Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Güncel

dmt-ayahuasca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dmt-ayahuasca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Muhammed Bilinci

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 8


Muhammed bilinci tarafımca tüm insanlık namına görülmüş, tanınmış, kabul edilmiştir...

Yakından hakikat tutkumu bilen arkadaşlarım tutkuma, sadakatime, kararlılığıma hayranlıklarını ifade etmişlerdi. Benim için bu çok tuhaf, çünkü bilmek istememeyi anlamıyorum ki 😊

Bol küfürlü gecenin sabahında sonsuza dek konuşamayacağımı sandım, sonsuza dek konuşmayı kesmek! Tüm konuşmalar sözler anlamını yitirdi, çünkü herkes rüyadaki figüran sadece, bunu açıkça bilmek, owww, gerçekten nefes kesici !!!!

O gün hem küfür ettim (yüz yıllık etmişimdir) hem dinlendim hem de tefekkürün dibini vurdum. Bu kadar olamaz, bir şey eksik!!!! Nedir o? Bilmek zorundayımmmm, bekleyemem, bilmek zorundayım!!!! Yorgunluktan evet ölüyorum ama merakım tabi ki daha ağır basıyor. Pehhh zaten bitmişim, öyleyse devam, devam kızım!!!

Böylece bir gün arayla yine yüksek doz hazırladım ayahuasca çayımı ve aynı saatte içtim. Hiç iyi beklentim yok, bir önceki sefer zihnimi yerle bir etmiş, ne bekleyeceğim, fena kızgınım!

Açılışı daha önce bahsettiğim arkadaşımın hissettiği özlemi bana yaşatarak yapıyor, ahhh! Aynen onun yaşadığı gibi yaşıyorum ve açık görüşle şu sözleri söylüyorum ona; üzülmeee, biz ayrılamayız üzülme bizim ayrılmamız mümkün değil, çünkü biz aynıyız üzülmeee !!!

Tabii ki o esnada aynılığımızı açıkça görüyorum, buna ister ikiz ruh, ister başka bir şey densin, farketmez... Aynıyız, tekiz işte, iki farklı beden, ama tek ruh. Onu teselli ediyorum şefkatimle ve ayahuasca beni tarifi mümkün olmayan bir yere çekiyor!!! Neredeyim, yahu neredeyim, neresi burası, neler oluyor yine?

Kalbin hükümdarlığına hoş geldiniz....

Kalbimin içindeyim 😱

Kendi kalbimin içindeyim 😱
Hakikat aşkımın devasallığını görüyor ve yaşıyorum. 😱

Aman Tanrım, hiçbir şey buna direnemez, hiçbir şey bu büyüklüğe karşı koyamaz, yüzeyde görünen buz dağının ucu sadece!!! Kalbimdeki hakikat aşkının devasallığından şoka giriyorum... Bu devasal arzu, kalbimin en derininde olan bu hakikat aşkı elbette ölümü bile yerle bir eder, ölüm ne ki bu arzunun karşısında, hiiiççç !!!

Her şeyi yaparım bilmek için, her şeyi! Kalbimin en derin arzusu HAKİKAT...

Hiçbir şey önümde duramaz, hiçbir şey mani olamaz, hiçbir şey yoluma çıkamaz, ki mümkün değil. Bu hakikat aşkı durdurulamaz, engellenemez boyutlarda 😱 Tüm dünya karşıma çıksa bile mani olamaz bana!!! Çok derinlerden geliyor bu arzu, kalbimin en derininden !!!

Ve tabi ki kalbimi görüyorum tüm saflığıyla hakikat aşkını görüyorum hayretler içerisindeyim 😱Cam kırıkları da görüyorum ama ne anlamıyorum (çok sonra bunu da açtı, ilerleyen bölümlerde yazacağım)
Ve ayahuasca ana sözlerin tariflemede imkansız olanı açıyor önüme!!! Zihnimi önüme seriyorrrr 😱 Kendi zihnimin katmanları önümde serili tüm yapıyı önüme açıyor, resmen çarmıha geriliyorum!!! Aman tanrım!!! Çarmıha gerilmek gerçekte bu demek. 😱

Zihnim önüme serilirken tüm vücudumla yaşıyorum çarmıha gerilmeyi 😫 Her yerim açılıyoorrr. Vücudum kilometrelerce geriliyor resmen 😫 Bedenim zihnimin ta kendisi, tüm dünya zihnimin ta kendisi 😱.

Çarmıha geriliyorum 😩 Vücudum paramparça oluyor resmen 😫 Saatlerce gerildim, açılmayan hiçbir yerim kalmadı, paramparçayım 😫 Kim toplayacak beni artık diyorum, kim toplayacak ? Paramparçayım !!! Ayahuasca ana durmuyor !!! Yoğun isteğimin bana engel oluşunu açıkça gösteriyor, ve fırlatıp atıyor isteğimi...

Çarmıha gerildim, paramparçayım (zihnim ve bedenim), devasal arzum yerle bir edildi... Bedenim bitik halde, parmağımı bile oynatamıyorum, zihnim tamamen sessizliğe büründü, tamamen boş; Mutlak olan'ım, tek olan, ihtiyaçsız olan!!!

Sessizlik...

Böylece 25 seferlik çayı 11 seferde bitirmiş oldum. Ve tekrar iki katını temin ettim.

Elbette her gün 4-5 saat sessiz kalmaya devam ediyor ve tüm gün farkındalık olduğumu hatırlıyorum. Ayahuasca da çok derinlere gitmemin sebebi de zaten düzenli ve sürekli farkındalık olduğumu hatırlamam, sessizliğe girmem, Çiğdem ile özdeşleşmemem. Herkes nasıl işe gidip mesai harcıyorsa benim de işim bu. Ya hakikat ya ölüm sözüm öylesine edilmiş bir söz değil.

Ölümüne girdim, ortası, arası, olmazı falan yok. Her şeyi yaktım, tüm hayatımı koydum masaya. Başka ilgilendiğim hiçbir şey yok! Ayahuasca sadece bir parçası bunun. Ayahuasca içer hepsini bilirim mevzusu olmadığını tekrar vurgulamam önemli diye seziyorum. Ayahuasca hazır olduğumuz kadarını açıyor. Yani bilinç düzeyine göre. Bilinç düzeyini ilerleyen bölümlerde açıklayacağım.

Asıl önemli olanın Saf farkındalık olduğunu vurgulamak zorundayım!

Ve başımın tepesinin tamamen açık olduğunu da yazmıştım. Devasal düzeyde tüm gün inen saf enerji yüzünden normalden yüzlerce kat daha ağır yaşıyorum, çünkü ayahuasca içtiğimde başımdan inen katlanarak artıyor. Çakralarım devasal boyutlarda çalışıyor. Binlerce ölüm yaşadığım fiziksel zorluğun yanında hiç kalır. Her seferinde bedenim ölümüme hazır, kimse sorumlu tutulmasın diye yetkililere yazdığım dilekçeyi de masaya koyup öyle içiyorum. Ciddiyetimin düzeyini ifade edebilmek için açıklama yaptım. Ayahuasca içer bilirime indirgenemez, asla! Ve Emre'ye sözüm olmasa kesinlikle yazmazdım. Bu iç görü ve idraklerimi sözlerle aktarmaya çalışmak bile ahmaklıktır. Elbette ben ahmağın tekiyim 😁

Devam...

9 Temmuz 2019 da 12. Ayahuasca çayımı içtim. Elbette yine yüksek doz, çünkü düşük doz bana etki etmez. Şov için yüksek doz değil yani. Ne bekleyeceğimi artık bilmiyorum, içtim izliyorum sadece.

1 saat geçmeden düşünce fırtınası esmeye başladı. Fırtına kelimesi bile çok yetersiz ifade etmek için. Vücudumdaki devinim dehşet düzeyde 😫 çakralarım devasal hıza çıktı 😫 ölsem de kurtulsam artık diye diliyorum 😩 Kusuyorum, içimi nezaketsizce sert bir şekilde boşaltıyor 😩

Yere diz çökmüş klozete sıkı sıkı sarıldığımı fark ediyorum, ulan diyorum ölmenin de bi asaleti olur be! Rezilliğin, acizliğin dibindeyim. Klozete yere diz çökmüş sarıldığınızı bir hayal edin yahu 😁 Tanıştırayım; yeni sevgilim, bay klozet 🤣

Dehşet berbat ötesi bir haldeyim, kalkabilsem kalkacağım da kalkamıyorum ki 😊 Öyle ne kadar kaldım? Hiçbir fikrim yok 😁 Ağlanacak hale gülünür mü? Gülünüyormuş 😁 Bacaklarım titreyerek yatağa geçiyor uzanıyorum. Dehşet üşüyorum... Sigara yakıyorum titreyerek, bitik haldeyim, donuyorum ama sigara içebiliyorum, öyle acayip bir yaratığım 😁

İçim hala deviniyor, organlarım dışarı fırlayacak gibi artık. Başımdan akan enerji devasal boyutlarda, her çakram uçak motoru gibi çalışıyor, vücudum dehşet zorlanıyor, dehşet!!! Ama gülümsediğimi fark ediyorum, niye gülümsüyorum, henüz haberim yok!

Binlerce düşünce yine fırtına gibi esiyoorrrr veee ayahuasca'ya sert ve kesin bir şekilde talimat veriyorum; boşalt içimi, boşaaalt!!! Hiçbir şey kalmasın!!! Tamamen at gitsin hepsini!!! Boşaaltt diye emir veriyorum...

Hangi cüretle söyledim bunları, elbette bilmiyorum. Hiçbir şey o esnada kontrolümde değil, sadece olanların tamamen farkındayım. Tüm düşünceler boşaltılıyor böylece, hiçbir şey kalmıyor, boşluğu yaşıyorum, tarifi mümkün değil bunun.

Ve perde iniyor....

Açık görüşle/oluş (göz görüşü değil, tarifi mümkün değil) konuşmaya başlıyorum. Dünyanın hem ötesinde hem de içindeyim, aynı anda!!!

Eyy insan!!!

Hangi cüretle bu yükü yüklendin diye haykırarak soruyorum. Çünkü o esnada insanın çektiği tüm acıyı, yükün devasallığını görüyor ve yaşıyorum. 😫 İnsan kitap gibi önüme açılıyor 😱

İnsaannnnn bu yükü ne dağlar taşır, ne gökyüzü, ne de yeryüzü!!! 😫 Bu kadar acıyı neye güvenerek kabul ettin? 😫😫😫 İnsaannn!!! Sen kimsin ki buna razı geldin ey insan, kimsin ki sen? Sen ne taşıyorsun ey insan!!! Gizlediğin nedir insan?

Tabi bu sözler öyle büyük güçle ve heybetle çıkıyor ki, kendim şokların şokuna giriyorum... Geçirdiğim şok tabi ki mani olamıyor, devam ediyorum görmeye ve konuşmaya.

İnsaannn sen çok büyüksün insan !!! Elbette melekler sana secde eder insan!!! İnsannn büyüklüğüne eğiliyorum insan, yüceliğine eğiliyorum insan!!! Sen çok kutsalsın insan!!! (Devasal büyüklüğü, kutsallığı tamamen idrak edip yaşıyorum. Vücudum izin verse kalkıp diz çökerdim...)

Sen çok güzelsin insan!!! (Elbette o esnada yaşıyorum tüm güzelliğini ama söze sığmaz bu yüzden anlatma ukalalığına girişmeyeceğim) Yeter insann, yeteerr, sök at hepsini!!! Yeteerrr!!!

İnsan sen aşksın insan!!! Bu ne büyük bir aşktır insan!!! 😱 Ey insan, kutsalların kutsalı sensin insan!!! Ey insan elbette sana sadece aşk yakışır insan!!! Elbette sana sadece aşk laik insan!!! İnsaann hakkını tanıyorum insan, kutsallığın tarafımca tanınmıştır insan!!!

Muhammed Bilinci tarafımca tüm insanlık namına görülmüş, tanınmış, kabul edilmiştir... 🙏
Hepimiz adına tarafımca görülmüş, alınmıştır!!! Aşkın vakti geldi insan, kabul ediyorum... 🙏

İnsan, yeniden doğma vakti geldi!!!

Aşk sana helaldir insan!!! Sen bunu çoktan hakettin insan, hakkını alıyorum insaann. Hepimiz adına alıyorum, hepimiz adına!!! (Bu sözleri söylerken çok güçlü şekilde dizlerime vurarak söylüyordum, sesimde ki güç ve kesinlik dağları yerinden oynatacak ölçüdeydi, ve aklın çok ötesine geçmiş olan hayret içerisindeydim)

       BİLGELİĞİN SONU AŞKTIR!     
        Ramana Maharshi      

Yeryüzüne aşk geldi !!!
Ben AŞK'ım !!!
Ben kendime aşığım !!!
İnsan... Allah'ın evi insan !!!
Ben sende kendimi seviyorum İNSAN !!!
Sen benim aynamsın İNSAN !!!
SENDE GİZLİ OLAN BEN'İM !!!
Kendi büyüklüğümü, yüceliğimi, kutsallığımı sende yaşıyorum !!!
BEN SEN'İM !!!

Tüm bu konuşma yaşanarak gerçekleşti !!!

Alt karnımda çok feci enerji var, hamile gibi hissediyorum. Resmen enerjiyi doğuruyorum... Yaşadığım fiziksel ıstırap hayal edebileceğinizin trilyon katı! Saat 3'ü geçiyor, akşam 8'de içmişim, 7 saat geçmiş. Şoklardayım, ölesiye yorgunum... Ayağa kalkıyorum şoktan, Çiğdem ne geliyor başına senin Çiğdem diye hayretten söyleniyor, odada volta atmaya başlıyorum. Sen bunları nasıl konuşursun diye haykırıyorum!!!

Onca sıkıntın bunun içinmiş meğer!!! Çiğdeemmm eyvah ki eyvah, ne bok yiyeceksin Çiğdeemm!!! Eyvah ki eyvah 😫 Volta atıyorum, oturuyorum, kalkıyorum, nasıl taşırım bunu diye söyleniyorum... Şokların şokundayım. Tüm gücüm tükenene kadar sürdü bu, ve sızdım...

Çiğdem Gürler
Aralık 2019

Dünya oyunu

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 7 





Mucizeler Kursu İsa'nın Dr. Helen Schucman'a içsel dikte ile yazdırdığı dualitesiz kendi kendine uygulanan hakikat öğretisidir.Sevgili Bengü Aydoğdu'nun çevirileri sayesinde okumuş ve uygulamıştım. Bengü'ye daima minnettarım.

Gurdjieff'in 4. Yol öğretisi ne olmadığına odaklanır, entellektüel seviyeden giriş yapar, ilerledikçe diğer merkezleri etkiler. (5 merkez var: Entellektüel, duygusal, iç güdüsel, cinsel, hareket merkezi) Mucizeler kursu ise ne olduğuna (sevgi) ve direk kalbe odaklanır. Kalp entellektüel merkezden binlerce kat güçlüdür. Bu yüzden kalbin istediği olur daima. ☺ Evet Gurdjieff'i severim ama beni az süründürmedi. ☺

Gurdjieff'le cehennemin dibine(içime) inmiştim. Sandığım şeye baktıkça acı çekiyor, böyle yaşanmaz, öldür beni diye yalvarıyordum. Çünkü sadece ne olmadığıma bakıyordum. Gurdjieff ve Ouspensky Öğretisi üzerine psikolojik yorumların 5 cildini gerçekten tepe tepe okuyup suyunu çıkardım. Çelişkileri gördüm, "çok çalışmanız gerek, çookk, öyle az bir zamanda kendinizi bilemezsiniz cümlesini o kadar sık tekrar ediyordu ki, hoopss dur bakalım dedim. Bunda bir acayiplik var. Hakikat şimdi demekken, zaman tamamen illüzyonken nasıl olur da kendini bilmeyi zamana bağlar ve bunu yüzlerce kez tekrarlar. Resmen koşullandırma bu. Böylece 4. Yol Öğretisi benim için bitti! Mucizeler Kursu girdi ve Mucizeler Kursuyla dikkatim ben olmayandan ben olana çevrildi. Cehennemden çıkış bileti. 🙆🏻

Maharaj ve Mucizeler Kursu (İsa) aynı hakikati beyan eder, farklı üsluplarla. Özde ikisi de aynıdır. Gerçek tüm hakikat öğretileri aynıdır, tektir... Hangi adın verildiğinin hiçbir önemi yoktur. Tüm kavramlar çöptür!!! Buddha, Muhammed, İsa, Musa, Maharaj ve hakkı bilen diğer üstadlar sade aynı gerçeği ifade etmiştir.

Kurtuluş, zihnin ego düşünce sisteminden kurtarılmasıdır. Tüm mesele sadece budur... Hiçbir karmaşa yoktur ve gerçek sade, basit olandır. Karmaşa, ritüeller, tonlarca kavram zihnin zırvalıklarıdır.

Affetmek kurtuluştur. Affet kurtul... Ve affetmek son illüzyondur.
Senden başka hiçbir şey yok...

Mucizeler Kursu

Affetmek size yapıldığını sandığınız bir şeyi sizin lütfunuzla bağışladığınızı sanmak demek değildir! Bu sadece kibir ve ukalalıktır. Gerçek affetme, affedecek hiçbir şeyin olmadığı gerçeğini anlamak, bilmektir.

İllüzyonların yıkılışı!!!

Gerçek affetme kendini bağışlamak, yani ne olmadığın gerçeği ile yüzleşmek ve ego düşünce sistemi ile özdeşleşmeyi kesmektir. Bu ayrılığın sonu demektir!!! Dikkatle bakın, görün; düşünce olmadığında hiçbir bölünme ayrılık, ikilik yoktur!!! Nefret yoktur!!! Bölen, ayıran, nefret besleyen ego düşünce sistemidir. Bakın, açıkça göreceksiniz. Eğer gerçekten bakıp göremiyorum derseniz, başımı veririm !!!

Hiç kimse bu olguyla savaşamaz!!!

Gerçek affetme evet son illüzyondur; çünkü gerçekte affedilecek hiçbir şey yoktur; amaaa zihnin illüzyonlardan, yani aptalca ayrılık, sınırlılık, nefret düşüncelerinden arındırılması için ışığın (sizin) onları açıkça görmeniz gerekir. Çünkü sahte olan görüldüğünde işi biter!!!

Oyunun sonu !!!

Elbette entellektüel mantık zinciri ile kabul hiçbir şeydir... Gerçek iç görü her şeydir!!!

Böylece 10. Ayahuasca çayımı içmeye hazırım. Son iki ayahuasca muazzam ötesiydi. Cennetin krallığı, dünyayı (zihnimi) kurtaracak içimdeki ışığı görmek ve tepeden tırnağa mistikliğimin sebebini artık biliyorum.

Öyleyse devam...
Tatlı tatlı beklentilerim var. 
Yanmışım, ölümlerden geçmişim, nihayetinde ışığı görmüşüm. Sarsıntı bitti ahmaklığına böylece düştüm mü? Düştüm... 🙈😇

Aynı saatlerde içtim ayahuascayı. Rahatım rahat, sigaramı içip etkiyi bekliyorum.

Muazzam renkler, dünya gözüyle gördüğümüz hiçbir şey değil. Dünya gözü tamamen puslu görüş. Gerçek görüş muazzam ötesi. Ahaa gözlerimle görmediğimi fark ediyorum, alnımla da (3. Göz) görmediğimi anlıyorum. Sadece görüyorum, her yerden!!! Bizzat görüşüm!!! Gören yok, ben görüşüm. 😱

Görüş için gözlerimin açık ya da kapalı olması hiçbir şeyi değiştirmiyor... Gözlere ihtiyacım yok!!! Olağanüstü renkler, şekilleri yaşıyorum. Mükemmel... Mükemmel...

İçim devinmeye başlıyor. Tsunami hiç kalır diyebileceğim ölçülerde hem de. Beyin epifizim ve hipofizim kafayı sıyırmış düzeyde çalışıyor ve dehşet yoğunlukta hissediyorum. (Epifiz beynin ortasında, hipofiz ense kafatası birleşen yerde.) Başımın tepesinden inen enerji katlanarak artıyorrr. Beynimden geçen enerjiyi nasıl anlarsınız? Elinizi elektrik prizine sokun, biraz fikriniz olur 😈

Heh diyorum, bir beynimi yakmadığım kalmıştı, aferin Çiğdem, aferin, bunu da başardın. Bravo, bravo sana, geri zekalı!!! Kendi beynini yakan ilk gerizekalı olacaksın, braavooo!!!

Herhangi bir şeyin beni o durumdan kurtaracağını bilsem anında kaytarırdım. Ama çayı içtin, bitti... Hem de iki buçuk kat doz!!! Dönüş yok, biliyorum. Yapabilecek hiçbir şeyim yok!!! Kendime kızıyorum, kızıyorum, kızıyorum...

Bakıyorum korku var mı? Farkındalık olarak buradayım, korku mevcut olamaz, tamamdır... Ahhh anlıyorum, ayahuasca zihnin çöplerini yerle bir ediyor yine, ahhhhhh, tamamdır...

Vücudumun ölümle burun buruna geldiğini anlıyorum. 😱 Vücudum ölümün eşiğinde. 😱 Muazzammmm. Hep merak ederdim zaten. 🤓 Demek böyle oluyor, harikaaaa, izleyeceğim sonuna kadar, tamamdır... Sessiz sorulara, sesli cevaplar verdiğimi hayretle izliyorum...

Cevaplarım; Razıyım, kabulümdür, evet tüm dünyayı veriyorum, evet tüm içeriğine kadar veriyorum, evet her şeyi veriyorum, evet vücudun ölümüne de razıyım!!! Razıyım, razıyım, razıyım...

Ve şimşekler çakıyor!!! İçimdeki tanrı olan gerçek benin sessiz sorularına onay veriyorum 😱 Yani tanrıyla konuşuyorum!!!

Tamamen her şey çok derinde oluyor, yüzeysel cevap, akıl yürütme, mantık yok!!! Hayretleeerle izliyorum!!! Görüntüler gelmeye başlıyor !!!

Çok şükür sözlerini işitiyorum, çok şükür!!! Anlamıyorum, ne oluyor!!! Ne oluyor diyorum, neye şükür yaaavv, neler oluyorrrr???

Bir yemek masası görüyorum, kutlama için hazır... Sanıyorum ki harika bir şey olacak, şapşal Çiğdem işte... Anlamaya çalışıyorum anlayamıyorum. Karnımda spiral dönüş başlıyor, yukarı çıkıyorum dehşet hızla! Sonsuz hızda yukarı çıkıyorum, çıkıyorum, çıkıyorum... 
Dünya'yı kurtarmak istiyor musunuz?
Hahaha! 😀

Ve ağır vuruş...

Tüm dünya projeksiyonu önüme seriliyor. 😱

Tamamı yansıtan ben ile dünyanın içindeki figüran bennn; aynı anda hem dünyanın için de hem de ötesinde... Tüm kötülükler, savaşlar, nefretler, her ne varsaa hepsini projekte eden bennn, dünyanın içindeki figüran, ben oyunun dehşet şokunu yaşıyor?!!! Ahhhhhhhhh 😫😫😫

Açıkça gerçek önüme seriliyorrrr... Öldüren de ben, ölen de ben 😫 açıkça görüyorum. 😱 Tecavüz eden ben, edilen de ben 😫 açıkça görüyorum, açıkçaaaa!!! Suçlayan da ben, suçlanan da ben. 😫 Hepsi ben. 😫 Zulmeden de ben, kurban rolü yapan da ben. 😫 Başkası yok!!! Tüm dünya ben!!!

Tüm oyun önüme serili vaziyette 😱

Dehşetten küfür ediyorum, dünyayı projekte eden kendimeee!!! Ben nasıl yaşayacağımmm artık, neden yaptın bunu bana. 😫😫😫 Nedeeennn??? Allah kahretsinn, ben nasıl yaşayacağımm??? Ben senin amk* nasıl yaşayacağım artık???

Suçlayacak kimse yok, affedecek kimse yok, kurtaracak Dünya bile yok. 😫

Neden gösterdin bunu, nasıl yaşayacağım. 😫 Öldür beni, Allah kahretsin, öldür beniii!!! Ben senin amk*, öldür beni, artık yaşayamam!!! Şoktan geçirdiğim sarsıntı hayallerinizin binlerce kat ötesinde.

Küfür ediyorum, küfür ediyorum, sadece küfür ediyorum. Saatlerce küfür ettim, çünkü zihnim tamamen parçalandı!!! Paramparçayım. 😫 Sabaha kadar sadece küfür ettim, sabaha kadar...

Al sana kutlama, al sana dünyanın(zihnin) kurtuluşu, al sana hakikat!!! Aldın mı boyunun ölçüsünü, seni aptalll!!! 

Bittin kızım sen, bittin...
Öldün kızım sen, öldün!!!
Gerizekalı, gerizekalı!!!

Deniz sabah yazdı, cancağızım nasılsın? Nasıl geçti diye?
Cevap: Ben öldüm...

Ağustos 2019

Yusuf

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 6 



Birkaç yıl önce gece şakır şakır İbranice konuşarak uyanmıştım. Elbette İbranice nereden biliyorum diye şoka girmiştim. Ezberden nefret ettiğim için İngilizce bile bilmem, İbranice ne alaka. Bana dünya dillerini say deselerdi İbranice aklımın ucuna bile gelmezdi. 

Bizzat mutlak olduğumu gördükten sonra başımın tepesi tamamen açıldı. Devasal boyutlarda hiç kimsenin hayal edemeyeceği düzeyde çok güçlü bir şey iniyor. İnen şey ne? Ne yapıyor? Ne kadar daha ebeme kayacak? E zaten bunları bilmek için içiyorum Ayahuasca'yı. Topraklan, yok bilmem ne seansı yapalım, yok şifa ver, enerji gönder diye önerilerde bulunanlar gerçekte hiçbir şey bilmiyorlar. Hiçbir şeyin durduramayacağı devasal bir güç! 
Geceleri vücudumun tavana çekilmesiyle şoka girip uyanıyordum. Sabahları çok yüksek bir motor sesi ve vücudumun devasal titreşimi ile afallamalar... Hatta bir sabah bıraktım kendimi, eee yeter, ne oluyorsa olsun diye. Vücudumla karşı karşıya buldum kendimi 😱😱😱 vücuduma yaklaştım, yüzüme dokunmaya çalışırkennnnn, aaaaaaa benim elim yok şokuyla bedene geri döndüm. Kalbim bedenimin dışına fırlayacak gibi atıyor, resmen kalp krizi geçiriyordum. Böyle sayısız deneyimden geçtim. Hala da devam ediyor ve hiçbirini önceden bilmiyorum. Daima süpriz oluyor.

Gurdjieff, 4. Yol öğretisinde varlık seviyesini anlatır. Bu konuyu kapsamlıca ayrıca yazacağım. Her insan kendi varlık seviyesine göre anlayışa sahip olur. Yani bir kitabı 100 kişi okusa da her insan kendi seviyesine göre anlar. Dr. David R. Hawkins buna bilinç düzeyi der. Okuduğum öğretileri en derinden anlıyor, içsel olarak zaten bildiğimi fark ediyor, çok derin etkileniyordum. Diğer insanların neden anlayamadıklarını ve ilgilenmediklerini aklım almıyordu. Hawkins sayesinde bilinç düzeylerini ölçmeyi öğrendim. Kendiminkini de ölçtüm. Sonucu paylaşmayacağım. Çıkan sonuç ve hissettiğim derinlik, sonsuz merak, yüksek anlayışın sebebini öğrenmek istiyordum. Çünkü dünya aptallıklarına ve tanrıya isyan ettiğimde neden beni böyle yarattın diye çok haykırmıştım. Neden kimse benim gibi düşünüp hissetmiyor, neden sorgulamıyorlar, neden ben böyleyim? Ne sorun var bende? Neden, neden, neden diye yedim bitirdim kendimi.

Böylece sonsuz merakım yine beni bilmek için dürtüyor!! Ne edeyim, dibi göreceğim, devam...

Ve 9. Ayahuasca için hazırım. 

Akşam 8 gibi içtim Ayahuasca anayı. Ama ne olacak, hiçbir fikrim yok! Süpriz yumurta gibi valla!

Yarım saat geçmeden, mevcudiyeti gümbür gümbür vücudumda yaşamaya başladım. Tabi ki oturamıyor, uzanıyorum. Sigara içmek istiyorum ama içebilecek halde değilim. Her türlü çöp büyük bir hızla farkındalığıma sunuluyor, yerlebir ediliyor. Tabii ki tüm vücudumla yaşıyorum. Nasıl bir devinim nasıl bir sarsıntı, tarifi mümkün değil. Dehşet üşüyorum, cenin pozunda tir tir titriyorum. Küfür ediyorum kendime, be geri zekalı ne zaman akıllanacaksın diye. Küçük ben yerle bir ediliyor... Artık hareket edecek halde bile değilim. Çaresiz tam mecburi teslimiyet!!! Pes diyorum, valla billa pes!!! Ne olursa olsun artık, olsun da uyuyayım. Vücudum sarsılıyor, içim tamamen alabora oluyor.

Büyük rezil an geliyor böylece 😫 kusuyorum, bu küçücük beden bu hale nasıl gelir 😫 kusuyorum!!! Tam 45 kiloyum, tamamen açım, nereden çıkıyor bunlar yahu, şaşkınlıkla deli gibi kusuyorum. İçim tamamen boşaltılıyor, nezaketsizce. Tekrar uzanıyorum, sigara yakıyorum, ellerim titreyerek içiyorum sigaramı.

Veee Göğsümün alt bölgesinden spiral şeklinde dönüşü dehşetle deneyimliyorum, sigarayı söndürüp mecburiyetten bırakıyorum kendimi. Spiral dönüşle resmen kilometrelerce aşağı çekiliyorum. İniyorum, iniyorum, aman Tanrım muazzam hızla aşağı çekiliyorum resmen.

Toprak, topraktan sızan sular, ışık yok, karanlık bir yerdeyim. Her yerden sular sızıyor! Ne oluyor??? Neredeyim??? Ayahuasca anaya kızıyorum, iyice cozuttun diyorum, ne bu saçmalıklar? 

Kum fırtınası 😳😳😳 Yüzüme kumlar çarpıyor! Kum fırtınasını yaşıyorum vücudumla. Altın rengi kum... Nehir, kum fırtınası ve çektiğim sıkıntıları hissediyorum!! İhanetler, öldürülme girişimleri, hapsedilmeler! Kollarım-daki kılları fark ediyorum 😱 Kimim ulan ben? Ne oluyor ?

Bilişler yağmur gibi inmeye başlıyor...

Ben Yusuf'um 😱 "Nasıl biliyorum" yok!!! Yusuf benim!!! Yusuf olarak yaşadığım ağır sıkıntılar, sancılar hepsini yaşıyor, anlıyorum. Kişisel hayatımda olan arkadaşımla aramdaki anlayamadığım bağı anlıyorum. Tüm detayı paylaşmayacağım. Bazı bölümler sadece bana özel kalacak.

Neden inzivaya alışkın olduğumu, neden tinsel (ruhsal) ve mekansal (görsel) zekamın gelişmiş olduğunu ve neden atlara aşık olduğumu böylece anlıyorum. Dişiliğimi iyi ifade etmekle birlikte eril tarafımın da neden güçlü olduğunu böylece biliyorum.

İsa, Muhammed, Maharaj, Buddha, Musa tamam da Yusuf hakkında zerre bilgim yoktu. Dehşet şaşkınım, dehşet!!!

Ölesiye yorgunum, nasıl enerji harcandığını tahmin edemez kimse! Ayahuasca hala bırakmıyor! Tekrar toprağın içindeyim!

Sular topraktan öyle sızıyor ki, hayretler içindeyim... Anlamıyorum ne olduğunu, bilmiyorum, toprağın içindeyim ve sızan suları görüyorum. Yukarı bakıyorum tahtaların arasından ışık sızmaya başlıyor. Taşınıyorum... Tahtaların arasından sızan ışık ne yahu? Anlayamıyorum, neler oluyor???? Tahta bir kutudayım 😱Birileri beni taşıyor, kutunun içine üst taraftan ışık sızıyor... Kutunun içinde yatıyorum ve beni sular sızan topraktan çıkarıp bir yere taşıyorlar!!!

Aman Tanrım, mezarın içindeydim, aman Tanrımmm, mezarımın içini gördüm... Kendi tabutumla taşındığımı tabutun içinden gördüm 😱 aman Tanrımmm diye çığlık atarak kalktım, internetten araştırmaya başladım.

Hz. Yusuf kimdir? Diye... ve ilk çıkan bilgi; 
Yusuf Nil yatağına gömülmüştü. Musa tarafından çıkarılarak taşındı.

Ahhhhhhhh yine sözün bittiği yerdeyim, sessizlik...

Çiğdem Gürler
Ağustos 2019 


İnsanlığın masumiyeti içimde tanınmıştır !

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 5


bebek insanlık
Editörün zihninden masumiyet ve saflık 💖

 

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 4
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 3 
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 2
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 1
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Giriş
Tanıtım Yazısı







Gezi Parkı'nın ayyaş çapulcularından biri de benim ☺ Zaten Gurdjieff ve Ouspensky öğretisi kitabı Taksim'deki bir sahafta bulmuştu beni. Kitabı okudukça inceden işliyordu içime.

"İnsan makinedir" der, Gurdjieff.

İnsan nasıl makine olur yahu? Öyleymiş! Kendini iyi gözlemleyen herkes bilir bunu. İnsan zavallıca kendini özgür zanneder, ama öyle değildir.  Gelen düşünce ve duygulara göre hareket eder. Duygular da zaten bedenin düşünceye tepkisidir. Peki hangi cehennemden geliyor bu düşünceler? Bunu düşünün...

Kafamıza gelen düşüncelere göre hareket ediyorsak, özgür iradeden bahsedemeyiz. Ve o düşünceleri de biz düşündük zannederiz. Bu derin mevzuya girmeyeceğim. Ayrı bir bölümde yazarım bunu. 


çiğdem'in dmt yazı dizisi
Gurdjieff
Geziden eve dönerken bir anda Gurdjieff'in sözünü tüm ruhumla idrak ettim. Ve o idrakle tüm insanlığın dehşet acısını tam o an yaşadım! Ağlıyorum! Yolda, eve yürürken ağlıyorum! Çelik gibi karakter olan Çiğdem için bu olağanüstü bir durum. Tüm insanlığın acısını biliyor, anlıyor, yaşıyor  ve ağlıyorum. 

Hem ağlıyor hem de hiç kimsenin asla suçlu olamayacağını kavrıyorum. Çünkü hiçbir şey bu haldeki insanın elinde değil, anlıyorum. Ağlamayı bastırmaya, durdurmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Ağlıyorum ve tüm insanlığa  inanılmaz şefkat-merhamet hissediyorum. Ve dehşete düşüyorum, kalbimdeki şefkatin büyüklüğünden. Bu şefkat-merhamet beni öldürür, bu büyüklüğü nasıl taşırım, nasıl yaşarım böyle diye ağlıyorum. Ağlayarak eve döndüm, evde ağladım, ağladım, sadece ağladım...

Vicdan, hep birlikte hissetmektir. Sahte vicdan kişilere ve inançlara göre değişir. Gerçek vicdan tüm insanlıkta aynıdır. İnsanlıkta yazık ki hakiki vicdan uykudadır. Bende hep uyanıktı. Şuur da hep birlikte düşünmektir. Artık şuurun da ışığı içeri girdi. O gün çok derinden biliyordum, artık eskisi gibi yaşayamayacağımı.

Tüm insanlığın uyanışı için önce ben uyanmak zorundayım. Kesilen ahkamların bir boka yaramadığını birinci elden biliyorum. Hepimiz için tamamen uyanmak zorundayım. Benim uyanışım tüm insanlığı yükseltecek tek olgu biliyorum. Kişisel kurtuluş istemiyorum, tüm insanlığın kurtuluşunu sevgiye yükselişini istiyorum.

Kalbimdeki şefkat o kadar büyük ki 1000 dünyaya yeter. Ve bunun asla kişisel olamayacağını da biliyorum. Çiğdem'i sonsuz kere aşan şefkat ve merhametin büyüklüğü artık sıradan, uyduruk, aptal hayatı yaşamama izin vermez, biliyorum. Toplumun normal dediği yaşamın artık benim için bittiğini biliyorum.

Bu süreçte bir sürü teklif aldım. Danışmanlık yapmam, kitap yazmam, seminerler vermem için. Hepsini reddettim. Yüzümü güneşe dönmüşüm, ne işim olur soytarılıklarla. Evet bunlar soytarılık, çünkü tamamı kişisel menfaate dayalı. Benim tam olarak reddettiğim zaten kişisel menfaat.  Gerekirse öleceğim, ama soytarılık yapmayacağım.

Hepimiz için idrak edeceğim, uyanacağım, yükseleceğim... Kalbime mühürlenen arzu budur... Hepimiz için geçeceğim kendimden, tek bir insanın bile geride kalmasını kesinlikle ve asla kabul etmeyeceğim. Tek bir insanın gözünün yaşlı kalmasına razı olmayacağım. Ve duamı tüm ruhumla, kalbimle edip; yürüyorum, hepimiz için...

Duam; tüm dünyayı sevginin kuşatması, gerçeğin hükümdarlığının gelmesidir, hepimiz için... Tüm yaşamım buna adanmıştır. Ölümden geçmişim, yanmışım, bedenim atom bombası gibi olmuş, ne yazar. Altına (hakikate) gözümü dikmişim, pehhh, gerisi tırı vırı, yürü...

Sonuna kadar gideceğim, her şeyi yakmışım zaten; sikerler, zaten geri dönemem yürü... 😊

Böylece 8. kez Ayahuasca Anayı içmeye hazırım. Hazırladım çayımı, vakit geldiğinde Ayahuasca Anayı kalbime koydum, sessiz kaldım sadece. Kalp atışlarım dehşet hızlanmaya başladı. Daha içmedim, sadece göğüs bölgemde tutuyorum. Şok oldum, çünkü içmeden vücudumla iletişime geçiyor 😱

O şokla içtim, sigaramı yaktım, muhtemel yanış için bekliyorum.

Yarım saat falan geçmeden vücudumda mevcudiyetini yaşamaya başladım. Vücudum uzayda yüzüyor, vücudumun içi dalgalanıyor, çok acayip fiziksel deneyim yaşıyorum. Tarifi mümkün değil!!! Ve bunu yaşarken "ulan diyorum, bunun için bile değdi be, çok acayip, çok hoş". Ve kesinlikle yanma yok artık...

Vaoovvv, muhteşem görüntüler geliyor, muhteşem!!! Görüntüleri de hem izliyor hem içinde deneyimliyorum. Kesinlikle tarifi mümkün olmayan görsel şov yaşıyorum. İzlemiyor, yaşıyorum !!! Mükemmel, mükemmel diye mırıldanıyorum. Çok güzel, mükemmel... Bilincimin derinliklerine iniyorum, ah mükemmel!



Ve o derinlikte söylediğim sözleri ve yakarışları hayretle dinliyorum: Yahu diyorum; "çok güzel, mükemmel, ama lütfen beni bunlarla oyalama. Benim oyalanma lüksüm yok! Evet bunlar muhteşem ve bunun için de teşekkür ederim, ama bunlar işime yaramaz. Ben hepimiz için bilmeye geldim, bunlarla oyalanamam! Ben her şeyi yaktım geldim, bilmek zorundayım, başka çarem yok. Tam şu an ölüme hazırım, öldür ama bilmeden gönderme, geldiğim gibi gönderme beni 😫 Beni boş gönderme! Bunlar mükemmel ama kimseyle paylaşamam, ben herkesle paylaşacağımı istiyorum, beni oyalama!!!

Mükemmel oluşları yaşamaya devam ediyorum. Renkler mükemmel, akış mükemmel, her şey mükemmel!!!

Kalkıyor ve sigara yakıyorum, söyleniyorum, bunlarla oyalanıyorsun seni aptal, evet muhteşem ama sabaha hiçbiri olmayacak ki! Ne işime yarayacak bunlar? Hiç... aptal !

Herhangi biri için muhteşem deneyim, ama benim için oyalanma, çünkü hedefe fena kilitliyim. Söylene söylene uzandım tekrar. Ve yine, tabi ki erken hüküm verdiğimi fena gözüme sokmaya başlıyor Ayahuasca Ana.

Tam 3 yaşımdaki bilincimi yaşıyorum 😱 Muazzam bir terkedilme hissi 😱 Annem o yaşta 1 yıl kadar babaannemle bırakmış beni. Ve o anki hislerimi aynen yaşıyorum, aynen!!! Kendi 3 yaşımdaki bilincim ve o anki bilincimle aynı anda mevcudum. 3 yaşındaki beni sevgiyle şefkatle sarıyorum. Ben burdayım, merak etme diye!!!

Annemin mevcudiyetini hissediyorum ve ağlamamaya başlıyorum, üzülme ben seni anlıyorum, sen gücün dahilinde her şeyi yaptın biliyorum. Üzülme ben seni çoktan bağışladım, üzülme ben seni çok iyi anlıyorum diye. Ağlıyorum, annemi teselli ediyorum, ağlıyorum. Kalbimden şefkat taşıyor annemi şefkatimle sarıp sarmalıyorum.

Ve bilişler yağmaya başlıyor!

Arkadaşım demişti ki; yanına 1 paket mendil al. 7. seramonide ihtiyacım olmadığı için yırttım sanmıştım, yırtamamışım. Eyvah, bu gece fena sulu geçecek!

3 yaşında yaşadığım o terkedilme hissi, tamamen tanrısallığımdan ayrılmamın temsîli. Tanrı'nın beni terk etti yanılsamasının sembolü. Kesin biliş... Derin derin nefesler alıyor, ağlıyorum. Kendimi bağışladığımı, şefkatle sarmalıdığımı kesin ve net anlıyor, yaşıyorum. Çünkü annem dediğim insan benim!!! Ahhh, o benim!! Ağlıyorum, ağlıyorum... O da benim... Derinden kendimi bağışlıyorum, herkesi bağışlıyorum, herkes benim! Aynı anda tüm bilinç seviyelerimi yaşıyorum! Her katmanı aynı anda yaşıyorum... Tüm insanlığı yaşıyorum, ağlıyorum!!!

çiğdem'in dmt yazı dizisi
Sri Nisargadatta Maharaj
Her insan benim bilincim, ağlıyorum! Her insan benim, ağlıyorum! Sonsuz şefkati yaşıyor, ağlıyorum... Maharaj, ah Maharaj O'nun şefkatini biliyorum, anlıyorum, yaşıyorum... O, her insanın kendi olduğunu biliyor, kendine şefkat, hoşgörü, anlayış gösteriyordu... Artık bizzat biliyorum. Ahhh Maharaj diye ağlıyorum, ağlıyorum.

Ayahuasca Ana tüm hızıyla devam ediyor...

Ahhh, Muhammed, Maharaj, İsâ;
Hepsi benden bana geldi, ah ben kendimden kendime vermeye geldim... Ahhh ağlıyorum...

Ah Maharaj diye ağlamaya devam ediyorum. Kalkıyorum, odamda Maharaj'ın asılı fotoğrafının önünde diz çöküp ağlıyorum. O'nun da ben olduğunun kesin bilişi ile ağlıyorum. Ahhh Maharaj diye hıçkıra hıçkıra dakikalarca ağladım. Kalktım sigara yaktım, derin derin nefesler çekiyor ve yine ağlıyorum...

Tekrar uzandım, Işık'tan görüntüler gelmeye, yaşamaya başladım. Saf ışık!!!
Ağlıyorum, kibirden çok korkuyorum diye, çok korkuyorum.

Çok önemli bir yüzleşmenin ayak seslerini hissediyorum. Kaytarmaya çalışıyorum, ama nafile, kaytaramıyorum. Neredeyse 2 saat direndim yüzleşmemek için, 2 saat. Kibirden korkuyorum diye direniyorum... Ama Ayahuasca Ana bırakmıyor, inatla beni yüzleştirmeye zorluyor.

Işığı görüyor yaşıyor ve hissettiğim saflık ve masumiyetten hıçkırarak ağlıyorum!!! Ah çok masum, ah mükemmel, ah çokkk güzelim 😱 Bu Ben'im 😱 Tekrar ağlamaya başlıyorum; ben kendimi reddetmişim meğer, ah kendimi reddetmişim, ben çok güzelim ve ağlıyorum. Ah çok saf diye ağlıyorum. Hem ağlıyor hem de kalkıyorum, banyodan tuvalet kağıdı almak için, çünkü mendilim bitti.

Cennetin Krallığı içinizdedir. ─ İsa.


Cennetin krallığındayım!

İsa'nın mesih Tanrı Oğlu dediği ben'im, ağlıyorum... Ah çok güzelim, çok saf öyle saf ki, hiçbir şey bana dokunamaz, bu mümkün değil!!! İşte bu Benim, direndiğim gerçekliğim, Tanrı olan gerçek ben... 😱 Ve ışık olan benden bir söz işitiyorum; "ben vermeye geldim, benim hiçbir şeye ihtiyacım yok!"

Ağlıyorum, ağlıyorum, hıçkırarak ağlıyorum. Ve biliyorum, bu tanımanın o an her zihne gittiğini!!! Çünkü benim içimdeki ışıkla herkesin içindeki aynı... Tüm insanlığın masumiyeti içimde tanınmıştır... Dünyanın kurtulduğunu tam o an biliyorum... Çünkü Mesih - Rab, ya da ne diye adlandırılıyorsa işte artık içimde olduğunu, Ben olduğunu ve bu bilişin tüm insanlıkla paylaşıldığını biliyorum. Sadece biliyorum...


İsimsiz, şekilsiz saf ışık benim !

Hiçbir şeye ihtiyacım yok !

Çok derin huzurdayım !

Söylenecek söz yok artık...


Çiğdem Gürler
Temmuz 2019

Hamdım, piştim, yandım

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 4

hamdım piştim yandım

Yıllar önce, daha hiç kendi gerçekliğimi bilmek için her şeyi bırakacağımı hayal dahi edemeyeceğim bir vakitte, tek bir an kendime hükmedemediğimi ve devasal cesaretimi fark etmiş ve dehşete düşmüştüm. Ve çok içten bir cümle haykırmıştım hiç düşünmeden; beni, kendime bırakma!!! Tek bir anlık hakiki iç görü neticesinde gelen bir haykırış. Ama kime karşı? Hiçbir fikrim yoktu.

Tabi ki ağzımdan çıkanın devasallığını bilmiyordum. Elbette gerçekleşeceğini de! Özüm beni kendime bırakmadı! Biraz sert gördü işini, ama karakterim için de başka türlüsü olamazdı sanırım. Hakikat cesaret ister, çünkü tüm dünya, tüm bilinenleri yerle bir eder. Cesaretim tamdır, kendim dediğim uyduruk versiyon zaten yerle bir edilmişti.

E öyleyse devam...
Bir hafta ara verip yine aynı saatte yüksek doz içtim ayahuasca anayı. Beklentim yok, ama merak ediyorum sırada ne var diye. E başıma her şey meraktan geldi zaten 🤓


İlk saat vücudumda devasal devinimini yaşıyorum, sigara bile içemiyorum, öyle deviniyor içim. İç organlarım resmen havada uçuşuyor. Sigara içemiyorsam durum çok vahim demektir. Kesinlikle oturabilecek durumda değilim, çaresizce uzanıyor yine ve tekrar ne bok yemeye bunu içtim diye kızıyorum kendime. Yarım saat daha böyle kıvrandıktan sonra kişisel hayatımda yakından tanıdığım arkadaşımı görüyorum, ama beden görüşü değil. Ruhunun mevcudiyeti demem daha uygun sanırım.

O'nun bende yok oluşunu görüyorum!!! Ah sen de boku yedin diyorum!!! Sen de bittin!!! Seni piç, şimdi anlıyorum her şeyi. 😱 Ve aşk'ın bilişi geliyor!!! Ah aşk!!! Biliyorum artık.. Nasılı yok, sadece biliyorum!!! Biliyorum!!! Artık o yok, ben yok!!! Aynıyız, tekiz!!! Bende yok oldu 😱

Dünya düzleminde bir insana bunu nasıl dersiniz? Diyemezsiniz!!! Ama ruhu biliyor, hem de çok iyi biliyor!!! Kendisi hala durumu bilmediğimi sanıyor 🤓 Kelimelerle bunları aktarmak kesinlikle imkansız, ama kelimelere gücü veren ardındaki gerçekliğin ta kendisi. Bu aktarım da tam mevcudiyetimde gerçekleşiyor!!!

Bu yüzden Zihni'n ötesinde kalp her sözümü anlar. Ve ikinci biliş geldi!!! Anka kuşu sembolünün bilişi 😱 Ah içim boşalıyor, kusmaya başlıyorum, kusuyorum, kusuyorum... Birazdan başıma geleceğin ayak seslerinin sarsıntısını yaşıyorum...

Tekrar uzanıyorum, sigara yakıyorum, sigarayı içemeden söndürmek zorunda kalıyorum, çünkü yanıyorum 😫 Resmen düşünce fırtınası kopuyor, saçma sapan binlerce düşünce fırtına gibi esiyor mevcudiyetimde. Kaya gibi sarsılmaz mevcudiyetimle izliyorum hepsini. Sarsılmaz olan ben, içimdeki sarsıntıyı izliyorum! Düşünce fırtınası hiç durmadan esiyor içimde ve yanıyorum 😫 Yanıyorum!

Tüm düşüncelerin, labirentin ta kendisi olduğu açıkça farkındalığıma sunuluyor!!! Bedenim yanıyor, organlarım yanıyor, ateşi cayır cayır görüyor, yaşıyor ve yanıyorum!!! Yanıyorum 😫Hava buz gibi, pencere sonuna kadar açık, yanıyorum 😫 Ateşin içindeyim, yanıyorum!

Cayır cayır Ateş'in içindeyim, ateşin çatırtı sesini bile duyuyor, yanıyorum! Saate bakıyorum 1.12, Allah kahretsin, vakit geçmiyor, yanıyorum 😫 Öldür beni, yanıyorum 😫 Haykırıyorum , öldür beniii, yanıyorum 😫 Tüm gece yandım, yandım, yandım... cayır cayır yandım...

Saate bakıyorum, saat 1:00 hala, 1 dakika binlerce yıl gibi, geçmek bilmiyor. Boku yedim, yanıyorum 😫Çaresizliğin dibindeyim, hiç kimse yardım edemez bana, yanıyorum. 😫

Saate bakıyorum, 1:03. Nasıl sabah olacak 😫 Nasıl yorgun, bitik halde olduğumu hiç bir cümle tarif edemez. Ayağa bile kalkamıyorum!


Sabah formülü veren arkadaşıma dedim, yahu ben tüm gece yandım? 😫 "Biliyorsun ego yanıyor, bırak yansın" dedi. Evet biliyorum 😔 Bir hafta dinlendim ve tekrar yüksek dozu içtim. Nasıl içtim öyle bir geceden sonra? Valla benim de aklım almıyor, ama içtim. Tek bir an hayal et; ateşin içinde tüm varlığınla yanıyorsun!!!

Tipolojiye göre (davranış bilimleri) tinsel (ruhsal) ve mekansal (görsel) zekam ve beynimin alın lobu çok gelişmiş imiş. Kesinlikle Türkiye gibi bir ülkede bu zihin yapısı ile yaşamak zulmün zulmü. Ethem Kocabaş çıkarmıştı zihin haritamı. O vakit "bu ülkede yaşayamazsın, Türkiye'de binde 1 bu zihin yapısındadır, gelişmiş ülkelerde yüzde 1. Japonya gibi ülkelere git, oralarda yaşa" diye önermişti.

Tabii benim zihin sondaja başlamıştı; neden Türkiye'de doğdum öyleyse? Bu zihinle burada ne işim var? Ne halt etmeye buradayım anasını satayım? E böyle yaşayamıyorum. Tüm saçmalıkları, soytarılıkları açıkça görüyorum, sezgilerim zaten tavan. Yaşayamıyorum ki! Ne halt edeceğim? Kümesteki Kartal'ın durumu gibi halim. Artık kümeste tavuk gibi yaşayamam. Uçmaktan başka çarem yok ki!

musa-firavun-kızıldeniz
Musa-Kızıldeniz canlandırması

Musa'yı her zerremle anlıyorum. Önümde Kızıldeniz, arkamda Firavun.. Ne edeceğim böyle? Firavuna (ego) sırtımı dönmüşüm, Kızıldeniz ya yarılacak, ya yarılacak. Başka çarem yok ki! E böylece, aklım almasa da ruhumun gücü ile devam ediyorum.

Veee, yine ateşin içindeyim. Yanıyorum, yanıyorum, çaresizce yanıyorum. Maddesel ateşin içinde yansaydım, bir kaç dakika içinde bilincimi kaybeder yırtardım. Bunda öyle değil ki!!!

Tamamen bilinçli şekilde sabaha kadar cayır cayır yandım, yandım! Sabaha kadar! Vücudumun ve Zihni'min çektiği acıyı hiç kimse hayal edemez! Meditasyonda da (sadece sessizlik; teknik falan yok) uzunca süredir yanıyordum. Ama ayahuasca da yüzlerce katı gerçekleşti.

Nereden bilirdim, Rumi'nin; "hamdım, piştim, yandım" sözünü bizzat yaşayacağımı. 😫 Nereden bilebilirdim, gerçekten yanacağımı! Nasıl durabilirim artık, duramam ki, devam...

Bir hafta dinlendim, tekrar içtim, hem de daha yüksek doz! Artık bilerek ve isteyerek ateşe giriyorum. Çünkü EGO'yu ve dünyasını kesinlikle istemiyorum. Değil yanmayı ─bedenin ölümünü, her şeyi göze alıyorum, her şeyi.

Kızıldeniz yarılacak, ne gerekiyorsa olsun, bitti! Yine ve tabi ki yanıyorum 😫😫😫 Ve şunları söylüyorum yanarken; yak, hiçbir şey bırakma, her şeyi yak... Geriye hiçbir şey kalmasın, yak!
Ben artık geri dönemem. Toz zerresi kadar bile sahtelik istemiyorum, hepsini yak! Razıyım, yak! Külleri bile kalmasın, yak! Sadece gerçek kalsın, kalan her şeyi yak! Ve bu sözler, bilincimin derinliklerinden çıkıyor. Tüm sahtelikler girişte fırlatılıp atılıyor zaten. O esnada öyle entellektüel bilişler, istekler, nameler falan işlemiyor.


Ahh kalbim ateşler içinde yanıyor! Kalbim yanıyor. 😱😫 Kalp nasıl yanar? Yanıyormuş 😫
Saatlerce yandım, saatlerce kalbim yandı, saatlerce!


Sabaha karşı küller savrulmaya başladı, hava buz gibi, rüzgar esiyor pencereden sertçe, ama benim kalbim kül oldu, her yere küller savruluyor! Pencereden esen rüzgar külleri savuruyor, yandım, kül oldum, rüzgar savuruyor küllerimi! Küllerin kokusu bile çok keskin geliyor. Küllerim savruluyor ve tüm yanışı, kül oluşu tamamen bilinçli yaşadım! Sabah küllerin içinde ölesiye yorgun, dingin ve sessizim...

Yorgunluktan sızdım öylece...

Çiğdem Gürler
05 Temmuz 2019

EGO'nuz kaldırılırken lütfen bekleyiniz... 😝

Ego Çözülüyor

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 3






Arkadaşımla ilk iki gecemi paylaştım ve dedim ki herkes yaşadığımı yaşayabilir, görebilir mi? Eğer öyleyse herkesin bunu bilmesi lazım. Cevabı; "Herkese ihtiyacı olan ve anlayabileceği şeyler gösteriliyor" Tamam dedim, anlaşılmıştır.

Bu yüzden hakikati bilmek için ayahuasca kullanın diye hiç kimseye öneremem. Bu paylaşımlar sadece ayahuascayı kapsamıyor. Kendi bilinç idrakimi de kapsıyor. 5 buçuk yıldır benim kendimi adadığım tek şey bizzat gerçeği bilmektir. Kafamı koltuğumun altına aldım, çıktım yola, ya hakikat ya ölüm diye! Başlarda ağzımdan çıkan bu sözlere ben de şaşırıyordum, ne saçmalıyorum diye. Ama böyle oldu, sadece böyle oldu!

Gurdjieff'in 4. Yol öğretisi ile kendimi gözlemlemeyi çok iyi öğrenmiştim. Rüyamda Kitapların sayfalarını tekrar okuyordum. İnsanın kendini sandığı gibi değil de olduğu gibi görmesi başlangıçta dehşet acı vericidir. Ego nedir'i bilen insanın tek isteği ondan kurtulmaktır. Çoğu insan kendini olduğu gibi göremez, çünkü henüz o acıyı kaldıramaz. Tamponlar diye bir terimi var Gurdjieff'in. Tamponlar, insanın kendini olduğu gibi görmesini engeller. Çekmecelerin fren sistemi gibi. Çekmeceyi sert kapatsanız da fren sistemi (tamponlar) devreye girer ve çarpmadan kapanır çekmece. Çünkü insan kendini hazır olmadan (kişilik ve ego bakımından) olduğu gibi görürse acıdan ölür. Ayahuasca da öyle. Her insanın hazır olduğu ve anlayabileceği ölçüde yüzleştiriyor.

Ayahuasca Ana'nın Ruhu

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 2

Yaşananlara bakılırsa Ayahuasca'nın gerçekten bir ruhu var
Açılış yapmadan önce şunu kesin ve net belirtmek isterim; kesinlikle hiç kimseye tavsiye ya da teşvik amaçlı yazılmış deneyimler değildir. Bana kalsaydı asla yazmazdım.

Emre'ye söz verdiğim için yazıyorum. Onun niyetine ve kalbine güveniyorum. Ona böyle söylememiştim. İhtiyacı olanlar bilgiye ulaşsın falan gibi laflar etmiştim. Yazıyorum; çünkü gerçekte onun kalbinin niyeti için.

Her zihin için kolay değil anlatacaklarımı duymak, biliyorum. Ama açık gerçekleri paylaşmak da artık elzem diye hissediyorum. Karekterim lafı dolandırmayı, uzatmayı, yumuşatmayı, süslemeyi, uygun hale getirmeyi sevmez. Neyse o, olduğu gibi, yaşadığım gibi.

Bunları asla hiç kimsenin onayına, beğenisine ya da inancına sunmuyorum. Gerçekler sadece bizzat deneyimlenmek zorundadır, asla inanca yer yoktur. Arkadaşlarıma hakikat için, hakikatle ilgili konuşmalarımda söylediğimi şimdi burada da söylemem zarûridir. Bana inanırsanız aptalsınız. Kendiniz bilin, bunun için ol'mayı idrak edin, başka hiçbir şeye ihtiyaç yok. Ol'mayı kavramak için beni tepe tepe kullanın.

Ve yine bu deneyimler kesinlikle entellektüel tartışmaya açık değildir. Sadece kitap okuyup hiç deneyimlemediği şeyleri biliyormuş gibi gevezelik yapanlara malzeme vermek, zihinlerini tatmin etmek, gönüllerini hoş etmek benim işim olmadığı gibi umrumda da değil.

Ama ateşin içine girenlere, samimi bir bilme ve anlama arzusunda olanlara başka.

Bana Neler Oluyor?

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 1


Daha önceki yazımda paylaştığım ben O'yum idrakinden sonra başıma daha önce hiç yaşamadığım şeyler gelmeye başladı. Dışarda yürürken tüm sokağı içimde görüyor hissediyor ve kendi bedenimin de içimde yürüdüğünü fark ediyordum. Bu durum hala da böyle. Beden benim içimde hareket ediyor. Hareket eden, gidip gelen kesinlikle ben değilim. Ben daima buradayım, hiçbir yere gitmem gelmem. Tüm oluşları içimde fark ederim.

Geceleri bedenim yukarı yükselirken uyanıyor şoka giriyordum. Sessiz oturuşlarımda eterik bedenim 7 - 8 metre sağa-sola yukarı-aşağı hareket ediyordu. Elbette eterik bedenimin olduğunu, bunu deneyimledikten sonra öğrendim.


Başımın tepesinden şelale gibi çok güçlü bir ışık iniyor, beynimin ortasından geçiyor, omurgamdan aşağı iniyor, kuyruk sokumumdan tekrar dönüp çıkıyordu. İlk aylarda matkapla resmen beynimin delinir gibi oluşunu, omurgamdan spiral şeklinde dönüşünü dehşetle deneyimliyordum. Kemiklerimden gıcırtı sesleri duyuyordum. Başım o kadar ağırlaşıyordu ki sağa sola düşüyordu. İç organlarımda ağrılar, acılar yaşıyordum. Çene kemiklerim bile dehşet ağrıyordu. Boğazımın içi cayır cayır yanıyordu. Oturduğum yer ısınıyor, sallanıyordu. Uzandığımda kollarım ve bacaklarım kendiliğinden sıçrıyordu, omurgamın sallandığını hayretle demeyimliyordum.

Beyin epifiz, hipofiz bezi, timus, böbrek üstü bezlerimin titreşimini yoğun hissediyordum, hala da hissediyorum. Başımın etrafında esen rüzgar, bol üşüme, bazen aşırı sıcak basması gibi yüzlerce şey oluyordu bedenimde. Tüm bu olanlar sadece farkındalıkla kaldığımda oluyordu. Zihnimle özdeşleştiğimde asla olmuyordu. Lakin artık, farkındalık da gitmiyordu. Bedenim kesinlikle hasta değildi. Fiziksel bir rahatsızlık kesinlikle yoktu.

Düzenli sessiz oturmalara hiç ara vermedim. Bedenime ne olursa olsun devam ediyordum. Kızıyor, küfür ediyor, isyan ediyordum ama yine de kendimi paşa paşa, sessizce oturuyor halde buluyordum.

"Tamam" dedim, kesinlikle delirdim. Ne yaptım ettim, kendimi delirttim.

Ne oluyor, başıma ne geliyor, hiç bir fikrim yoktu.

Kendimden ciddi şüphe etmeye başladığım için güvendiğim psikolog olan arkadaşla da durumumu paylaştım. Kesinlikle delirmediğimi keskin bir zekaya sahip olduğumu ve elinde olsa beynimi açıp işleyişini incelemek istediğini söyledi.

Delirmediysem neler oluyor? Başıma ne geliyor diye dünyayı resmen talan ettim. Bir arkadaşa yine bu halden şikayet ederken Kundaliniden bahsetti. Araştırdım, evet gerçekten yaşadığım buydu ama bende daha ötesi oluyordu. Kundalini pekâla ama başımın üstünden inen devasal ışık ne? Nereden geliyor? Ne yapıyor? Bunu bileni bulamadım. Kadim öğretilerde, evet bilgiler buldum, ama entellektüel bilgi beni asla tatmin edemiyordu. Bizzat bilmeden asla tatmin olamam. Bu durum tam 4 yıldır artarak devam ediyor. Her gün egzersiz yaparak vücudumu dinlendirebiliyorum. Gece uykuya geçmem saatler sürüyor. Çünkü vücuduma o kadar yoğun enerji iniyor ki, ancak yorgunluktan sızabiliyorum. Üstüne, dünyasal arzularım da eridi.

Artık vücudum uzun süre sessiz oturmaya da dayanamadığından başıma ne geldiğini bilmek için DMT'yi (Ayahuasca) kullanmaya karar verdim.

Ve başladım deli gibi DMT aramaya... 😊

Uzunca bir süre aradım. Seramoni yapanlarla tanıştım. Birlikte kullanma şartıyla bitkiyi verebileceklerini söyleyenler oldu falan... Ama ben tek başıma kullanmak istiyordum. Hiç kimsenin eşlik etmesini istemiyordum, çünkü ennn derine, en öteye gitmekti niyetim. Ve bir şekilde bunun olacağını da biliyordum. Böylece vakit geldi, hala kendisine minnettar olduğum arkadaşım formülü ve nasıl temin edeceğimi paylaştı. Ona dedim ki; bak ben ölümün ötesine geçmek istiyorum, bunu yapabilecek mi?

Cevabı; biletin hazır!

E ben de hazırım, başlasın öyleyse yolculuk.

Çiğdem Gürler
23/04/2019

Aşağıdaki yazı geçen aylarda karşıma çıktı ve bende çok güzel, aydınlatıcı etkileri oldu. Yazının DMT yönünden ziyade yaşam ve ölüm arasından, öte alemden verdiği haberler şu zor zamanlardan geçtiğimiz günlerde hepimize güzellik katacak ve yol gösterecektir. Bundan emin olduktan sonra çevirip sizlerle paylaşmak istedim. Şimdi sözü bu güzel yolculuğun sahibi Simon'a bırakıyorum.
───
mastodon crack the skye
Artwork: Mastodon Crack the Skye
Ben ne bir madde kullanıcısıyım, ne de içicisi. DMT'yi duymuştum ancak bunun için hiçbir arayışta olmadım, ta ki DMT beni bulana kadar. Onu birkaç kez denedim ama sizinle paylaşacağım bu deneyim, bana bazı cevaplar veren ve sonuncu kullanımım olandı. Bu tecrübeden sonra hayatım tamamen değişti ve sorularım cevaplandı. Bundan sonra da bir daha DMT'ye ihtiyaç duymadım.

Bu son deneyimim gerçekliği parçalayan, egoyu yok eden ve korkuyu bitiren bir deneyimdi. Buraya ulaşabilirseniz yaşayacağınız şeyi söyleyeyim: öte-aleme, ölüm sonrasına bir dalış! Bunu başarır da bu son noktaya kadar gelirseniz göreceğiniz tek şey ölümden sonraki yaşam değil, aynı zamanda da tüm nedenleri ve nasılları da cevaplayacaksınız. Buna nereden geldiğimiz ve neden burada olduğumuz da dahil.

Biliyorum, buna inanması güç geliyor. Hükümetlerin onlarca yıldır DMT'den haberi var ve bunu yasakladılar, çünkü onun size neler göstereceğini biliyorlar. Şimdi biri bana şunu cevaplasın: Nasıl oluyor da hepimizin her gece doğal olarak salgıladığımız bir kimyasal nasıl oluyor da yasadışı oluyor? DMT ile yönetimlerin yaşadığı sorun, onun yaşam değiştirici potansiyeli!

Bir kere bu eşiği geçip geri döndüğünüzde, artık Dünya'nın gerçekte ne olduğunu ve bunun içindeki sizin rolünüzü biliyorsunuz. Bir daha kontrol mekanizmaları, korkular, etiketler ve ayrım söz konusu olamıyor. Matriksten çıkıyorsun Neo, ve onun arkasında neyin olduğunu biliyor, onun metalden bir makine olmadığını biliyorsun!

DMT deneyiminden yoksun bir insan asla onu alan kişinin nelere tanık olduğunu tahmin edemez. Tanık olunan şeyi zihnin yarattığını varsaymak kolaydır. Gösterilen şeyi hiçbir akıl, ama herhangi bir seviyedeki hiçbir akıl tasarlayıp sunamaz. Varoluşun üstüste ve içiçe katmanlar gibi birbirine örüldüğü, her şeyin aynı anda varolduğu bu ortamda kendi zihnimin bile bir gözlemciden öteye gidemeyeceği insan üstü bir realiteydi.