. Ayrıca bu roketler parçalanınca neden hızlı bir şekilde dünyaya düşmüyor? CGI destekli sualtı çekimleri mi bunlar? Ha bir de bu tür videolarda sesi dinleyin.  Adeta bir tank, su altı çekimi gibi. İzleyin.
  14. Aşağıda sizinle zırt pırt canlı yayına sıklıkla denk gelebileceğiniz bir YouTube kanalı paylaşıyorum. Genellikle uzay yürüyüşü var. Manasızca oynuyorlar. Amaçsızca bize görüntü veriyorlar gibi bir durum var. Çünkü yaptıkları bir şey, katettikleri bir yol, bitirdikleri bir iş yok. Bildiğiniz oynuyor, takılıyorlar. Kamerayı çeşitli yerlere tutuyorlar. Ve uzay yürüyüşlerinin hiçbirinde yıldızları görmezsiniz. Az önce bahsettiğim gibi bu kadar görüş alanında hiçbir başka uydu, uzay çöpü ya da parçacık görmezsiniz. İzleyin. Kendi araştırmanızı yapın. YouTube'ta şu kelimeleri arayın ve istediğiniz kadar canlı yayın izleyin: "iss live stream" space walk kelimelerini de ilave edebilirsiniz. Canlı yayınlar şu bakımdan da iyidir. Videoda yavaşlatma ve hızlandırma olmadığını bilirsiniz. Çünkü başka bir saçmalık daha geliyor şimdi.
  15. Aşağıdaki videoda savaş suçlusu George Bush'umuz NASA'yı ziyarete gelmiş. Ancak kameraman bilerek ya da bilmeyerek arkaplanda cereyan eden görmememiz gereken bir şeyi daha kayda almış. Arkadaki ekranda ISS'de olması gereken astronot Tim Peake'yi bir chromakey çekiminde görüyoruz. Yani filmlerde kullanılan mavi ya da yeşil perde tekniği. Öndeki oyuncunuza istediğini yaptırın, sonra onu istediğiniz ortama yerleştirin. İzleyin.
  16. Evet video hızında oynanma olmadığından emin olmak için insan faktörü arıyoruz. Aşağıda izleyeceğiniz video yarım saatlik bir ISS belgeseli. ISS'te hayat nasıl geçiyor tadında, bayan astronotumuzun tanıtımını izleyeceğiz. Tümünü merak edip izlemek isteyenler için İngilizce bir belgesel tabii. Ama biz direk mevzuya girelim. 14. dakikaya gelin ve dünyayı izleyebildiği 7 pencereli meşhur, Cupola isimli çıkıntı gözlem bölümünü görün. Uzaydan Dünya'yı izliyoruz şimdi.

  17. Bir başka videoda yine Cupola'dayız. 6. dakikaya gelin lütfen. İtalyan astronotumuz camların dışardan nasıl örtüldüğünü bize anlatacak. Yine arkaplanda uzayı ve Dünya'yı izliyoruz. Camdaki çizikler hariç uzayda yıldız yok. Dünya ise, bu küçücük mekanı gepgeniş gösteren balık gözü geniş açı kameraya göre o kadar da kavisli değilmiş ha? Üstelik bu dünya ─daha doğrusu yörüngedeki ISS─ bazen yavaş dönüyor, bazen hızlı! İzleyin.
    Cupola'dan 3. videoyu görelim. Bu ortamın aslında ne kadar dar olduğunu 2. videonun başındaki imalat sürecinden, normal kamera çekiminden biliyoruz artık. Aşırı geniş açı kameralar kullanılıyor ve bu kamerayla yeryüzünde, ayağınız yerde bile yeryüzünü bükebilirsiniz. Burada önceki videolara göre her nasılsa Dünya daha hızlı. Yine yıldız ya da Ay yok. Yüzlerce bin uzay çöpü ve 1000+ insan yapımı uydudan hiçbiri denk gelmiyor. Oysa uydular araba-otobüs ölçeğindeler.
  18. İncil'de Genesis 1:7 de şöyle yazar: Ve Tanrı  gökkubbeyi yarattı. Sonra O kubbenin altındaki suyla üstündeki suyu birbirinden ayırdı. Kur'an-ı Kerim'de de göğün yarılıp yeryüzüne suyun boşaldığını ima eden ayetler mevcut. Bakınız Mürselât. Düz Dünya'cıların gökkuşağına getirdikleri açıklama da ilginç ve ikna edici. İddiaya göre ancak dolu bir cam kütle, ya da su dolu bir küre, ya da suyun içinde bulunan bir boşluk içinde bu tip kırılmalar olabilir. Yaptıkları deneylerde gökkuşağını bu cisimlerdeki ışık kırılmalarıyla elde ediyorlar. İlk videoda bir başka yansıma fenomeni olan İngilizce'de Sun Dog denen fenomeni göreceğiz. Gökkuşağı gibi, bu gibi durumlara da bilimin yaptığı açıklama ışınların yağmur, su buharı ya da buz kristalleri içinde yaptığı kırılmadır. Oysa gökyüzü açık ve berrak. Kayakçı güneşi eliyle kapatıp bunun kamera ve lenslerinin yol açtığı bir yansıma/kırılma olmadığını, gökyüzünde olduğunu da ispatlıyor. İzleyin. Tüm yıldızlara teleskopla bakıldığında aşağıdaki videodaki gibi görüntüler elde ediliyor. Sanki bu ışıklı cisimler ile aramızda bir su kütlesi varmış gibi dalgalanıyorlar. İzleyin.
  19. Birçok küresel gücün logosu dünya haritasının düz projeksiyonundan üretilmiştir. Bazı filmlerde de arkaplanda dünya haritası olarak bu haritayı görebilirsiniz. Ayrıca haritanın çepeçevre sarılı olduğuna dikkatinizi çekerim. Çıkış yok. İddiaya göre Antartika, yani güney kutbundaki buzullar dünyayı bir disk gibi düz varsayarsak boylu boyunca dünyayı çevreliyor ve doğal bir sınır oluşturuyor. Zaten çoğunuzun kutuplardan uçuşun ya da her türlü geçişin yasak olduğunu bildiğinizi düşünüyorum. Kutuplar çok katı bir şekilde korunur. Yaklaştığınız takdirde çok uluslu savaş güçlerince önlenirsiniz! Bu bilgi her yerde mevcut. Araştırmanızı yapabilirsiniz. Dünya'nın çevresini boydan dolaşamazsınız. Yatay olarak dolaşabilirsiniz. Yani daha doğrusu dolaştığımızı sanıyoruz! Oysa düz bir haritada yay çiziyoruz.
    UN-Birleşmiş Milletler Logosu
    Aynı temada pek çok küresel birlik
  20. Güney yarımküredeki uçuşlar ve transferler düz dünya teorisini destekliyor. Aşağıda izleyeceğiniz video bunu resmi bir haberle kanıtlıyor. Çin Havayollarına ait olup Bali'den kalkıp Los Angeles'a gitmekte olan bir uçak hamile bir yolcusunun erken doğumu nedeniyle acil iniş yapıyor. Nereye mi? Alaska'ya! Nasıl yani, ne alaka!? Evet, çünkü düz dünya haritasına göre Alaska zaten yolunun üstü. Dünya bir küre olsaydı neden asıl varış noktası çok daha yakınken yolu uzatıp kuzeydeki Alaska'ya insin ki? İzleyin.

    Yandaki resmi inceleyin. Güney Afrika'dan kalkan ve Avustralya'ya gidecek olan uçağın gerçek, güncel bir uçuş rotası. Birim yazdım, aslında ekrandan cm ölçüsü aldım. Amacımız sadece sayısal oranları görmek. Bu uçuş direkt olarak 16 birimde yapılabilecekken anlamsız bir biçimde Dubaiye uğruyor ve bu ona 9+14=23 birimlik yol katettiriyor. 16 birimde ulaşmak yerine 23 birimde ulaşıyor. Resmin alt yarısında gördüğünüz üzere Dubai anlamsız bir noktada değil aslında. Düz dünya haritasına göre Dubai zaten yolun üzeri. Hem yakıt ikmali yapıyor, hem koltukları dolduruyor. Güney yarımküredeki uçuşlar disk üzerinde bir yay çizildiği için küresel dünyaya göre astronomik derecede uzuyor. Bu saçma transferler, alakasız yerlere acil inişler ve mantıksız gelen yakıt ikmal durakları ancak düz haritaya baktığınızda anlam kazanıyor. Günümüzde kullandığımız bu küresel dünya haritasının adı araştırmalarınızda lazım olabilir: Mercator. Flaman coğrafyacı Gerardus Mercator tarafından 1569'da bulunmuş.
    Siz de bu konuda kendi araştırmanızı yapabilirsiniz. Youtube'ta şu kelimeleri arayın ve farklı bakış açısı ve anlatımları görün: "flat earth flights"
  21. Bu yazıyla birlikte yörüngeden çekilmiş bir sürü video da izlediniz. Dahasını da izleyebilirsiniz. Bir detay daha dikkatinizi çekti mi? 6. maddede bahsettiğim animasyon olan time lapse ISS videoları hariç olmak üzere gerçek(!) olan hiçbir ISS videosunda aşağıda ne olduğuna dair fikir edinemeyeceğiniz bir Dünya ile karşı karşıyasınız. Ya tamamına yakını bulutlar altındadır, ya da tamamına yakını okyanuslar üzerindedir. Kara parçalarını, ayırt edilebilir kıtaları ancak ve ancak özel olarak yapılmış CGI videolarda görürsünüz. 
  22. NASA'nın uzayda ya da ISS içinde çektiği videolarda modern filmlerin yapımında kullanılan pek çok yöntemin kullanıldığı aşağıdaki videoda anlatılıyor. İşlerine geldiğinde Dünya'yı gösteriyorlar, gelmediğinde göstermiyorlar. Dönüş hızı değişebiliyor. Aşağıda bildiğimiz dünyayı tanıyabileceğiniz hiçbir özellik ayırt edilemiyor. Kameranın önünden baloncuklar geçiyor ve bu, uzay yürüyüşü çekimlerinde yine akla su altı çekimlerini getiriyor. Arka arkaya, yanyana duran farklı çekimlerden birleştirilmiş ISS içi astronotlarını göreceksiniz. Aynı gemide, yanyana ve aynı anda durmalarına rağmen sıçrama ritmleri ve miktarları birbirine uymuyor. Konuşurken gaf yapıp gülmemek için morarıyorlar. ISS içi koridorlarında ve bilhassa koridor sonlarında birbirinin tıpatıp aynı olan ve kendini ele veren kopyala yapıştırlar var. Astronotlar kamera görüş açısından çıkarken bir başka koridora sapıyorsa fade out (silinerek yok olma) yöntemiyle yok oluyor. Bu saçma, ve gerçek bir çekimde gereksiz. Astronotlar bir özel yayın yapıyorsa etkileşime girecekleri oyuncak vb.  nesneler önlerinde birdenbire beliri veriyor ve tutup gösterilerini yapıyorlar. Astronotların zaman zaman bazı yerlerinin bağlı olduğu kıyafetlerindeki duruşların tuhaflığından belli oluyor. Sürekli yüksek bir motor sesi var. Daha doğrusu jet sesi. Kuvvetle muhtemel bu çekimler suni yerçekimsiz ortam uçaklarında yapılıyor. Ben bunları anlattıktan sonra İngilizce bilmeyen arkadaşlarım da aşağıdaki videolarda ne olup bittiğini anlayacaklar. İzleyin.
  23. Donald Trump CNN'e konu olan haberde 31 Ekim 2016'da şöyle demiş: "Bakın benim bir jetim var ve kimse benden çok seyahat etmemiştir. Eğer Dünya yuvarlak olsaydı inanın, bunu bilirdim" Kaynak: cnn.com.de
  24. On yıllardır yuvarlak dünyacıların kanıt olarak milyonlara yutturduğu en önemli deneylerden biri sudaki Koriyolis Etkisi (Coriolis Force)'dir. Buna göre su bir giderden süzülürken dünyanın dönüş yönüne bağlı olarak kuzey ve güney yarımkürede zıt yönlerde dönerek süzülür. Ekvatorda ise hiç dönmeden süzülür. Biz Türkler için çok meşhur ve eğlenceli olan ve Ekvator'da Barış Manço'nun yaptığı deneyi izleyip önce bir hatırlayalım.
  25. video görünmüyorsa tıklayın
    Dikkatli izlediniz mi? Bu deney geçersizdir çünkü şartlar eşitlenmemiştir. Barış Manço nasıl farketmedi anlamıyorum. Yerli dostumuz ekvatorun her iki tarafında suyu farklı yönlerden dökerek suya ilk hareketi veriyor. Tam ekvator çizgisi üzerindeyse suya hiç hareket vermeden altındaki deliği açıyor. Böylece su girdap hareketi olmadan boşalıyor. Deneyin geçerli olması için suyun her üç konumda da haraketsiz olması gerekiyordu. Eğer su hiç hareket verilmeden farklı yarımkürelerde ters yönde girdap oluştursaydı o zaman bu deney dikkate alınabilirdi. Bu, hileli bir deneydir ve geçersizdir.

PEKİ DÜNYA DÜZ MÜ?


N O K T A !
Dünya düz ya da yuvarlak, ama çok fazla eksik ve çelişkili gizemler var. Bir haltlar dönüyor. Dünya'nın yuvarlaklığı bir çocuk daha 3 yaşındayken ona işlenmiş oluyor. Bu programlamayı sorgulamanın ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorum. Beş sene önce olsa bunları bir kenara fırlatır bunu ima eden kişiye şüpheyle bakardım. Ancak dünyayı şekillendiren devletlerin, kurumların, ünvan ve teknoloji sahiplerinin yıllardır elimi attığım her yerde yalanlar, çelişkiler, sapıklık ve sapkınlıklarla elimde kalması her şeyi sorgulamak için geçerli ve yeterli bir sebep. Şu bir gerçek ki burası fiziken de bir oyunlar sahnesi. Artık ilkel bilimimiz bile kuantum düzeyinde incelemeler yapıyor, yaşamın bir hologram olduğunu ya da sadece bir düşünce olabileceğimizi tartışıyor. Geçen aylarda ortaya çıkan ve haberlere konu olan iddia, Space X'in sahibi, PayPal'in ortağı Elon Musk'tan geldi. Bir bilgisayar simulasyonu içinde yaşadığımızı iddia ediyor. Hatta bundan öyle emin ki "aksi olması milyarda bir ihtimal" diyor. Bundan kurtulmak için de kendi dahil çok varlıklı birkaç adamın özel seçtikleri bir grup mühendise servet akıttığı söyleniyor. Sorgulamaya, daha ileri gitmeye cesaretiniz var mı? Mimar kim? Uzay sandığımız yer aslında su mu? Dünya su içinde izole edilmiş devasa bir sistem mi? Yıldızlar da gök sahnesinde dönen 2D bir ekran mı?

Araştırmalarınıza aşağıdaki YouTube kanallarından devam edebilirsiniz:

Bu konu ilginizi çekiyorsa şunu da okumalısınız: Antartika ve Gök Buzu Gizemi


Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

21 yorum:

  1. doğruysa??????yapanlar kim?

    YanıtlaSil
  2. Bütün bu bilgilerle ne yapacağız, yani diyelim ki doğru ve biz bir simülasyonun içinde yaşıyoruz. Ee? Ben Elon Musk değilim, bu işlere de gerçekten basmıyor kafam verdiğiniz bilgiler üzerine karşılaştırma yapacak kadar bile. Sonuçta benim zihnimin çalışması bu kadarıyla programlanmışsa benden daha üst bir zekayla bu simülasyonun içinden çıkmak üzere nasıl bir savaşa girebilirim? kafa karışıklığı, umutsuzluk, korku ve kendini bırakmadan başka bir şey getirmiyor burada ifade edilen teori. Ki kişisel tecrübelerime dayanarak hayatta en kötü durumun kafa karışıklığı içinde kalmak olduğunu söyleyebilirim. Çözümünüz varsa ya da kendiniz için nasıl bir yol izlemeyi düşündüyseniz onu da yazınızda belirtseniz güzel olurmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Jamais. Önemli bir noktaya değinmişsiniz. Aslında önerim var. Birçok kişi belki ilk kez bu yazı nedeniyle bu siteye girecek. Ancak 8 yıldır bu sitede çok çeşitli bilgiler verdim. Beni en az birkaç senedir bilenler aslında benim hiç korku, çaresizlik ve karışıklık saçmadığımı bilebilir. Buralarda yazmayıp Facebook'ta verdiğim de çok mesajlar oluyor, kişilerin kendi gücü ve bu dünyayla başa çıkma adına. Bu yeterli değil tabii. Haklısınız. Benim her zaman üstünde durduğum konu, ve yeni yeni Youtube kanalımda kendi anlattığım mevzular bizi tek noktaya götürüyor. Bu yazının konusu olmadığı ve pek çok yeni gelen olacağı için o mesajları burada vermek mümkün olmadı. Evet nedir o tek nokta? Ruhun kudreti. Tanrı, Allah gibi kavramları kullanmamaya dikkat ediyorum. İlahiyata ruh diyorum. Öz yani. Hiçbir şey yoktur ki özü alt etsin ve hiçbir şey yoktur ki izinsiz ve plan dışı olsun. Fırtınanın gözündeki huzuru, teslimiyetçi ve dualite üstü bakışı öneriyorum. Hep bunları vurguluyorum. Elbette yılların vurucu mesajını ve duygusunu bu cevapla size ifade edebilmiş olmayı beklemiyorum. Düşünce, kafa yapım ve maneviyata verdiğim önem ile birlikte asıl mesajım ancak anlaşılabilir. Bu "kafa karıştırıcı" gerçeği bu yüzden kendi uyanış macerama etkisini anlatarak başladım. Onca bilgiye bağlılık, onca kurtuluş senaryosu ve piyasadaki umut tüccarlığı ve yeniçağ/spiritüellik pazarı... Hepsi çöp! Çözüm içten başlıyor. Dıştaki tüm ilerleme, tüm umut projeleri tuzak ve bizi sadece bu ilüzyona daha çok bağlıyor ve asıl keşiften bizi telaşeyle alıkoyuyor. Öz'ün keşfi.

      Lütfen şu yayınlarıma bakar mısınız?
      - Youtube'ta "kafa açma prosedürü"
      - bu sitede "oyundasın gülümse"
      http://www.yenidunyaicinipuclari.com/2016/05/oyundasn-gulumse.html
      - bu sitede "cennet yolu"
      http://www.yenidunyaicinipuclari.com/2015/01/cennet-yolu.html

      umarım ışık tutabilir ve karışıklığa huzur getirebilirm.

      Sil
  3. Elektronik ve yazılım geliştiricisiyim Türkiye'deki gelişmiş ve pahalı teleskoba sahip sınırlı sayıda kişilerden biriyim aynı zamanda radio astronomi ile uğraşıyorum ve kendime ait geniş spektrumlu radio teleskobum mevcut :) son bir yıldır dünyanın düz olduğunu iddia eden youtube kanalları ile doldu taştı ortalık lakin söyleyebileceğim tamamen saçmalık. Dinsel literatürlerin içine sığdırılmış ortaçağ öğretilerinden fazlası değil. Düz bir dünya'nın küre biçimindeki dünya'ya kıyasla daha çok soru işareti yaratacağı aynı zamanda bugün kullandığın bu elektronik cihazlarda dahil genel fizik kuralları ile kesinlikle örtüşmeyeceği aşikardır... Gelelim Nasa'nın videolarına evet bu kurumun yaptığı çalışmaların büyük çoğunluğu şişirmedir ve verdikleri görüntülerin büyük çoğunluğunun gerçekliği yoktur ama bizlerin yörüngede bağlandığı ve dünya yüzeyinin fotoğraflarını aldığımız uydular vardır ve bu amatör haberleşme uydularının üstünde kameralar bulunuyor üstümüzden geçtiklerinde bağlanıp bölgenin olduğu gibi genel fotoğrafını alıyoruz ve dünya oldukça küre durumda :D alt yörüngede çok fazla birşey göremezsiniz çünkü statik uyduların hepsi orta ve üst yörüngede yer alır ve en çok çöpü orta yörünge barındırır üst yörüngede gps ve askeri uydular vardır... ISS'nin kullandığı yörünge atıkların en az olduğu alt yörüngenin sınırındadır bu nedenle çekim kuvvetine kapılıp düşmemek için sürekli merkez kaç kuvvetini kullanarak yörüngede dönmek zorundadır o yörüngede ışık oranı o kadar fazladırki yıldızları dünyada gördüğünüz kadar net göremezsiniz gördüğünü söyleyende yalan söyler... ama üst yörüngede bulunan statik uydular örneğin televizyon, haberleşme uyduları üstündeki kameralardan rahatlıkla görülür... hubble teleskobu dahi orta yörüngenin sınırındadır hem statik hemde yörüngede hareket edecek şekilde bir açıya sahiptir... bir videoda dünyanın düz olduğunu iddia eden arkadaş neden hubble teleskobunu dünyaya çevirip göstermiyorlar demiş :) o kadar ayna açısına sahip bir teleskobu yakın görüntüler için kamera gibi kullanamazsınız... kısaca bunların hepsi safsata inanmayın böyle şeylere bu arada ben bir Ateistim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bizim erişemediğimiz bazı unsurları yaşayıp test edebilen biri olarak gerçek bilgiler verdiğinize eminim. Bu konu bir iddiadır ve tekrar tüm samimiyetimle teşekkür ederim. Bununla karşılaşıp yazmanız büyük şans tüm okuyanlar için.

      Sil
  4. Arkadaşım kasopya okuyun okuyalım-kabalığımı mazur görün -yayımlamasanız- bile size ulaşmak için yazdım-yazıyorum.
    bunu demek için yazdım lütfen okuyun
    yani içsesim kapatıp gitsem bu sayfayı ya da susmasam
    -sessizce geçsem burdan kapatsam
    aynı eşy isuscaktım-buraya yazmadığımı
    yazmamış olacaktım
    kabalığımı mazur görün

    Kendi eski blogumu ararken ve orada bir içerik ararken, "kendimelkonuslamalar" bloga rastladım ve bana eskileri ve burayı da hatırlattı. hemen buldum baktım yeni neleriniz var-ne alemdesiniz- ne yazıyorsunuz-nelerle ilgileniyorsunuz diye


    Geçmiş tarihlerde yıllar öcne bu ve benzer grup ve yazıları -blogları-içerikleri takip ederdik. Benzer içerikte ayzık-düşündükk ay da bizde. o ışık ve sevgiden gelen dönemler hani. İlk kanal okumaları ve benzer gruplar. Ufolar ve diğer gizemler

    Sizide okuyorduk ve yorumlarda sunuyorduk burda. hatta ingizlice bilmeden translate ile bi sürü içerik tarıyorduk. Grup-yorum felan _neyse bilinen şeyler

    Kasyopya okumaya başladıktan sonra (bir süre daha) tüm o diğer ufocu new ageci grupları yazımcıları ve içerikleri bırakmıştık biz,
    ve şunu söylicem
    düz yuvarlak tartışamsına ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum.
    Eğer burdan başlayıp aynı yere gelebiliyorsanız bu bir çember -bu bize neyi ifade eder. Doğru bir dairenin yüzeyinde tanımlanabilir ve başlı başına da eğridir-burkuktur da kendine döner ve kendini keser
    kendini keser ve ucu cuca birleşir- Açık doğru yoktur evrende düz ikiboyultulukta yok evrende düzlem yok Açıo kalanalr ve bileşi kalanlar
    -düz iki boyutlu mantıkta belki safsata
    ve evren iki boyutlu değildir. Evren çok boyutlu şekiller görece .diklik yok

    kapalı bir alan bu sadece tanımlanabilir bir alan.Evet gözlemciye göre

    Dostum Kasyopya okuyun-sizi seviyoruz
    aynı yollardan geçtik ve geçiyoruz ay da aynı yollardayız ve yerlerdeyiz de -geziyoruz beraber bu hiçlikte/varlıkta ya da yoklukta beraberiz sadece

    Arkadaşım algı 3D
    dünya kapalı alan bu kadar basit bu
    nasıl çizerseniz çizin kendine kapalı
    Örneğin kasyopya yıldızların açık geçitler olduğunu söyler
    4d algıda daire açıktır ve yerden görünebilir-bunu söyler
    daire bize neyi ifade eder.
    bize göre kapalı- tanımlanabilir bir alan ve kanerları köşeleri yok ve açıları da değil mi?

    benzer bir karmaşa burdada var var.link
    http://www.felsefe.net/142501-post9.html

    YanıtlaSil
  5. dördüncü yoğunlukta daireninin tüm yönlerden görülebildiği düzeltmesini yapmak istiyorum

    bu aramayı yaptım (google ile) ancak bulamadım ve grubun şu tartışmasına ve soru/cevabına rastlamış bulundum.

    izninizle paylaşacağım

    27 Mayıs 1995-(yaklaşık 21,5 yıl geriye giderek soruyoruz)

    S: (L) Yoğunluktan ne anlıyoruz? (T) Yedi yoğunluk seviyesi var. (L) İlk yoğunluk seviyesi taşlar, mineraller, bitkiler. O seviye içinde bir farkındalıkları var. Taşlar bile büyüyüp hareket edebiliyor, ama bunu o kadar yavaş bir şekilde yapıyorlar ki, biz algılayamıyoruz. İkinci seviye hayvanlar krallığı. Bu yoğunluktaki farkındalık geometrik ilerleme ile ilgili. İlk seviyedeki farkındalık düz bir çizgi şeklinde. İkinci seviyenin farkındalığı ise çizginin kendine dik hareketle bir alan oluşturmasına dayalı, yani düzlemler. Üçüncü yoğunlukta insanlar var ve düzlemin kendine dik açıyla hareketine dayalı bir farkındalığı var, ama bunu hiç tam olarak deneyimleyemiyoruz. Herşeyi yalnızca üç boyutlu olarak görüyoruz çünkü hafıza ve bilgiye dayalı bir ilüzyon yaratıyoruz. Baktığımız herhangi birşeyin öbür tarafını veya içini bilemiyoruz. (J) Heinlein'ın kitabındaki denekler, bir yapıya farklı açılardan baktırıldıkları halde, sorulduğu zaman yalnızca soru anında görebildiklerine göre yanıt veriyorlardı... (L) Üçüncü yoğunluk böyle birşey. Herşeyi kendi algımıza göre bilebiliyoruz. Yani birinci yoğunluğu ikinciye, üçüncüye ve dördüncüye uygulayarak dördüncü yoğunluğun nasıl birşey olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta herhangi bir cismi aynı anda tüm yönlerden görebiliyorsun. (T) Her yoğunluk, kendi altındaki yoğunlukları da kapsıyor, yani dördüncü yoğunluk, ilk üç yoğunluğa yeni bir yoğunluğun eklenmiş hali. Buna göre beşinci yoğunluk da, dördüncü yoğunluğun kendine dik açı yapan hali oluyor. Aynı şey altıncı yoğunluk ve Kasyopyalıların "Bir" olarak isimlendirdikleri yedinci yoğunluk için de geçerli. Tamamlanma noktası. (L) Tüm bu şeyleri nasıl ifade edeceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok. Bize Boyutötesi Atomik Remolekülerizatörlerden bahsettiler, öyle birşeyi nasıl yapabileceğimizi sorduk. Oturup bir iki gün boyunca onları dinleyip notlar alacak vaktimiz olup olmadığını sordular. (RS) Benim var! Benim var! (L) Evet, biz de öyle söyledik ama gerekli parçaları nereden bulacağımızı sordular. (RS) Bu tıpkı Roma devrinde elektronik cihazlar yapmaya çalışmak gibi... (T) Veya bir köpekten bir kol saati yapmasını istemek gibi. ... (RS) Algımızın ne kadar aldatıcı olduğu konusu, deniz kabuklarıyla bilimsel olarak kanıtlandı. Bunu sizinle konuşmuştuk değil mi? (T) Evet. (RS) Üçüncü seviyede, boyutun değerinin mevcut enerji ile değiştirildiği veya birimin değerini değiştirmek için enerjinin kullanıldığı doğru mu?
    C: Bu kavram yoğunluk sınırını aşıyor; üçüncü seviye ile sınırlı değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim yorumların için. Tekrar hoşgeldin. Keşke adını da bilseydim. Nostalji olurdu. Kasyopya bir dönem okudum. Sonra bıraktım. Yıllar oldu tabii. Zaman zaman tavsiye almaya devam ediyorum. Evet, nerede kaldım hatırlamıyorum ama yeniden okuyabilirim. Bir yerlerde tekrar buluşmak ümidiyle.

      Sil
  6. oyuk dünya teorisi ve farklı dünya biçimleri teorileri var bunu hatırladım sanırım sonsuz.us ta bir tartışma okumuştum. tam darienin algıaldığımız biçimde olmayabileceği gibi bir sonuç vardı yanılmıyorsam orda

    Site değişti ya da kapandı ve eski kayıtları sunuyor ama tam aradığımı düşündüğüm sayfa bu mu bilmiyorum- ünyayı büzüşük ve farklı gösteren grafikler vardı yanılmıyorsam aslında emin değilim.

    belki bu olabilir ama emin değilim ben
    http://eski.sonsuz.us/index.php?node=3174

    Arkadaşlar orada tartışmışlardı. fiziktem matematikten anlayan arkadaşlar büzüşük bir portakal gibi (çöküklerle) gözüktüğü ya da öyle gözükmesi ve olması gibi bi tartışma yapmışlardı. vardı sanıyorsam ama dediğim gibi bu link mi emin olamadım. Dünya üzerindeki suyu çıkarmaktan bahsediyorlardı mesela ve böyle bir grafik oluşturmuşlardı-bulursam yine eklerim-coğrafi şekillerde dikkate alınmıştı

    ancak düz dünya teorilerini buldum. Yine orda sonsuz da görmüştüm ırak tv sinde ki bi düz dünya tartışması vardı.
    ve kasyopya da da ele alındı bu. İncil toplulukları varmış. Bi kaç link daha buldum hemen

    Kasyopya da düz dünya ile ilgili soru geçen oturum
    http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1791&#16469

    Dünyanın şekline ilişkin
    https://onedio.com/haber/12-maddeyle-duz-dunya-teorileri-ve-asil-seklinin-aciklamasi-700985

    Düz Dünya Topluluğu
    https://onedio.com/haber/21-yuzyilda-hala-dunya-nin-duz-olduguna-inanan-komplo-teorisyenleri-duz-dunya-toplulugu-723064


    YanıtlaSil
  7. ben teşekkür ederim. hakan
    ve isiklidusler rumuzla/sanalmanik bağlantılı mail ve rumuzlarla geçmişte karşılaştık
    Kasyopya dan sonra (uzun ve ciddi ve hatta yoğun ve tekrar tekrar okumalardan sonra- başlangıçta bizde arada okuduk tabi ki yılalrca da sonra sonra ) biz diğerlerini/diğer hepsini (kanal mesajı ve grup takip-içerik takibi) bıraktık

    Biz de arada bunları kontrol ediyoruz /tavsiye alabilirsek-alabilseydik ne mutlu -olurdu- ama ? bilmiyorum. iyi geceler ve saygılar sevgiler yeniden ve tekrar

    ---
    suyu alınmış bir dünya vardı evet hiç daireye benzemiyordu.

    YanıtlaSil
  8. yukarıdaki anlatımama benzer bir örnekleme olarak bunu buldum ve sunmak istesim-izninizle

    http://www.evrimagaci.org/fotograf/30/6428
    https://www.youtube.com/watch?v=APZN3HiUNq0
    ---bir başak link-tartışma daha
    http://www.turkcebilgi.com/dunyanin-sekli-ile-ilgili-gecmisten-gunumuze-ileri-surulen-teoriler

    --
    ama her sonuçta ilginç bir yukarı algımız var /diklik eğiklik
    zihinden bi şey düşündüğümüzde onu yukarı asıyoruz biz
    rüyadaki ve zihidneki algı derinliklerini -algı oluştuamları inceleyelim isterseniz-kendi düşünüşünüzde
    hayal kurduğumuzda ne oluyor? görüntü yarattığımızda algıda belki de iki boyutlu tasarlıyoruz-derinlik hissi yok ya da yavan

    ileri bakınca açk bir evren görüyoruz bi şekil-biçim algılamıyoruz bizler-derinlikli his
    ve gerisinden bakıyormuş gibi- dünya onun dışındaymış gibi hisler

    evrenin ve dünyanın 8içidne değil) üztüdne olmak gibi bi algızım var
    üst ve dış kavramımız var ama evrende hiç yok bunlar gerçekte bulunmuyorlar-bunları düşündüm ben
    Üstündeyken dışında gibi mi? hissediyoruz

    arkamız da bir derinli kvar ve arkamız da aynı derinlikli ve bizi için katıyor
    oysa arkasıdna gibiyiz biz
    bu hisleri de (algı bakış hislerinide ) belki bi gözden geçirmek lazım. son bi kaç yıldır ben oldukça denedim düşündüm bunları

    kendimizi düz gibi hissediyor muyuz? -ileri bakan bi düzlük
    ben bu hisse bi ara bayağı takmıştım -olduğum yerden
    -
    hayır sonuçta çok boyutlu bi evrende yaşıyoruz var ve dünyanın şekli görece şimdi
    ve evrenin bi üstü dışı yok bizi içine kapatıyor ve sarıyor -içliyor şimdi

    bunu yazmışım bu algıya dayanak ama en az bir karalamam daha olmalı-dır
    http://www.felsefe.net/135400-post121.html

    boşluğun dışında hissediyor musunuz? arkasında ? bu nedir? şimdi soruyorum?
    farklı algılarımız mı var? nasıl olur?
    endne diğerleri gibi fizik algılamıyoruz neden yüksek matematik öğrenemiyoruz bizler

    dünayayı (ve evreni içidnek işeyleri sürekli) dönerken-çekerken düşünemiyoruz -tam- ve arka planı sürekli yer değiştirirken
    sabit yerler arıyoruz gökte ve yerde merkezler-evren dsürekli dönmekte ya da genişlemekte ve büzüzüşmekte-yoğrulmakta
    yıldızlar yer değiştiriyor-her şey spirallerle dönüyor ve açılıyor bunları kafamızda geliştiremiyoruz
    kütleçekim dalglarını anlamıyoruz bizler
    soruyorum yıllardır--


    YanıtlaSil
  9. Dünyanın alt tarafında bir gökyüzü -açık- düşünemeye başlasığımda (bunu ço kdeniyorum bu ara şimdi ) ya da bunu deendiğimde kesinlikme midem bulanıyor-muş gibi ya da başım dönüyormuş gibi oluyor ve zemin kaygan/hass-seyrek ya da eğrelti ve de şeffaf gibi hissediliyor ve akışkan farklı bi algıya geçiyorum.
    yine içindelik ve tam bir üç boyut fikri ve dairenin sarması/kuşatması geliştiremiyorum.
    şeyler dönüyorlar ve hareket halindeler sürekli (yeterince etkin) geliştiremediğimin farkındayım.

    Kasyopyadan okuduğum kendini çevreleyen yumurta (sarı yumurta ve akışkan yüzey -üşümeye karşı tavsiyeydi bu) çevremde oluştumayı denediğimde kendime kapatamıyorum.

    bu hislerime baktığımda kesinlikle kendimi (dış dünyayı ve evreni -içidnen değil nerdeyse) arkadan ya da dışardan izlermiş gibi buluyorum ve hissediyorum-bunu çok sorguladım ben.şimdi
    karnalık bir yüzeydene ya da yerden dış dünayayı izlermiş gibi-beni içe sarmıyor-katmıyor kuşatmıyor hissi var
    karnalık bir yüzeyin üzerinde olmak hissi gibi ama nerdeyse
    Zihinde karanlık bir fon üzerinde işlem yapıyoruz-düşünme grafiği ve kesilikle iki boyutlu -gibi- o

    Bnuları hep yazmaya paylaşamaya giriştim-Özellikle sonsuz da mesela bunu yaptım. nasıl fizik ve dünya evren algıladıklarını anlatmalarını istemiştim ben. Einstein ne algılıyordu mesela. Hareketi ve canlılığı nasıl böyle geliştirebiliyordu o.

    dünyanın alt tarafında dönen bir gökyüzü
    arka tarafında ama
    -içinde- hep açık kalıyor bu -dört yan açık
    daire dış çıkıyor gibi bunu anlatamıyoruz

    Bizi dıştan kuşatan bir daire mi geliştiremiyoruz.
    Şekil şeklimiz mi açık?
    Çemberde doluluk mu geliştiremiyoruz?
    Dünyayı çember olarak mı algılıyoruz bizler-
    ahreket mi eksik ve hacim ve iç doluluk nedir? alan nedir? farklar nedir düşüncemizde -evren algımızda hep sorduk

    Kasyopyanın bir tepe üzeridne 5B şehir eğretilemesi var. Bunu düşündüm -aklıma geldi- karşı tepelere bakarken arak dönüyordu ve açılıyordu/dönmeliydi-
    evrende sabit yer (yer ideğişmeyen) yok ve merkez gibi yerler yok -üst yok -alt yok ve yön yoktu

    Sürekli kapalı bir daire düşünemeye çalışıyorum bu ara
    Kendim arkadan izliyorum-Dışardan
    beni kuşatan (içine kapsayan) değil
    -uzay resimleri gibi-iki boyutlu oluyor /arkadan oluyor bu

    bilmiyorum dediğimi anlatabildim mi şimdi

    YanıtlaSil
  10. sorularım var ve bakışlarım -bunu düşünüp duruyorum şimdi

    bu çok basit ben de bir alan kaplıyorum (bedenim kaplıyor uzayda ve dünya üzerinde) ben nasıl bir dünya -alan üzerinde duruyorum

    karşıda bir fotograftan bakarsanız ne kadar uzağa giderseniz gidin bi ölçüde ben de düzüm

    benim bedenimin bir alan yüzey kaplaması gibi
    dünyanın kendi alanı ve derinliği var /var mı?- düzlüğü nedir? neye göre nasıl tanımlanır? bir çember gibi mi?-

    düzse alan açık mı kapalı mı? kapanmıyor mu? sonsuz bir düzlem mi? genişlik mi? iç derinliği var mı? nedir? nasıl tanımlanır?
    kağıt gibi -? form mu? düzlükten ne anlatıyorlar ki?
    nasıl şimdi?

    yüzeysel bir çember mi? nerde kapanıyor düzse mesela
    altı ne yok mu?
    arkası mı var? iç derinliği nasıl tanımlanır
    kağıdın bile inceliği kalınlığı var
    düzlemden kasıt kare mi burda?
    önü ve arkası olan bir çember mi?

    dünya benden düz mü yani bana göre (benim bedenime göre nedir? düzlüğü) düz mü?
    kağıt gibi tek yüzey mi? önlü arkalı mı mesela?

    benim bir alanım var-dünya bana göre yüzey mi? derinliği yok mu?

    fiziksel olarak dünyadan büyük olsam bir çember mi tutacağım mesela
    nasıl bir şey?
    nasıl bir alan şey ve çember
    nasıl tanımlanır bu?

    hayır görgü/görüş ve optiğimi düşünüyoruz şimdi
    o başlıbaşına yanılsama olabilir mi?-ışık zaten herşey
    yanılsamalar olabilir -daire açık bir kuram da olabilir çok boyutlulukta mümkün olabilir- ama nerde? bize göre kapalı şimdi

    bize göre kapalı ve uzaya bileşik içinde duruyor-boşluklar var ve düzlemsel düşünüyorz bizler- dikey
    arka arkaya boşluklarla /doluluklarla koyuyoruz şeyleri
    ileri düşüncemiz zaten düzlemsel -yeterli derinliği ve alanı yok düşüncede
    ileri tek boyutlu bunu düşünün
    kafada gerçek bir 3B-3D canladırma yapın lütfen dört yön algı düşünerek ve daire yüzeylerle çalışın
    Ve Küçük Prensinki gibi küçük bir gezegen kullanın mesela
    her yönde tüm yönlerde derinlik ve algı oluşturamıyorsunuz ve tüm aynı anda olmuyor ya da bu
    ve bedeniniz alan/alanlı olsun lütfen
    derinlikli lütfen -ileri geri sağ sol algısı oluşturun ve deneyin lütfen
    kendinizi düzlem gibi düşünüyorsunuz ileri bakarak ya da bakan

    bu dünyada da gerçek dünyayı temelleyin

    optiğin-ışığın-alanın derinliğin -boyutluluğu nen olduğunu bilmiyoruz bizler? tamam
    gözsel bi algımız var o kadar-bunu matematikleştiriyoruz

    kendi bedeninizle ölçün kıyaslayın diyorum

    ben size göre ne kadar düzüm ve nasıl bir uzaydayım-şimdi soru bu?

    2D kağıtta/alanda prizma derinliği düşünün lütfen?
    2D kağıttan arkaya uzayan derinlik
    yine de yer kaplamıyor gibi ve hacim yok sanki alan gibi
    görsel-görüş ve bakış derinliği ve alanı sağlıyor

    Kendi derinliğimi ve bedenimi nasıl tanımlarım düz mü?
    Benim derinliğim kadar dünyanın derinliği yok mu demek oluyor bu?
    buna göre nedir? daha dar bir uzayda mı şimdi
    bendenn kısmi bir uzayda mı?

    YanıtlaSil
  11. Aslında temel imkanlarım dahilinde Türkiye'de az olsada bu tip teknolojilere erişim sağlayan kişilerden biriyim... Nasa'nın politik olarak sakladığı veya toplumdan uzaklaştırdığı şeyler sayılamayacak kadar fazla lakin uzun süredir temel yürütülen bu politikaları düşünmekte ve bu konuda izlemeler yapmaktayım... Bende Celestron a sınıfı yüksek çözünürlüklü Telestar destekli bir teleskop var ve bu teleskop çatıda ve motor kontrollü... Son 5 yıl içinde o kadar sıradışı olaya şahit oldum ki bunları toplumsal anlamda ispat etmek gerçekten güç ve çok zor çünkü bazı şeyler toplumsal dokuya dokunduğunda bunları kavramak için insanların mevcut dinsel mitolojileri ve inanışları bir kenara atması gerekir... Ben şunu gördüm özellikle 5 devlet dünya dışı yaşam konusunda oldukça ihtiyatlı davranıyor ve sürekli bir gözden uzaklaştırma politikası işliyor... Mesela en garibime giden olay ise küresel güçlerin içindeki en çok adı duyulan örgütlerden ''İlluminati'' örgütü için dindarlar insanları dinden uzaklaştırmaya çalışıyor işte efendim gerçekleri saklıyorlar diye bahsederken aynı şeyi ateist ve agnostiklerde söylüyor onlarda bu örgütün daha fazla güç elde etmek için dünyayı daha fazla dindarlığa insanları dorgulamayan kölelere çevirdiğini söyleyip yakınıyor... Evet bazı gerçekler var ama bu gerçeklerin içinde devletlerin izlediği politikaya baktığınızda inançlı dokuyu yıpratmama insanlara umut edecekleri bir şeyler bırakma konusunda oldukça başarılılılar çünkü olması gereken bu... Bu insanlar bazı değerlerine öylesine körü körüne bağlıki ve bu değerler ışığında açıklanacak şeyler dünyayı daha fazla kaosun içine sürükleyecektir... Her şeyin yıkılması ve açıklanması için daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu düşünen insanlardan biriyim... İnsanlığın son 5000 yılına bakın ve bu 5000 yılın son 30 yılında öyle büyük bir teknolojik atılım yaşandı ki insan durup düşünüyor neden bu kadar geç kaldık...

    YanıtlaSil
  12. öne sürdüğünüz kanıtlarınızı keşke konunun teknik uzmanlarına sunacağınız bir platformda tartışsanız, çok çok havada kalıyor her şey ve bir sürü yeni soru doğuruyor. mesela en önemli soru benim için - dünyanın yuvarlak olması yalanı kimin nasıl işine yarayacak? Niye böyle bir yalana ihtiyaç duyulsun. kaldık ki bu yalan fikri galileo dan beri hayattaysa ta o zamandan bugünlere bu yalanı devam ettirme veya gizlemeyi nasıl başarabilsinler.

    YanıtlaSil
  13. Benim de kafama takılan birinci soru aynı: Dünya madem düz ne diye yuvarlakmış gibi gösteriyorlar dertleri ne? Dünyanın düz olması bir simülatör olduğunun kanıtı mı yani?Peki yuvarlak bir dünya da simülatör olamaz mıydı? Madem bu bunca teknolojik oyunlarla saklanıyor ne diye CERN'de yapılan deneylerle ve atom altı çalışmalarla aslında maddenin olmadığı evrenin olmadığı bilimsel olarak kanıtlanıyor ve her yerde dillendiriliyor? Bu bilgileri niçin saklamıyorlar o halde???

    YanıtlaSil
  14. Selam.
    ISS videolarındaki kadın astronotların saçları özellikle kabartılıp spreyle sabitlenmiş. kafa hareketlerinde saçların verdiği tepkiden bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet harikasınız. Güzel bir detay. Hiç doğal bir hareket değil. Doğalı su altındaki saçlar gibi davranmalı.

      Sil
  15. Aya yolculuğun gizli ayrıntıları türkçe dublaj yazın youtube. Belgeselin 39.51 dakikasında sonrasina dikkatlice bakın. Dünya nasıl anlarsınız. Bende inanmıyorum yuvarlak olduğuna. Allahın makamı su ustundeydi ayetini ve gökleri ve yeri yarattım derken. Neden yer tekil gokler çoğul kullanıldı. Size en yakın göğü yıldızlara Donatım der Allah.

    YanıtlaSil
  16. Kafayı yemişsiniz hepiniz, başka işiniz mi yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buralarda takıldığına göre sen de bizden farklı değilsin. :)

      Sil