Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Girizgâh

By | 4 comments

Gerçek tanışma

Ben de hepiniz gibi kendimi; anılar, alışkanlıklar ve edindiğim bilgiler toplamı (yani kişilik) zanneden, üstüne kendi uyduruk versiyonumu sürekli geliştirmek için mücadele eden aptalın tekiydim. İnançlarım, savunduklarım, ideallerim, hedeflerim, doğrularım, yanlışlarım, sevdiklerim, sevmediklerim vardı. Yaşam sandığım Dünya sahnesinde savaşmaktan ve mücadele etmekten yorulup diz çöktüğüm anda çığlık çığlığa isyan ettim, "neden?" diye.

Neden yaşıyorum? Ne işim var burada?
Nereden geldim, nereye gidiyorum?
Mücadeleler, çekilen acılar ne için?
Zaten öleceksem ne Anlamı var bunca saçmalığın? Tanrı hangi cehennemde? Dünya'yı gerçekten Tanrı mı yarattı? Eğer öyleyse bana hesap verecek, bizzat bana! Artık bizzat bilmek istiyorum, neden diye.


Tüm inançlarımı ve dünyayı, sorgulayarak yerle bir ettim. İnandığım, dayandığım, güvendiğim, medet beklediğim hiçbir şey kalmadı.

Sığınacak, gidecek, yapacak bir şeyim yok!

Tüm hakikat öğretilerini yaladım yuttum. Burnumu hepsine soktum ama doğru diye kabul de etmedim.

Maharaj'la tanıştım. Her sözü içime işledi. Sadece ol, hepsi bu diyordu.

Her gün saatlerce, aynen dediği gibi düşünceler, duygular, beden olmadığım; tüm bunları fark eden mevcudiyet olduğum farkındalığı ile oturdum. Sadece ol'dum. Hiçbir şey yapmadım.

Ve sessizce farkındalıkla otururken beynimde ışık patlamaları olmaya başladı. Ne oluyor diye afallıyordum. Karanlık odamda, şimşekten daha parlak bir ışık beynimin içinde patlıyordu resmen. Gözlerimi kapattığımda da ışık görüyordum. Geometrik mor şekiller, vizyonlar, çok parlak bir ışık. Ustamın sözlerini hatırladığım için gördüklerime takılmadan farkındalıkla kalmaya devam ediyordum.

Sen bilinen, görülen hiçbir şey değilsin.

Böyle çok yoğun 3-4 ay geçtikten sonra yine sessizce farkındalıkla otururken; tüm dünya, bedenim yok oldu. Dünyanın huzur dediği basit zihin sakinliği olmayan ebedi huzur, kaya gibi sarsılmazlık, kesinlik, başı sonu - aşağısı yukarısı olmayan, ismi şekli olmayan, bir yere gidip gelmeyen, değişmeyen, ışığın da ötesinde, şekilsiz ama boşluk da olmayan, sonsuz güçlü ebedi ve tek olan, mutlak gerçek, Ben o'yum. 

Lütfen kapat gözlerini ve sakince otur. Sadece rahatla. Bedenini fark et. Gelen giden düşünceleri fark et, değişen duyguları da. Açıkça anlayacaksın ki sen, farkında olduğun düşünceler beden ve duygular değilsin, onların farkında olansın. Bedenin, duyguların, düşüncelerin sürekli değişiyor. Tüm bu değişimi kim biliyor? Eğer sen değişmiş olsaydın, tüm değişimi kim bilecekti? Değişmeyen, tüm değişimin farkında olan, gelip gitmeyen daima burada olan saf farkındalık sen değil misin? Bak ve kendin gör! İşte o sen olan saf farkındalık Tanrı'nın ta kendisi. Oradan bak ve söyle; orada sen─ben var mı? İyi kötü var mı? İçerisi dışarısı var mı? Senin bir şeklin var mı? 

Bak ve söyle, başkası var mı?
Bak ve söyle...

Tüm üstadların "ol" dediği işte bu saf farkındalıktır. O da gerçek senin farkında olmandır. Tüm öğretiler tüm tekniklerin amacı zihni bu basit gerçeği kavrayacak noktaya getirmektir.

Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! W. Shakespeare

Sevgiler ☺

Çiğdem Gürler
22/03/2019

Önceki Kayıt Ana Sayfa

4 yorum:

  1. Çok güzeldi sabah sabah:)sürat teknesinde hız yaptı ruhum şu masamın başında. Emre Bey'in de hakkı varmış hem kafam koptu:)) hem de yazı başlığındaki gibi Müjdeler Oldu bana. Kaldı ki itirazım yok, kopsun zaten böyle üstüme monte gerçekliğim sandığım tüm kafalar ki yerine daha güzellerini koyabilelim:)) iç çekirdeğe kadar inelim. Çiğdem Hanım ben kendi yolculuğumda, kendi çapımda daha doğrusu çapsızlığımda:)), iddiasız, kendi halimde bazen hızlı, bazen yavaş, bazen tamamen tıkanmış gibi yol alırken, uçsuz bucaksız kendi gökyüzümde bir anda beliriveriyor sizlerin varlığı ve diğerlerinden daha parlak bir kutup yıldızı gibi yol gösteriyor... Çok iyi bir araştırmacı, okuyucu olmamakla beraber elime geçeni anlamaya tarafsız yargısız öğrenmeye çalıştım hep. Çok basit gelebilir ama bu konulara ilk merak saldığımda okuduğum bir kitap vardı, bugünkü tüm bilgilerimin toplamından hep daha tesirli, daha ilham verici oldu benim için o kitap. Yaklaşık 20 yıl önce okuduğum Ken Keyes Yüksek Bilinç Kılavuzu adlı bu kitabın tüm temel öğretileri aklımda kaldı ama yine de bir yerde kalıyor ötesini anlayamıyordum.Kör nokta....
    İşte bugünkü yazınızda öyle bir çaba hissettim ki beni bir tık ötesine taşıyıp olması gerekeni hissettirdiniz. Çok net çok açık bir his geldi-gitti:)sanki anlamanın kıyısında dolanmak gibi. Yani sadece farkında ol, farkındalık deyip öyle yarım bırakmamışsınız. Bir de sizin sözlerinizin tesiriyle farketmeye farkındalığın farkında olmaya çalışacağım.Teşekkürler...
    Ayrıca.... hele ki bir DMT konusu var, o da apayrı. Yaklaşık geçen yıl karşılaştım bu bilgiyle. Gerçekten şaşkınlık verici ve bir o kadar ilginç. Çeşitli kaynaklardan elime geçen tüm yazılara göz attım, deneyimleyenlerin bu deneyim sonuçlarını paylaşan olumlu olumsuz tüm yazılarını da okudum. Epifiz bezinden başlayan yolculuğum, üçüncü göz, kozalak, horusun gözü derken üzerlik otu, ney,kamış ve mevlanaya kadar geldi. Çok heyecan verici bir konu olmakla beraber benim en önemli çıkarımım şu oldu: anladım ki "riskleri de var ve siz onu aramayın, eğer hazırsanız o sizi bulur."
    Bu konudaki deneyimlerinizi paylaştığınız yazılarınızı da bizimle paylaşmanızdan mutluluk duyacağım. Sevgiler, tekrar hoşgeldiniz, iyi ki varsınız...

    YanıtlaSil
  2. Çiğdem Hanım yazınızı okuduktan sonra ne tevafuktur ki:)) bir videoya denk geldim. Jim Carrey'in Uyanış adlı videosu:) O da anlatmaya çalıştığınız herşeyi yaşamış ve anlatıyor. "Benim düşünüyor olduğumun farkında olanın kim olduğunu anladım.Herşey ve herkes oldum. Evrenle bir oldum. Ama bu muhteşem his bir geliyor bir gidiyor. O günden beri o ana dönmeye çalışıyorum:)))" diyor ve bu benzersiz hissi sürekli kılabilmeyi ve olabildiğince çok insanla paylaşmak istediğini söylüyor. "Ne güzell bir gün bu" dedim içimden ve aracılığınızla bana gelmiş olan evrenin bu güzel mesaj içindeki mesajının heyecanını sizinle de paylaşmak istedim . Selam ve saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm paylaşımım kendimden kendime olduğu için tüm teşekkürler bana olduğu gibi sizedir ☺️

      Bahsettiğiniz kitabı okumadım ama sayenizde göz attım. Meraklı bir zihne sahip olduğum için çokkk okuduğumu rahatça söyleyebilirim. Kesinlikle çok okumak hiç bir işe yaramıyor, bu yüzden şanslısınız.

      Paylaştığım yazıda gösterdiğim yerin üstünde hiç bir bilgi yoktur. Kendiniz açıkça bunu bilebilirsiniz, yeter ki isteyin ve bu fırsatı verin kendinize. Dmt konusuna gelirsek evet kesinlikle hiç kimseye önermiyorum, hazır olana gelir. Ayrıca hakikat için dmt ye ihtiyaç yoktur. KEndim için neden kullandığımı ve tüm açık bilişimi paylaşacağım. Ama biliyorum ki her zihin de buna hazır değil. Sevgili Emre paylaşmamı istedi ve onun isteği önemlidir benim için. Çünkü Hepimiz görüyoruz ki çarpıtılmış aldatıcı çok bilgi var. Emre'nin isteği de kalbinde ki sevgiden dolayı kimsenin aldanmaması için gerçeklerin açıkça paylaşılması. Bu yüzden lafı hiç dolandırmadan eğip bükmeden açıkça yazacağım, sarsıcı olsa da.

      Evet o videoyu izlemiştim. Lakin çok sakıncalı olan bir yanlış anlama var. Farkındalık gelip gitmez, değişmez. Değişen daima zihindir, Zihni'n farkında olan asla değişmez. O hale ulaşmak diye bir şey yoktur. Zaten tek gerçek o'dur. Çarpıtan zihindir, bunu açıkça görmektir tüm mesele.


      Tüm evren sizsiniz, evren sizden dolayı sizin için vardır, sizden size geliyor bu mesajlar ☺️

      İyi ki varız,

      Sevgi ve saygılarımla

      Sil