Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.
Bu site doğruluğu hiçbir zaman kesin olarak kanıtlanamayacak bazı bilgiler içermektedir. Ancak yayınlarımın uzun vadeli takibi size daha yüksek bir anlayış ve daha doyumlu bir hayat katacaktır. Dünya'da iyi eğlenceler!

Karşıtlıkların savaşı

By | Leave a Comment

‘Uyanma’nın ilk ve en önemli adımı pozitif ve negatif arasında ayırım yapabilmektir. Kişi yukarı ve aşağıya çekilişleri birbirinden ayırdedebilmelidir. Spiritüel varlıklar olarak 3. boyutta yaşayan bizler bir karşıtlık savaşının içine yakalanmışız. Bu da içimizde alt ve yüksek doğamız, dışarıda da tanrısal ve şeytansı güçler olarak beliriyor. İçerde ne varsa, dışarısı ile titreşime girer. Tanrısallık yüksek benliğimiz ile çalışır, şeytansılık alt benliğimizle. Her dakika bir seçim karşısında oluruz. Her seçim de aşağıdaki şu soruya cevap olur; hangisini izleyeceksiniz, alt mı yoksa yüksek benliğinizi mi?

Seçmek zorunda kaldığımız zaman, içimizde sürekli olarak çatışan etkiler hissederiz. Bir parçamız ‘bunu’, diğer parçamız ‘şunu’ ister. Henüz ‘uyanma’mış kişilerin çoğu için bu çatışmalar, çeşitli alt kişiliklerin arasında olur ve bunlar istikrarsız zihin mozaikleri oluştururlar. Ancak önünde sonunda bu karşıtlık, kalplerimize yazılmış olan spiritüel bilinç ile; sosyal, genetik ve psikolojik olarak neye programlanmış isek onun arasındaki çatışmaya dönüşür.

Herşey aşağıya düşebilir, ama herşey yukarıya doğru uçmaz, yani karanlığa düşmek çok kolaydır, ama spiritüel yer çekimine karşı koymak veya yükselmek için çok gayret sarfetmek gerekir. Bu yer çekiminin yoğunluğu, fiziksel ve metafizik faktörlere dayanır. Kişinin ruh gücü çok yoğun dönemlerde sınavlara sokulur. Tıpkı birşey yer çekimi ile aşağıya çekildiği zaman ağırlık nasıl belli olursa, bizim aşağı çekilişimiz de negatif etkilerle ne kadar güçlü bir şekilde etkilendiğimizi gösterir. Sürekli olarak negatif tepkiler ve düşüncesizce mekanik davranışlar şeklinde başgösteren bu zaaf bizi aşağıya çeker, ama sürekli olarak erdem veya yüce gönüllülükle hareket edersek yukarıya çekiliriz, o zaman zincirler paslanır gider, ‘uçuş’ gerçekleşir.

Bu durumda doğru olanı seçmek zorunludur. Bazıları ‘yanlış seçim olmaz’ diyeceklerdir, bu bir bakıma doğru, çünkü bütün yollar aynı yöne götürecektir. Ancak yine de bazı yollar diğerlerine göre daha dolambaçlıdır. Eğer dünyayı dolaşacaksanız, doğudan giderek 10 mil katetmek yerine, batıdan gidip 5000 mil katedebilirsiniz. Doğru olan seçim derken, ‘akılcı olan seçim’i kastediyoruz.

Sufilik, 4. yol, hermetik, simya ve içsel hristiyanlık gibi birçok ezoterik kaynakta, yüksek ve aşağı benliğin ayırd edilmesinin gerekliliği vurgulanır. Bunların en önemlileri içimizdeki karşıtlığı görebilmektir. Örneğin Boris Mouravief, üç cildlik Gnosis eserinde, içsel gelişimimizi, hangi tür dış etkilerle baş edebildiğimize bağlar. Bu etkileri iki ana kategoriye ayırır: kişinin o gelişim seviyesinde kalmasını sağlayanlar, diğeri ise sonraki seviyeye geçişe teşvik edenler.

Ezoterik kitaplarda hiperboyut faktörü gözden kaçar. Michael Topper gibi bazı yazarlar ruh çalınmaları, implant, zihin programlama, boyutsal yönetim ve zaman manipülasyonu, yapay senkronisiteler, teknolojik ruh frekansı modülasyonu vs gibi negatif taraflarını ele almazlar. Ruh zaten zorluklarla mücadele ederek olgunlaştığı için bu anlaşılabilir. Kişi, negatif güçler tarafından uygulanan aldatma ve kandırmanın belirli yöntemlerini bilmeden de yolunu bulabilir. Negatif veya karanlık da ‘Yaratılış’ta var olduğu için , bizim kendi zayıflıklarımızı yansıtır, gelişme için bir katalizördür ve bu yolda teknolojik tuzaklar bile kurarlar. Yoldan çıkmak çok kolaydır ve bedeli ağır olur, bu sonuçlar gelişimi geciktirse de onlara dayanamamız gerekir. Birinin kaçırdığı bir başkasına yarayabilir. Böylece her zaman daha fazla bilgi edinmek daha iyidir.

Okuyucular çoğunlukla “Pozitif ve negatif senkrositiler arasındaki fark nasıl anlaşılır?” diye soruyor, karşılarına çıkan, alışılmışın dışındaki fırsatlardan hangisi samimi, hangisinin tuzak olduğunu anlamak istiyorlar. Bu aslında önemli bir soru, çünkü her enkarnasyonun belli bir ömrü vardır, buna bağlı olarak da görünmeyen tuzaklardan kaçınması gerekir. Bu bağlamda, pozitif ve negatif etkileri ayrıdedebilmek üzere gözlemlenmiş olan bazı noktalar var. Bunlar kesin formüller yerine, değişken kurallar olarak sunulabilir. Formüller, hayatımıza sokulan ‘mantık zorlayıcı’ olayların altından kalkmayı zorlaştıran yedek mekanik unsurlardır. Bu nedenle her zaman, önsezi ne derse onu yapın...

Kaynak: Montalk.net
Çeviri: WeUsAll


Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: