Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Güncel

kitaplardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gurdjieff'ten insan iç dünyası ve özgürlük üzerine...

Gerçekten özgür müyüz?
Kendimizi bilmek için çaba harcıyorsak özgürlük için de çaba harcamalıyız. Kendini bilme ve daha ileri doğru kendini geliştirme görevi o kadar önemli ve ciddidir ve o kadar yoğun bir çaba ister ki, bunu eski tarzda ve diğer işlerimizin arasında yapmak olanaksızdır. Bu vazifeyi üstlenen biri bunu yaşamında ilk sıraya koymak zorundadır çünkü yaşam önemsiz şeylere harcanamayacak kadar kısadır.

İnsanın bu araştırmasında zamanını yararlı bir şekilde harcamasını her türlü bağlılıktan özgürleşmek dışında ne sağlayabilir?

G.I.Gurdjieff
Özgürlük ve ciddiyet. Tabi burada çatık kaşlar, büzülmüş dudaklar, dikkatle yapılan hareketler ve dikkatle seçilen sözcükler yoluyla gösterilen bir ciddiyetten değil, bu araştırmada kararlılık ve devamlılık, yoğunluk ve tutarlılık getiren bir ciddiyetten söz ediyoruz, yani kişi dinlenirken bile asıl vazifesine devam etmektedir.

Sorun kendinize, özgür müsünüz? Maddi anlamda güvencedeyse, yarını için endişelenmesine gerek yoksa, geçimi için bir başkasına ihtiyacı yoksa veya yaşam koşullarını kendisi belirleyebilecek durumdaysa pek çok kişi bu soruya "evet" diye yanıt verme eğilimindedir. Fakat bu özgürlük müdür? Özgürlük sadece dışsal koşullar meselesi midir?

Dolores Cannon - Üç Dalgada Gönüllüler ve Yeni Dünya
(Three Waves of Volunteers and the New Earth)


Dolores Cannon'un esin veren mesajlar içeren büyüleyici kitabı Üç Dalgada Gönüllüler ve Yeni Dünya kitabından can alıcı noktaları sizler için derledik. Biliyorsunuz bir geçiş, titreşimsel yükseliş yaşayacağız. Peki Yeni Dünya'ya hazır mıyız?

Bilmeyenler için hatırlatalım, Dolores Cannon bizim konularda en ilham verici konuşmacılardan, önde gelen kitap yazarlarındandır ve aynı zamanda bir geçmiş yaşam (regresyon) hipno-terapistidir. Eserleriyle bize yüreklendirici ve umut veren mesajları ileten Dolores Cannon kırk yılı aşkın sürede binlerce danışanına geçmiş yaşam terapistliği yapmıştır. Ruhsal gelişim konusunda dünyanın önde gelen başyapıtlarını yazdıysa da bu bahsettiğimiz kitabın onları bile geride bıraktığı kabul ediliyor.

Hikayesi özet olarak şöyle

Dolores Cannon yaptığı seanslar sonunda genellikle doğaüstü varlıklardan gelen ve gelecekten bekleyebilceklerimizle ilgili mesajlar almaya başlamış. Bunlar genelde kehanet türünden mesajlar olunca Dolores bu mesajları dünyaya duyurmak için karşı konulmaz bir arzu duymuş ve böylece kitaplarını yazmaya başlamış. Daha da ilginç olan, bu mesajları seans sonlarında bazı danışanlarından ve onların değişen sesleriyle alması. 

Dolores Cannon Yeni Dünya

Dolores Cannon'un kitabından umut ve birlik dolu mesajlar

Bu kitabında Dolores Cannon günümüz jenerasyonuna bir 5D realitesi perspektifinden nelerin değişmesi gerektiğini anlatıyor. İçinde bulunduğumuz bu dönemin insanoğlunun yaratılmasından bu yana en önemli dönem olduğunu vurguluyor. Şimdi kitaptan önemli alıntılara geçelim.

  • Dünya'nın frekansı değişiyor. Bu demek oluyor ki insan bedenleri de bu frekansa ayarlanıyor. İnsanlardaki hücreler değişime hizalanıyor ve yeni yapılandırmayı alıyorlar. Bununla ilgili en iyi örnek günümüzde insanların tiz sesleri daha rahat duyabilmesidir. 
  • Ölen, ya da kaynağa geri dönenler bir sebep için oraya dönüyorlar. Dolores diyor ki, Dünya bir düzensizlik/kargaşa içinde ve ölüm de bunu düzeltmenin yollarından biri. 
  • Dünyada şu an canlı olmamızın ana sebebi bu cidden zor olan zamanları geçirirken birbirimize yardımcı olmamız. İpnoz altındaki hastaları sıklıkla Dolores'e şunu söylemiş: Burada amaç evlenmek ya da bol para yapmak değil, birbirimize yardımcı olmak. 
  • İpnozdan çıktıklarında tüm bu hastalar tamamen pozitif olarak değişmiş oluyorlar ve birbirimizle olan ayrılmaz bağın anlayışına vakıf oluyorlar. Çoğu da bu deneyimden sonra birer şifacı olmayı seçiyorlarmış. 
  • Eğer yaşamınızı istediğiniz gibi yönlendiremiyorsanız bundan vazgeçip istediğiniz zaman yepyeni bir hayatı ya da sözgelimi "yeni sözleşmenizi" yazabiliyorsunuz. 
  • Daha önce başka gezegenlerde yaşamış olup da burada ilk enkarnasyonu olan pek çok ruh var. Bu sebepledir ki Dünya'nı zorluklarına ve buraya özgü titreşimlere ayak uydurmada güçlük çekenler olacaktır. 
  • Titreşimler değişirken yeni değişimlere uyumlanamayanlar geride bırakılacak. Negatiflik düzeyi yüzde 50'nin üzerinde olanlarla Dünya'nın yükselişe devam etmesi mümkün olmayacak. 
  • Ekonomi, politika gibi "illüzyonların" sizi kontrol etmesine müsaade etmeyin. Küresel günlük olaylar ne kadar önemli gibi görünse de "büyük resime" bakıldığında bunlar hiçbir anlam ifade etmiyor. 
  • Biz konuşurken DNA'mız değişmeye devam ediyor. Gelecekte bir gün ─bedenli, yani fizik ortam dahil─ ölümsüzlüğe ulaşacağımız noktaya ulaşacağız. 
  • Büyük bir ruhsal ve enerjetik sıçrama noktasına yaklaşıyoruz. Bu olurken yaşamı sevemeyebilirsiniz. Ama eğer korkuyu tamamen aşabilirsek bu süreç yumuşak ve çok daha güzel geçecek. 
  • Bu uyanış son ruhsal sıçrama olacak ve bundan sonra eski dünya, yenisinin varlığından dahi haberdar olmayacak. Hem eski Dünya, hem Yeni Dünya aynı anda var olmaya devam edecek, ancak bu farklı boyutlarda hüküm sürecek. 

Bu konuda daha çok öğrenmek istiyorsanız İngilizce kitabı buradan satın alabilirsiniz.
Bu yazı Helen E. Williams'ın Dreamcatcher Reality sitesindeki yazısından derlenmiştir.


(Tanrı, insanla konuşuyor)

Seni büyüklenmekten arındırmamızın amacı seni daha büyük kılmaktır. Egon seni "ben" diyerek büyütmeye çalışır. Oysa sen "ben" dediğin anda, içindeki sonsuz tanrısal ruhu tek bir benlikle sınırlamış olursun. Onu yalnızlaştırırsın. "Ben" dediğinde sen ve ben birbirimizden kopmuş oluruz. Sen, ancak "ben" değil "biz" dediğin anlarda büyüyebilirsin. Kendine tapındığın an dünyevi özelliklerinle sınırlı biri olursun. Özgüvenin yaratıcı biri olmaktan geliyorsa, karşına senden daha yaratıcı biri çıktığında kaçacak delik ararsın. Güvendelik duygunun akıbeti, kimlerle karşılaştığından etkilenmemelidir. Sağlam bir temelde büyümen gerekir, sana yakışan budur.

Bu yaşamdaki amacımız, senin egonu öldürmek değil, egonu özgürleştirmektir. Hadi, ikimizin de bildiği bir gerçeği ortaya getirelim. İnsanlara karşı tatlı tatlı da olsa bir büyüklenme içinde olmanın nedenlerini ortaya koyalım. Sen neden diğer insanlardan daha "üstün"sün?

Sağlıklı olduğun için büyük olduğunu düşünürsen bu seni hasta olduğun gün küçük yapar. İnsanların seni karizmatik bulduğu için büyük olduğunu düşünürsen etrafında seni karizmatik bulmayan insanlar olduğunda da "büyük" olmalısın. Sen, senden daha iyi para kazananlardan daha az "büyük" değilsin. Büyüklenme halin senin büyümeni engelliyor. Sen bir tanrısalsın. Sen sonsuzluğun malikisin. Cesurca bir serüvene atıldın ve bu serüvenin amacı sana unutturulmuş tanrısallığını yeniden buldurmak. Egon, seni sınırlı kaynaklarla büyülemeye çalışıyor. Oysa sen, tanrısallığın sonsuz özelliklerinden ötürü büyüksün.

Sen tanrısallığını fark ettiysen, karşındaki insanların da seninle aynı tanrısal ruhu taşıdığını idrak edeceksin. Tanrının tanrısallarla doldurduğu bir evrende, "hava atabileceğin" hiçbir adres bulamayacaksın. Mütevazi olmak, seni bir sürünün standart bireyi haline getirmez. Diğer yanda tanrısal, diğer hiçbir tanrısalla aynı değildir. Arınmış ego, nefsin tam istenen kıvamıdır ve seni diğer insanlardan daha farklı bir renge büründürür.


Burak Özdemir









Sizlere ara ara bugüne kadar gelişiminiz için iş görmüş, sizlerin olgunlaşmasında fayda sağlamış, ancak artık sizin ve Bütün’ün geldiği yerde ayak bağı olan bazı kalıplardan -ki her biri birer yüksek araçlardır- söz edeceğiz. Bunlar modern (!) psikolojinizin ve felsefenizin de işlediği ve işledikçe de daha da içinden çıkılmaz bir hale getirdiği kalıplar, onlara göreyse kavramlardır. 

Sizlere BEKLENTİ hakkında sade bir açılım sunmak istiyoruz. BEKLENTİ, sizi üçüncü boyut dünyanızın düşük, baskılı ve flu düzleminde, bir kayığı denizin ortasında tutan bir çapa gibi tutan araçtır. Sizler özü itibarıyla hep bir şeylerin eksikliğini hisseden, hiçbir zaman tatmin olmayan varlıklarsınız. Elbette ki özleminiz bizlere ve buralaradır. Ancak sizin işinizse o dünyadadır. Siz hem dünyanızda kalmak hem de içinde kendinizi bulduğunuz koordinatlarda yaşamak durumundaydınız. Bunu sağlamanın en önemli yollarından biri de BEKLENTİLER yaratmaktı.

Bu hem fiziksel olarak böyleydi; 
İtinayla konsantre ettiğim çok önemli bir alıntıdır.

Gezegen bu büyük değişim günlerine yaklaştıkça her biriniz ışık sütunları olmaya çağrılacaksınız. Zamanı geldiğinde, insanlar eski yollar artık çözüm sunmadığı, uymadığı ve uygulanamadığı için umutsuzluğa kapıldığında yol göstereceksiniz. Bu kitapta size ışığın gezegendeki kaosun büyük bir bölümünü oluşturduğunu ima ettik ya da böyle bir izlenim verdik. Onun için bu zamanlarda elinizdeki armağana ihtiyaç duyulacak. Koşup saklanamazsınız çünkü topluluklar arasında mekik dokuyarak alternatif oluş biçimleri getirmenize gerek var. Düşüncelerinizle gerçekliği yaratma inancınızı paylaşmanıza ve başkalarına yeni uygarlık ve işbirliği ideallerinin iyileştirilip yaratılmasında bunun nasıl çalıştığını göstermenize ihtiyaç duyuluyor.

Evrimleştikçe bildiklerinizi ileri taşır, paylaşır ve yaşarsınız. Daha büyük bir ışık kabı ya da ışığın daha büyük bir ifadesi haline gelirsiniz. Bu süreçle gelecek birkaç yıl içinde bilginizle ışık hızının ötesine fırlatıldığınızı göreceksiniz. Size gelecek beceri ve yeteneklerle bilgi aslında sadece sizin içinizde.

Topluma kulak vermeyi bir yana bırakmak zorunda olduğunuzu size ne kadar söylesek azdır. Bu başaracağınız en güç iş, duvarda açacağınız en büyük çatlak olacaktır. Toplumsal ve ruhsal benlikleriniz var, kutsal olanın hangisi olduğuna karar vermek zorundasınız. Sizin otorite kaynağınız hangisi? Bırakın sezgisel benliğiniz olsun söz hakkını tanıdığınız. Sezgisel benliğinizin deneyiminizin bayraktarı olmasına izin verin, sizin deneyiminiz, başka kimsenin değer biçmeyeceği deneyimdir. Deneyiminiz, anımsamasanız da bildiğiniz görevinizden kaynaklanıyor.

Bütün bildiklerinize ego yanınızla her an anlamaksızın, tanrısal bir düzen ve amaç olduğu tavrıyla yaklaşırsanız gerçeklikler arasında hızla yol alırsınız. Galaktik ışık dalgası gelgitini yaşamanın çeşitli yolları olacaktır. Kesinlikle herkesi, sunduğu en büyük fırsatın abartılı bir yorumuna fırlatacaktır. Elbette bu da her bireyin kendi seçimidir.

Son sözlerimiz, kimliğinizin parçası olan ve sizi bu kitabı okumaya, benliğinizin geçitleri boyunca altın sarmallarda yankılanan sessiz fısıltıları izlemeye iten ışık kaynağını algılayan hepinize teşekkürlerimizi içeriyor. Sizi onurlandırıyoruz, varlığınızı tanıyoruz ve size yardım etmek için buradayız. Işık Ailesi olarak hepimiz evrimleşme seçeneği ve özgürlüğünü gezegene geri getirmek için buradayız -Yaşayan Kitaplığın parçası, yeni bir yıldızı, pek çok duyarlı dünyanın ufkunda yeni bir ışık olarak parlayacağı bu yere getirmek için.

Kaynak: Pleiades Öğretileri - I



SİZ DE ALDINIZ MI ?



Ruh ve Madde Yayınları'nın sitesinden almak için tıklayın. Remzi Kitabevi ve DR'larda da satıştadır.


Hayatını ruhçuluğa adamış olan Bedri Ruhselman, banka kasasında 54 yıldır bekleyen bu kitabı yazmaya 1958 yılı Eylül ayında başlamıştır. 1959 Ağustos ayında tamamlanan kitap 4-5 aylık sürede alınan tebliğlerle yazılmıştır. Çok yüksek bir boyuttan alınan tebliğler nedeniyle Ruhselman’ın o süreçte günde sadece 4-5 saatlik uykuyla yetindiği söylenir. Bu eser Ruhselman’a göre kendi eseri değil “Yukarıdaki” nin eseridir. Bu kitabı yazdıktan kısa bir süre sonra da aramızdan ayrılmıştır. 


Bilmeyenler için hatırlatalım: Bedri Ruhselman'ın kurduğu Metapsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği, Ergün Arıkdal sayesinde de en iyi bilinen diğer çalışmalarından birini, Sadıklar Planı'nı bize kazandırmıştır. Sadıklar Planı ve diğer ruhsal tebliğler dunyaana.com sitesinden okunabilir.




Kitabın içerik, çizgi ve amacını soranlar için:


Bu kitap "normal şartlarda" ve insan bedeninde doğmanızla birlikte size "unutturulan" varoluş bilgisidir. Neden bu kadar önemli olduğunu bu şekilde anlayabilirsiniz. Bunlar normalde bilmenize izin olmayan bilgilerdi. Buradan da anlaşılabilir ki artık belli bir zaman geldi. Bu kitap nedir, ne içerir sorularına benim çıkarabildiğim en net cevap bu. Biraz daha açarsak... 
Ruh ve madde nedir, neden birbirlerine ihtiyaçları var, ruh maddeden nasıl faydalanıyor, ruhun madde üzerindeki etkileşimi ve kazanımların ruha nasıl aksolduğu, ruhun amacının ne olduğu ve bu amacı gerçekleştirmede ne gibi yöntemleri nasıl kullandığı, denge, iyilik-kötülük ve vazife kavramı, aile, tekamül, spatyom, ölüm sonrası, doğum öncesi, kainatların oluşumu, kurgusu ve bize mekan sağlayışı gibi konularda bilgiler içeriyor. Kitabın yarısını bitirdim, sakin ve hazmederek okuyorum. Buraya kadar bunları gördüm. Devamı ile ilgili gördüğüm, duyduğum kadarıyla kitap ileride daha somut kavramlara, olaylara ve kitlesel değişimlere geçiyor.





Giriş

12.8.1962

Bilinmeyen bir dünyada, bilinmeyen bir yıldız doğacak. Bu yıldızın ardında binlerce küçük yıldız sıralanmış. Saçak saçak etrafa dağılmış. O bilinmeyen yıldız, bilinen yıldız olacak. Ve saçaklar sizleri kavrayacak, sıkacak, çekip alacak.

Her seferinde böyle binlerce yıldız gelip geçti. Ve yine her seferinde, binlerce yıldızla beraber binlerce insan da gelip geçti.

Her gelip geçen insan ve yıldız, dünyanızın gurup vaktini, birçok gurup vaktini teşkil ettiler. Sonra dediler ki: “Bizler, onlar gibi olamazdık. Çünkü onlar inanmışlardı.” Ve dediler ki: “Körlük, sizin imanınız mı? Öyleyse neden kalbinizin körlüğünü gidermiyorsunuz?”
Baktılar ki, mühür kendilerindeydi. Ve körlük, mühürde yazılıydı. Aldılar, kuyuya attılar. Cehil, Ebucehil’in oğluydu. Ve ondan sonra işte, sadece iman kaldı.

Ve bir gün, sizleri kucaklayacak yıldızı gördüğünüz zaman, ne kalbinizi, ne aklınızı kullanın. Çünkü ikisi de yetersiz. Yalnız iman! O, o yıldızı ve küçükleri ve saçakları, hepsini tek kalp hâlinde attırır. Tek nabızdır o.

Yıldız kalpler, yıldız bedenler, yıldız uzuvlar. Onun ruhu, imandır. O şahidimiz olsun ki, istenilen anda, istenileni yapmakta bigûna perva etmeyiz. Yeter ki istesinler, yeter ki o yolda olsunlar. Duada olsunlar, mahviyyette olsunlar.

Dört bir tarafı surla çevrili bir küçücük ağaçcık. Ümitsiz ve kaygılı değil. O surun ardındakini, içindeyken biliyor. Ve bütün şevki, cesareti ve imanı, surun üstüne kadar büyümek ve asıl rahmeti görmektir.

Ve bir gün yine sordular: “Tanrı’nın asası kimde?” 

Cevap verdi: “Sende!” “Nasıl olur?” 
Yine cevap verdi: “Sende!”





Şu anda karşılıklı dönen enerji alanları temelinde kurulmuş serbest enerji makineleri vardır. Bunlardan biri N makinesi olarak adlandırılır ve Hindistan’da kullanılmaktadır. Yakında da ortaya çıkacaktır. Bu makineler sadece birkaç yüz dolar harcayarak sonsuz elektrik enerjisi üretebilecek aletlerdir. Üstelik bu makineler asla bozulmamaktadır.


Nikola Tesla uzun zaman önce bu serbest enerjiyi tüm dünyaya açıklamaya çalışmıştı. Uzaylı dostlar ve Düşmanlar (Extra terrestrial Friends and Foes) adlı kitabında George C. Andrews’un yazdığına göre; Tesla’nın niyeti bu serbest ve tükenmez enerjiyi dünyanın ve atmosferin çevresinden alarak elektriğe dönüştürmek, sonra da bunu tüm dünya ile paylaşmaktı. Tabii ki bu tasarı elektrik üreticileri, jeneratör ve kablo üreticileri için son derece kötü bir haberdi ( petrol krallarının tavrından bahsetmeye bile gerek yok). 1910 yılına gelindiğinde Tesla alaya alınan bir kişi konumuna düşürülmüştü. Bu işte kendisine destek olanlarsa bankaların pençesine düşmüştü. Toplum tarafından deli sayılan, soyutlanan, tüm bunlar yüzünden kalbi kırılmış Nikola Tesla 1943 yılında Birleşik Devleler’de yaşama veda etmiştir. 5

Yani çeşitli güçler bizim bu serbest enerjiyi bilmemizi istemediler. Ama bizim bilme sürecimizi sadece biraz daha geciktirmiş oldular hepsi bu. Drunvalo’ya göre bu bilgiler şu anda Birleşmiş Milletlerin elindedir ve tüm topluma açıklanması an meselesidir.



Onlar Burada
Bölüm 13 - Philadelphia Deneyi
Bob Frissell
Kozmik Yayınlar


Güncellendi: 15 Aralık 2012
Bu yayını Foton Kuşağı ve "3 gün karanlık" ile ilgili elime geçen tüm bilgileri peşpeşe dizerek derledim. Bu hadiselerin gerçek olacağını iddia edemeyeceğimiz gibi, bu ihtimal hakkında bir değer de veremeyiz. Bu ve benzeri bilgiler pek çok varlık, insan ve kadim medeniyetlerden çeşitli şekillerde bize ulaşmaktadır. Bu bilgiyi bilme özgürlüğünüze hizmet etmek adına kendimi borçlu hissediyorum. Dilerim bu yazı haberdar olmaları halinde tedbir almayı gerekli görebilecek olan herkese ulaşır. Gururlarını düşünüp bunları paylaşmayanlar var, bunu iyi biliyorum. Ama artık bu tip hesaplar geride kaldı. Artık maskeleri, zihinsel ve egosal kaygıları geride bırakmadan ilerleyemeyeceğimiz bir döneme giriyoruz! Sizi size bırakıyorum.



Hepinize bol şanslar ve iyi yolculuklar.


KİRAEL'İN FOTON KUŞAĞI ÖNGÖRÜSÜ


KIRAEL: Üç günlük karanlık başladığı zaman foton seviyesi 1’de olacak ve üç günlük karanlık sona erdiği zaman, foton seviyesi 9’da olacak. Dünya foton kuşağına tamamen girdiği zaman, foton enerjisi 1’e inecek, çünkü tüm üç boyutlu enerjileri emecek. Bu kötü görünüyor, ama aslında iyidir. Foton Dünya’nın enerji kalıbını emecek. Bu gerçekleştiği zaman, bilinçsiz hale geldiğinizi hissedeceksiniz. Uyu yakalacaksınız ve üç günlük karanlığın farkında olmayacaksınız ve her şey o zaman sırasında gerçekleşecek. Bedeniniz, Lemurya nümerolojisini yansıtacak olan o üç gün boyunca dramatik bir yolculuk deneyimleyecek. Önce, Yaratıcı’nın sevgisini (1) hissedeceksiniz, sonra her şeyi dengeledikten (2) sonra uykuya dalacaksınız ve bu üç boyutlu yolculuktan çıkmanın temeli olarak gerçeği, güveni ve tutkuyu kullanacaksınız (3). İkinci gün, DNA’nız sihirli bir şekilde dördüncü ışığa getirilecek ve iki tane yerine dört iplikçiğe sahip olacaksınız (4) ve uykuya daldığınızda hissettiğiniz sevgi daha kuvvetli şekilde oyuna girecek (5). Sonra tüm üstatlarla karşılaşacaksınız (6). Bundan sonra, sonraki aşamaya geçeceksiniz (7), galaktik enerjiler tüm bu yolculuk boyunca size yardımcı olmak için mevcut olduklarında (8), böylece üçüncü gün tamamlanabilirsiniz ve yeni bir dünyaya uyanabilirsiniz (9). O üç gün güzel olacak. Uyandığınız zaman, daha iyisine değişmiş olacaksınız. Bazılarınız üç günden daha fazla uyuyacaksınız, çünkü artan foton seviyelerinden geçmeniz biraz daha uzun sürecek, ama bu pekaladır, çünkü sevgi içinde uyanacaksınız. Eğer Şimdide bu olay için hazırlanmak isterseniz, 5’in dengesini – ruhunu, sevgi enerjisini arayın. Ne kadar çok dengelenirseniz, o üç gün boyunca bedeninizdeki değişimler daha az stresli olacaktır.


* * *

ONLAR BURADA Kitabı ─ Bölüm 16: Bize neler olacak?
(Bob Frissel/Kozmik Yayınlar)



...Genelde kutupların ve boyutların hareketi eş zamanlıdır. Gerçek kutup hareketleri başlamadan yaklaşık beş ile altı saat önce alışılmadık, görsel bir fenomen meydana gelir. Üçüncü ve dördüncü boyutlar birleşirler. Ardından, üçüncü boyut uzaklaşırken, bizler yavaşça, dördüncü boyuta doğru geçmeye başlarız.

Karın erkek ilişkilerindeki acı

Kristal Bedene-Girenler, D42101, San Diego, CA.



Soru: 
Kadın-erkek ilişkilerinin neden bu kadar acı verici olmaları gerektiği konusunda konuşabilir misiniz?

Grup:
Belli bir nedenden ötürü sorulmamış olan, ama burada bulunan birçoğunuzu ilgilendiren başka bir soru var ve önce onu yanıtlamak istiyoruz. Bu soru kadın-erkek ilişkileri ile ilgilidir. Bazen bu çok zor bir alandır, çünkü siz bu dünyaya ikinci boyuttan geçerek gelirsiniz ve burada yaşarken sadece bir erek ya da kadın olmadığınızı, bir bütünün parçası olduğunuzu anlamazsınız. Kendinizi yarım hisseder, bir şeyin parçasıymış gibi hisseder ve bu yüzden sizi tamamlayacak başka bir şeye ihtiyaç duyarsınız. Bu doğru değildir. İyi bir ilişki bir yaşam sigortasına çok benzer; onu, ancak ona ihtiyacınız yoksa elde edebilirsiniz (kahkahalar).

Enerjinizi kendi içinizde tutmanız ve kendi gerçeğinizde durmanız önemlidir, çünkü gerçekte tek bir ilişki vardır: Siz ile sizin ilişkisi. Bu enerjiyi barındıran kişi, aslında diğer kişinin gerçek haline değil, olabileceğini düşündüğü haline aşık olur. Bu da enerjinin çok yaygın olan bir yanlış kullanımıdır. Siz potansiyeli görür ve eğer o kişi sizinle birlikte gelişirse, o zaman onunla romantik bir ilişkiniz olabileceğini düşünürsünüz; ama bu yanlış bir yaklaşımdır. 

Siz, yaşamınızın büyük bölümünü acıdan kaçınarak geçirirsiniz, sevgili varlıklar. Ancak perdenin öbür tarafına geçip Yuvaya geri döndüğünüzde ve tüm enerji doğru olduğunda, o acıları bile, Dünya üzerindeki güzel yaşam deneyiminin bir parçası olarak hatırlayacaksınız. Siz ruhlarınızı öyle bir noktaya dek tekâmül ettirdiniz ki, artık onların bir parçasını bu güzel bedenlerde barındırabilirsiniz. Bu ruhu elinize alıp, uzanıp bir başka meleğe dokunabilirsiniz. Artık bunu yapın. Varlığınızın özünün uzanıpbir başka İnsan Meleğe, fiziksel bedende saklanan bir başka ruha dokunduğunu görün. Bu gerçekten harika bir şeydir. Bu sizin tekâmülünüzdür.

Bir ilişkinizin olması gerektiğini düşünmeyin, eğer böyle düşünürseniz, o zaman alanınıza sadece size sırtını dayayacak insanları çekersiniz. Ve iki kişi birbirine sırtını dayadığında, iki yarım kişiden bütün bir kişi oluşturmaya çalıştığında, bu işe yaramaz. Çünkü iki kişi asla aynı hızda ilerlemez; biri ilerlediğinde diğeri yere yuvarlanır. Yan yana yürüyebileceğiniz birisini bulup yaşamınızı onunla paylaşın. Yarın için kaygılanmayın, yaşamınızı bugün paylaşın. Ayakta duracak ve onun özgür olmasına izin verecek cesareti gösterin. Karşılık beklemeden, onu, olabileceği en büyük varlık olması için güçlendirin. Beklentisiz ve özgür bir biçimde yaşayın, o zaman ilişkilerinizde muktedir insanlara yer açmış olacaksınız. Sadece uzun süreli ilişkilerin başarılı olduğunu düşünmeyin. Sırf, kendinizi bir başka kişi aracılığıyla sevmek istemenizin güzelliği bile perdenin öbür tarafından sizi alkışlamamızı hak eder. Ve bunun çok güçlü bir alkış olduğunu bilin. 


Farklı Bir Düzeyde Birlikte

Angela'nın Kırık Kanadı, D060301, San Diego, CA.



Soru:
Ben evliliğimle ilgili bir karışıklık yaşıyorum. Eşimle aramızda ruhsal olarak çok güzel bir bağ var; özellikle böyle seminerlere birlikte katıldığımızda bu bağı hissediyoruz. Ben bir seminere tek başıma katıldığımda bile onu yanımda hissediyor, onunla ruhen iletişim kurabiliyorum ve böyle zamanlarda birbirimize ayak uyduruyormuşuz gibi görünüyor. Ama eşim normal yaşamına geri döndüğünde, sanki orada değilmiş gibi davranıyor ve o zaman biz birbiriyle bağdaşmaz iki kişilikmiş gibi görünüyoruz.

Grup:
Siz birinci boyuttan üçüncü boyuta gelebilmek için ikinci boyuttan geçtiniz. İkinci boyuttan geçerken de, kendinizin cinsiyetler denen parçalarına bölündünüz. Siz her bir enkarnasyonda dişi ya da erkek cinsiyetini seçersiniz ve bu yüzden, yaşarken kendinizi bütün değilmiş gibi hissedersiniz. Bu yüzden, sizi tamamlayacak bir kişiyle bütünleşmeniz gerekiyormuş gibi hisseder ve böylece, bir ilişkiye girerek bütün olma potansiyelini ararsınız.

Bu, enerjinin yanlış bir kullanımıdır, bir illüzyondur; çünkü bir insan ancak kendi içinde bütün olduğunda gerçekten bir ilişkiye sahip olabilir. Siz bunu öğreniyorsunuz. Sadece tek bir ilişki vardır ve o siz ile sizin ilişkisidir. Bunu anladığınızda istediğiniz diğer ilişkilere de sahip olabilirsiniz. Bu konudaki en büyük hata, sizin çoğu kez, istediğiniz şeye sahip olabileceğini düşündüğünüz birisine aşık olmanızdır. Oysa bunun yerine, orada olana odaklanmalı ve o kişinin bugünkü, şu andaki haline aşık olmalısınız. Eğer o ilişkiyi bugün yürütebiliyorsanız, o zaman sihri yaratırsınız. Eğer o kişiye baktığınızda, sizi birbirinize çeken şeyleri -desteği, sevgiyi ve en önemlisi de iletişimi- bulabiliyorsanız, o zaman o sihrin sizin için şimdi, bugün işlemesini sağlayabilirsiniz. Eğer bunu bulamıyorsanız, o zaman onu bırakıp yolunuza devam etmelisiniz. 

O kişiyi sevgiyle bırakma cesaretini gösterin ve enerjinizi kendi üzerinizde merkezlendirin, çünkü ancak bunu yaptığınızda yeni bir ilişkiye açık olabilirsiniz. Sevgili varlık, senin eşinin nereye gitmekte olduğuna gelince, onun kendi titreşimsel tekâmülü doğrultusunda ilerlediğini söyleyebiliriz; ancak, bu seninkine uymayabilir. Ve ikiniz bu konuda hala bir karar vermiş değilsiniz.

Burada, ilişkilerin yanlış kavramlarından da söz etmek isteriz. Tüm ilişkiler iletişim üzerine kurulurlar. Siz perdeyi bir yana sıyırıp, bir başka ruhu gerçekten gördüğünüzde, onunla tam bir iletişim kurabilirsiniz ve bu olduğunda, o ruha aşık olursunuz. Bu kardeşçe bir sevgi ya da bir aşk veya her ikisi de olabilir.

İlişkilerin yer aldığı klavyede herkesin bireysel bir titreşimi vardır. İnsanlar ilk başta kendileriyle aynı notayı çalan birini ararlar. Onları bulduklarında, bu çok onaylayıcı... ve çok sıkıcı bir ilişki olur. Siz kendinize sizinkine yakın bir notayı çalan birini seçersiniz ve sonunda birlikte mekanik, ifadesiz biz müzik çalar hale gelirsiniz, ki bu tahammül olunabilir ama sıkıntı verici bir müzik olur. Siz ancak birbirinizden rahatlık verecek kadar uzaklaştığınızda bir akor çalabilirsiniz. İşte orada iki titreşim düzenli aralıklarla örtüşerek birbirini destekler. Ve bu armoni, ilişki denen üçüncü bir titreşimi yaratır. 

Sevgili varlık, şimdi içinde bulunduğun akoru bul, o zaman ilişkini de bulacaksın. Eşinin bir sonraki notaya geçmesini ve bunun harika bir ses vermesini bekleme, çünkü sen de ilerliyorsun. Akoru şimdi bul ve eşinle birlikte iletişim üzerinde çalış, çünkü akoru yaratan odur. İki insan, bir kez akoru bulduklarında, aynı notada kalmazlar. Onlar sürekli olarak tekâmül etmektedirler ve sizin çok uygunsuz akorlar çalacağınız zamanlar da olacaktır. Burada mesele, aynı klavyeyi çaldığınızdan emin olmanızdır.

Sen iyi bir yoldasın. Halen sürdürdüğün ilişki henüz tamamlanmamıştır. Bunu kalben hissediyorsun. Eşine tüm gerçeğini ifade et ve onun da sana tüm gerçeğini ifade etmesine izin ver; o zaman, aynı notaları mı, yoksa çok rahatsız edici bir şeyi mi çaldığınızı çabuk öğrenirsiniz. Ancak, şu kadarını söyleyebiliriz ki, sen ve eşin birbirinize düşündüğünüzden çok daha yakınsınız.





Tanrı Çağı
Steve Ruther & Grup
Akaşa Yayınları
(Ağlar ve Yerçekimi bölümünden)
     Evet, uzun bir zamandır bu gezegenin üzerinde bulunan bir manyetik ağ, yani yerküresel bir enerji ağı vardır. Ayrıca elektriksel bir ağ, yani kristalimsi bir ağ, bir ışık ağı vardır. Bir de daha önce sözünü ettiğimiz, insan-yapımı olan harika bir ağ vardır. O, telgraf keşfedildiğinden beri oluşmakta olan, amaçlı bir iletişim ağıdır. Ancak, siz kendinizi Yaratan olarak görmediğinizden, semavi âlem tarafından yaratılmış bir şeyin ilahi olduğunu, sizin tarafınızdan yaratılmış bir şeyin ise değersiz olduğunu düşünürsünüz. Kendinize güvenmeyi öğrendikçe yaratımlarınıza güvenmeyi de öğreneceksiniz. 

     Bu iletişim ağının sihri şu ki, iki insan telefonda ya da internette birbiriyle konuşurken, iki farklı ülkede yaşıyor olduklarını bilmeyebilir; hatta, bu ülkeler o sırada birbiriyle savaşıyor olabilirler; ancak, bir kalp diğeriyle bağlantı kurduğunda, arada bölünme olamaz. Sevgili varlıklar, burada kozmik şaka size yapılmaktadır. Çünkü bir gün perdeyi bir yana sıyırdığınızda, hepinizin aynı olduğunu göreceksiniz. 

Paylaşın!
Birlikte ışığı, kardeşliği yer küreye ve gök kubbeye dokuyalım!
Hisleriniz bile yardımcı oluyor
Yaratıcılar olduğumuzu unutmayın


Eğer bu zamanda size sadece tek bir mesaj iletmemiz gerekseydi bu mesaj şu olmalıydı:
"
Bolluğunuzla* yaşayın." (bkz. Çevirmen Notu)


Bir insan varlığı olarak değersiz, küçük ve sınırlıymışsınız illüzyonuyla aldatılmanıza izin vermeyin. İnsanlığın kaderini ve geleceğini kontrol altına almak isteyenler hep bunu vurgulayacaklardır. Biz diyoruz ki siz "kendi bütünlüğünüzle*" yaşayın. Varlığınıza bu daha yüksek bakış, -boyutlararası doğanız tarafınızdan- yüzleştiğiniz sorunlara karşı yeni çözümler keşfetmenizi sağlayacaktır. Varlığınızın boyutlararası realitesine açılan kapı uzay, zaman ve tarih kısıtlamalarınızın ötesindedir. Siz aksini istemedikçe bunlar tarafından sınırlanmazsınız. 

Mevcut realitenizden esas doğanız olan özgürlüğünüze açılan yol çok basit bir şeyden ibarettir. O öylesine basit ki bu yüzden unutulmuştur ve bunu duyacak birçokları çözümün görünüşte bu kadar basit olacağına inanmayacaklardır. Ama bu "neredeyse-saklı" kapıdan girdiğinizde diğerleri görünüşte halen hapsedilmişlik ve çatışma halinde olsalar da siz kendinizi inanılmaz bir özgürlük ve iç-görü halinde bulacaksınız. 

Üstünde yaşadığınız dünyanın sizin fiziki varlığınızdan çok ruhsal titreşiminizle işi var. Size bahsettiğimiz yol sevinç yoludur. Mutluluk yoludur. Bu yüzden mesajımız son derece basit. Büyük doğuşunuzda size rehberlik etmek için gerekli teknikleri ve içsel teknolojileri size önceden sunduğumuz gibi gelecekte de sunmaya devam edeceğiz ancak aslında söylemek istediğimiz herşey şu tek bir gerçek ile açıklanabilir: 

"Hayatınızı sevinç ve mutlulukla yaşamanın bir yolunu bulun."


Hathorlar


Çeviri:    Emre Güney
Kaynak: The Great Shift - Co-creating a New World for 2012 and Beyond - Sayfa 126 (Büyük Sıçrama - 2012 ve ötesi için Yeni Dünyayı Birlikte-Yaratmak)


* Çevirmen Notu: Orijinal kaynakta "fullness" kelimesi kullanılmıştır ve aynı zamanda doyum, tamamlanmışlık ve bütünlük anlamlarına da gelmektedir. Hangisinin daha doğru olacağına karar veremedim ve bu kısa cümlenin ne kadar zengin ve dolu olduğuna siz de tanık olun istedim.

"Sevdiğim işi yaparsam aç kalırım" diye mi düşünüyorsunuz?


Evren her şeye evet der. Evet! Böyle düşündüğünüz sürece aç kalırsınız!
Ne çok insan ruhlarını bile katmadan biraz afirmasyon yapmanın, inanmadan, hissetmeden bir iki hayal kurmaya çabalamanın evrensel çekim yasasını harekete geçirmeye yetmesi gerektiğini düşünüyor. Veya evrensel yasaların işleyişiyle geleceğini sandığı çabasız rahat yaşamı, evinde televizyonun karşısında otururken havadan para gelmesi olarak algılıyor.
Evrende hiçbir şey "bedava" değildir.
  • Çaba emek değildir.
  • Çaba akıntıya karşı kürek çekmektir.
  • Emek verilir. Çaba gösterilir.

Zenginliğe giden yol yoktur. Zenginlik yolun kendisidir.
Siz değerli bir insansınız. Birisi sizi değerli bulduğu için değil, birisi sizi başarılı bulduğu için değil, çok para kazandığınız için değil, siz değerli olduğunuza inandığınız için.

Bakış açınızı değiştirerek işinize "kendinizi ifade" olarak baktığınızda ise çok şey değişecektir.

"Çabasız zenginlik" mümkün. Zaten başka türlüsü olamaz. "Çabayla" gelen maddi zenginlik, beraberinde ülseri, kalp krizini, türlü çeşitli sağlık bozukluklarını, özel hayatta mutsuzluğu, yalnızlığı ve kaybetme korkusunu da getirir. Gerçek zenginlik çabasızdır. Zenginlik insanın kendi özgün doğasının ifadelerinin açığa çıkışıdır.

En çok sevdiğiniz şeye kendinizi yüzde yüz verin. Tutkunuzu paranın önüne koyun. Çekim yasası gerisini halledecektir. Sevdiğiniz işi yaparak para kazanmanızın tek engeli kendi düşünceleriniz ve inançlarınızdır. 

Para peşinde koşarsanız asla yeteri kadar paranız olmaz.


Yaşamınızın bir amacı olduğunda ve kendinizi "almaya" değil "vermeye" odakladığınızda, hayatınız her açıdan zenginleşir. 

Hayatınızın kalitesi ne kadar çok şeye "sahip olduğunuzla" değil, ne kadar "verdiğinizle" ve ne kadar az şeye ihtiyaç duyduğunuzla ilgilidir.

Zenginliğin para şeklindeki formu tıpkı diğer herşey gibi aynı yolla hayatımıza girer: Ona bağımlı olmadığınızda.

Başarılı insanlar para kazanır. Para kazanmak insanı başarılı yapmaz ama başarılı insanlar parayı kendilerine çeker. Onlar ne yaparsa yapsın başarılı olurlar. Bu tür insanlar farkında olarak ya da olmayarak çekim yasasını kullanan insanlardır.


Nil Gün
Çekim Yasası adlı kitabından






  • Bir bedenin olacak. Onu sevebilir, ya da ondan nefret edebilirsin ama hayatını onunla geçirmek durumundasın. 
  • Hayattan dersler alacaksın. "Yaşam" adı verilen tam-zamanlı kuralsız okulda görev alacaksın. 
  • Hatalar yok, sadece dersler var. Olgunlaşma; bir deneyler ve hatalar yapma ile tecrübe etme işlemidir. 
  • Başarısız olan deneylerinde en az başarılı olanlar kadar değerlidir ve işlemin parçasıdır. 
  • Dersler, öğrenilene kadar tekrar karşına çıkarılır. Sen öğrenene kadar, onlar sana farklı yöntemlerle sunulacak ve ancak sen öğrendikten sonra bir sonraki derse geçebileceksin. 
  • Öğrenmek hiçbir zaman bitmeyecek. Hayatın ders içermeyen hiçbir dönemi yoktur ve hayatta oldukça, öğrenmen gereken birşeyler kaldığını bil. 
  • "Buradan" daha iyi bir yer olmadığını bil. Senin "orası" dediğin yer "buraya" dönüştüğünde sen yine daha iyi ve yeni bir "orası" fikri edineceksin. 
  • Diğer insanlar senin sadece farklı yansımalarındır. Bir insandan nefret etmen, onda senin de kendinde nefret ettiğin birşey olmasındandır, ya da onu sevmen senin de kendinde sevdiğin birşeye sahip olmasındandır. 
  • Hayatını nasıl yaşayacağın tamamen sana kalmış. Tüm araçlara ve kaynaklara sahipsin. Onlarla ne yapacağın yine sana kalmış. Bu senin seçimindir. 
  • Cevapların içinde yatmaktadır. Hayatın sorularına tüm cevaplar senin içindedir. Tek yapman gereken şey, içine bakmak, özünü dinlemek ve inanmaktır. 
  • Son madde de tüm bunları unutacak olmandır.

Cherie Carter-Scott 
"If Life is a Game, These are the Rules"