Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Güncel

kısaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kısaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sultan küpesi çiçeği
 

Doğum günü diye kutladıklarınız Dünya'da ölüm yıldönümleriniz,
Ölene üzüldükleriniz Onların doğduğu günler.
Siz kendi halinize ağlayın. Biz kendi halimize ağlayalım...
Kimbilir bu kaçıncı unutuş, bu kaçıncı uyuma, uyuşma.

Bir avuç insan olarak, Dünyanın tadını çıkarma, verilenleri farkedip şükran içinde olma ile zır deliliğin ortasında ince bir çizgide düşe kalka yürüyoruz. Diğerlerinin keyfi zaten yerinde. Suçlu ne Dünya, ne doğa ya da tüm bunlara bağlı herhangi bir dinamik. Bir tasarım olarak insan bedenlerinde de sorun yok. Her ne olduysa benlik bilinci ve zihinle başladı. O elma belki de buydu.

İnsanımsılar ağızlarındaki çıtır elmanın suyunu emiyorlar şu an.
Kimbilir kaç dakika daha sürecek.  Peki ya elma? Burada mı, orada mı? 

 

Zamansız bir ölümden sonra gelenler...
HATA: HİÇBİR ŞEY ZAMANSIZ DEĞİLDİR

  

Emre Güney
19.06.2026 

 Papa 1.4 Leon Otomatik Vites 313HP


Ben kimseden görmediğim, bana ansızın gelen farklı bir yorumu nakledeyim. Her şey görünenlerden çok farklı. Genel olarak negatifi çoğaltma ve anma eğilimindeyiz. Kötülük de böyle çalışır. Karanlık ve kötülük bağrınır, kendini yırtar, pazarcı gibidir. İyilik ve ışık, kuyumcu gibidir. Hiç sesini çıkarmadan işini usulca götürür. Sabırlıdır ve hesaplıdır. Az veya sessiz hareket eder ama İŞ BİTİRİR! Üstelik bende bu emanet var, şu güç var da demez. 

Papişto'nun Türk'ün ve Dünya'nın lideri Gazi Mustafa Kemal'in huzurundaki suratını videolarda gördünüz mü?

İlk durağı Anıtkabir idi. Bence bunu da devlet yaptırdı! (Hükümet değil kadim devlet) Mutsuzdu, hasetli görünüyordu. İdeolojisini ve atalarını bu toprakta istemeyen liderin önünde diz çöktü. 😁 Atatürk'ün geri geldiğini biliyordu. Kendisinin yenileceğini biliyordu. Onlara (İblis soyuna) verilen ilâhi mühletin sona ermek üzere olduğunu da biliyordu. 6. neslin (bizler) son savaşının başlamak üzere olduğunu ve kaybedeceklerini de biliyordu. Sonunu yumuşatmak ve Türk'e tabi olmak için teveccüh gösterdi. Ama soyunun misyonu ve bunu gerektirdiği süreçleri ve adetleri de takip etmek zorundaydı. Kazanmaları katiyen mümkün değil. Tek tek bahsettiğiniz o zilyon senaryoyu burada anıp, şunlar bunlar olamaz çünkü şöyle diye anlatmayacağım. 

Herkesin neyi pompaladığını biliyoruz. Bu işler artık bir eğlenceye, bir rayting ve ticari gelir pazarına dönüştü. Hele artık YZ'de var ya, herkes üç-beş cümle üzerine şarkılar, videolar, klipler ve gösterişli animasyonlar hazırlayıp meşk ediyor. Neyin, onları ne aletine çevirdiğinin farkında değiller. Farkında olmadan da karanlığa hizmet ediyorlar ve kötü aklın senaryolarını tasdik ve yaratıma alıyorlar, bilmiyorlar. Neyse ne mutlu ki temizliğe onlar da dahil olacak.

SADETE GELEYİM...
Bundan sonra her şey çok hızlanır. Muhalefeti iktidarı artan bir hızla birbiri üstüne yığılacak, hafızaların uzak köşelerine gömülecekler. Yaptıkları unutulmayacak. Benim en çok kafaya taktığım iklim ve doğa manipulasyonları. Onu da halletmek üzeredirler.

BUNDAN SONRA... 
Her şeyin yıkılıp yenilenmesine hazır olun. Çok fazla yeni yüz çıkacak. "Lan bunlar neredeymiş" diyeceksiniz. Fikir ve kararlarınızda ESNEYİNİZ, yoksa bu geçiş sizi çok zorlar ve yorar...

Bir sonraki görüşmemize dek iyi  yolculuklar ve Dünya'da iyi eğlenceler! 

İblisi arkalarına alarak elde ettikleri kısacık ömürlerindeki geçici güçleri gözlerini kör etmişti ve silinmiş tarihteki kayıtlar da dahil bugüne kadar görülmemiş, destansı yok oluşları için biz Türkleri karşılarına almışlardı. Andolsun ki bunu daha önce defalarca yaptık. Emrolunduğu üzere yine ve zevkle tekrar yapacağız !

 

Göktürk Bayrağı
Nam-ı diğer Kurt Başlı Mavi Sancak
Bu topraklara her kim ki bir art niyet, fesat, komplo ya da hile için girsin; sürünmeden Anadolu'dan çıkışları yoktur ve canlarını sağ kurtarmak için yalvarırlar. Ama nafile! Onları kim koruyacak? Yüce Yaradan bile bu iblis soyu kurum ve kimseleri adalet, barış ve huzurun temsilcisi Türk Ulusunun sadık kullarına emanet etmiştir. Peki bu zalim kurum ve devletler geçmişi ve namı savaşmak, devlet kurmak olan bir millete hazırlar mı?


O kullar ki yaşayıp gördüklerinden gözleri ve dişleri kanlanmış; sadece zamanlarını ve işareti beklemektedirler. Siz onları saf sanırsınız ama onlar yalnızca sabırlıdırlar. Elbet bu sabrın altında da nice sebepler ve üstün bir akıl vardır.

Türkler en başından beri dünyada olan ilk ve tek türdür ve savaş aslında Türkler ile insanımsılar arasında cereyan ediyor. Savaşın yalnızca çok küçük bir kısmı görebildiğimiz fiziksel dünyamızda.

Ve işin aslı, SAVAŞ ZATEN KAZANILDI !

DOĞRU YERLERE BAKIN, DİKKATLİ BAKIN, İZLEYİN ve GÖRÜN ! 

 

  • 30 Nisan 2025 çarşamba günü ABD'nin terlikli çoban dediği Husiler bile ABD yüzer kalesi SÜPER TEKNOLOJİK Harry Truman uçak gemisinin savunma sistemini delmiş ve sebep olduğu kaçış manevrasından dolayı 60 MİLYON DOLARLIK bir F18 uçağının denize düşmesine ─ya da vurulmasına─ sebep olmuş. Bu çok rezil bir skandal. 😁 Ve bunlar daha Türklerle savaşmadılar. Yani işin özü bunları gözümüzde çok büyütmüşüz?!



  • ELLERİ KOLLARI AYAKLARI DİLLERİ DOLANACAK. BU ZALİMLER HENÜZ HİÇ GERÇEK BİR SAVAŞ YAPMADILAR. KULLANAMADIKLARI TEKNOLOJİLERİNİN GÜÇ SARHOŞLUĞUNDA VE ÇOK ZAYIFLAR. HEP MAZLUMLARLA OYNAŞTILAR. PATLAMIŞ MISIRLARINIZI HAZIRLAYIN HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK!

  • Bir yandan da İsrail alev alev yanıyor. İsrail, hem de bağımsızlık gününde tarihinin en büyük yangınını yaşıyor. Gazze'ye yardım gemilerini batıran İsrail şimdi uluslararası yardım çağrısı gönderiyor. Yüce Yaradan'ın takdiri !

Görsel: Franz Bachinger
 
Karanlık, havası nemli, yeri ve duvarları soğuk ve ıslak, çıkışı ve ucundaki ışığı toplu iğne başı kadar uzakta görünen bir tünelden geçiyoruz. Duvarlarındaki bozuk taşları arasından çamurlu kara eller kıvranarak uzanıyor...


"Gitme, burada kal, beni de götür" diye sana değmeye, seni tutmaya çalışan, ikna edici sözler fısıldayarak beynini uyuşturan binlerce soğuk el... Yanında arkadaş, rehber yok, teselli ve nasihat yok. Çıkana kadar iletişim yok, ışık yok, alet yok, araç yok. Ve bu yol tek başına yürünecek.

Bugüne kadar maneviyat namına ne yaptınsa yanına kâr, ateşine har, o kaldı. Tek yoldaşın, tek rehberin, içindeki o ateş, çekirdeğindeki o ışık. Güvenebileceğin ya da sığınabileceğin özünden başka hiçbir şey yok.

Eller tünelde bırakılacak. Yürünecek bu yol; yürünecek son yol...

 

Emre Güney
02.12.2021

 
düden park

 
Şu dünyanın en kral ve zenginlik içindeki hayatını da yaşasam buranın bir cehennem olduğu fikrinden vazgeçmem ve o aldatıcı konforun, keyfin ve sahte zenginliğin, içerideki sarsılmaz kudretin yanında  nicelik, nitelik, maddiyat ya da maneviyat olarak zerresi dahi olmadığının bilincindeyim.
 
Ve bunları söylerken de hâşa bizim yararlılığımızı, zararlılığımızı, niyetimizi, ırkımızı dahi gözetmeden bize sınırsızca hayat, sığınma ve meşk sunan Dünya Ana'yı asla küçümsemiyor, şikayet etmiyorum. İnsanın dokunmadığı her şeyi tenzih ediyorum. İnsan ancak ve ancak bir şeyleri kontrol ve idare ettiğini zannediyor.

Şu sürekli tartışa durduğumuz ve bazılarımızın korktuğu, sakındığı, Devletlerin bile üzerindeki zalim güçler dahi olsun, her ne kadar ilgimizi çekip bizi meşgul etseler, dilimize dolansalar da sadece bir şeyleri yönettiklerini sanıyorlar. Ancak onlar da bir tuvale dokunan ─belki az daha koyu renkli─ birer fırça darbesinden başka şey değiller ve tuval ya da fırça olmadıkları gibi, belki ancak o fırçanın ucuna bulaştırılmış ufak bir zerre boya olabilirler.

Şükür ki şu birkaç saniyelik değerli vaktimizi Anadolu'da geçirmeye layık görülmüşüz ve şu karmaşık ama değerli zamana şahit olmuşuz. Dünya'daki hiçbir zenginliğin üzerini örtüp büyüleyemeyeceği kudreti görene, gördürene, merak edene ve arayana şükürler ve selamlar olsun.

 

Emre Güney
02/03/2021



Bir dostumun feryadı (soru-cevap)

Duygularım çok değişken Emre. Ruh halim bozuldu. Yaşadığım şeyler aklıma geldikçe sinirleniyor, hırslanıyorum. Hiçbir şekilde mutlu, sakin ya da huzurlu olamıyorum. Asabiyim, uyumsuzum, çok yoruldum. Ne yapacağım bilmiyorum artık.

twenty1copilots@tumblr.com
Egonun ölmeden önceki huzursuzluğu
─Tasavvufa, felsefeye yönelmeden; kendini keşif yolculuğuna çıkmadan önce hepimizin başına gelir bunlar. Kendini teslim et ve maneviyata yönel. Sahte benliğini soy, çıkar ve at! Geyik yapmıyorum. Metafor yapmıyorum. İçten ve ciddiyim. Yeniden doğmak için fırsat bunlar. Özünün çağrısı bu! Kulak ver! Yaşayış ve algılayış biçimini bir üst derinliğe geçirmeden sinirini yatıştıracak ya da seni mutlu edecek gelişmeler bile bir anlık olacak. Hiçbiri asla yetmeyecek ve belayı gittiğin her yere götüreceksin. Şu anda değişimin tam kapı eşiğindesin. Tekmele ve gir içeri. Yeniden doğacaksın. Tüm koşullardan bağımsız huzur ve sükunet şimdi ve burada mümkün. Asabi tarafını sahiplenme. Onu üzerine giyme. Asıl ve ölümsüz olan tarafın ile roller oynayan soytarıyı (ego) birbirinden ayır. Şimdi kimin penceresinden izlemek istiyorsun? Soytarı asla mutlu olmayacak, hep daha fazlasını isteyecek ve hep sinirlenmek ya da aciz olmak için sebepler sunacak. Onu asla doyuramazsın. Aslolan ise mutluluğun ve mutsuzluğun ötesinde oturuyor. O hiç kirletilemeyecek olanı ve hiçbir şeye muhtaç olmayanı gör.

Görsel: twenty1copilots@tumblr.com
Yeni spiritüeller uyanmak için başkalarına ödeme yapıyor.
Kimse senin yerine seni uyandıramayacak.

Okul olsun, üniversite olsun, spiritüellik ve yeniçağ öğretileri olsun, bütün kurslara gittin, bütün sertifikaları aldın, madalyonlarının ağırlığından boynun bile tutulmuştur. Hiçbir bolluk, şifa ve hiçbir uyanış öğretisini boş geçmedin. Hepsinden aldığın sertifikaları da şöyle güzelce kristalli klasörlerde dosyaladın. Yurtiçinde binlerce Lira, Ameristan'da binlerce Dolar harcadın. Artık sırtın yere gelmez. Bir şeyler bekliyoruz artık senden. 

Kimseye ve hiçbir olaya sinirlendiğini görmeyeceğim. Tüm koşullardan bağımsız olarak seni her an neşeli, huzurlu ve denge içinde göreceğim. Yokluk, mokluk, işler kötü falan... Sakın ha, duymayacağım! Yok o ağlamış, yok bu gülmüş, yok şu zulmetmiş, devletmiş, ekonomiymiş. Sen tamamsın artık oğlum. Harikasın. Hadi göreyim aslan! 

TLGLCGOPAÜYHLĞ
Işık nedir biliyor musunuz? Zar gibi ince bir yırtıktan da girse koca bir karanlık odayı aydınlatandır. Işık agresiftir. Ulaşabildiği her yere sızmak için çırpınır, yollar arar. Gözler acımadan olmaz. Yürekler yanmadan olmaz. İnsan yanmadan öğrenmiyor. Öğrenmek istiyorsa yaşayacak. Olduğu yerde durmak istiyorsa odasında oturacak. Bu ışığın davranışı değil. Bu aydınlanmak ya da aydınlatmak isteyenin davranışı olamaz. Tüm ruhlar ışığa çekiliyor, çekilecek. Yanmak pahasına. Bu yazdıklarımın elbette daha üst bir perspektifi var. Ama ben şu an hedef kitleye o perspektifle laf anlatamam. Diyeceğim şu ki, yine de ve ısrarla karanlıkta kalmak isteyenlere gelirsek...

Dua etsinler ki gelişmelerini kendi gibiler ya da daha vicdansız olanlarla değil daha "insan" olanlarla gerçekleştirsinler. Bu onlar için büyük fırsat. Yoksa kendi gibilerle aynı gelişmeyi çok daha acılı ve yıpratıcı şekilde kaydetmeleri gerekecek.

Karanlık pasiftir, durağandır. Yüzleşmemeye çalışır. Bakmamaya çalışır. Kendini ışıktan varlık mı görüyorsun? Öldürmeden yak, kör etmeden parla. Yoksa burası aydınlanmayacak ve Onlar ─karanlık olanlar─ olduğu yerde kalacak.

Soru:
─ Bu da Onların çizgisi ama? Bu da Onların yolu? Neden müdahale ediyorsun? Seçimlerine saygı duy!

Cevap:
─ Kötü(!) bir adamın bile rüyasında huzur, mutluluk var değil mi? Peki adam kötü ama huzuru ve mutluluğu nereden biliyor? Özden/ruhtan esinle geliyor. Yuvayı biliyor. İçinde susturamadığı yanan bir ateş var. Herkesin huzurlu ve mutlu olacağı bir dünya nasıl mümkün? Herkesin vicdani, ruhani, adil ve dürüst olduğu canlı ve cansız tüm varoluşa saygı, sevgi, sorumluluk ve minnet duyduğu, "ince" davrandığı bir dünya ile mümkün, doğru mu? Ve bu insanlarla neden aynı dünyadayız hiç düşündün mü? Çünkü birbirimizden öğreneceğiz. Aydınlanma zorlukla, dirençle başlar. O zaman kendini daha aydınlık sayanlar, ışık işçisi varsayanlar daha çok çalışmalı ve daha çok konuşmalı. Negatif eğilimde olanlar için kendileri ya da daha karanlık olanlarla gelişmenin çok ağır bedelleri var. Bu yüzden yeri gelecek bu işi biz yapacağız. Emin olun bu Onun ─karanlık olan─ için büyük şans olacak.



Görsel: 30000fps.tumblr.com
PFÖPBÜFÜ
Şu an sahip olduğun her şeyi burada bulunduğun zaman boyunca öğretilenler ya da şahsi tecrübelerinle kazandın. Yani sen şu anda bunu okurken, ben aslında bu kimliğin arkasından senin asıl benliğine doğru hitap ediyorum. Sen benim sesimi bir nevi filtre arkasından duyuyorsun. Bu filtrenin karakteri ve bu filtrenin içinden geçenlere ne yapacağını senin kendin hakkındaki ve benim hakkımdaki görüşlerin belirliyor. Artı benim üslubum ve ilgilendiğim konular ve bunları ele alış biçimime dair kafanda bulunanlar da senin beni anlamanda yol gösteriyor. Yani iletişimimizin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu, tamamına yakınının bize ait olmayan birçok parametreye dayalı olduğunu görmeni istiyorum. Aramızda "biz" olmayan ve anlaşmamızı doğrudan etkileyen öyle çok değişken var ki. 

Şunu da görmeni istiyorum. Biriyle tartışman gerekiyorsa, bu planlanmıştır. Bu, taraflardan en az birine hizmet etmek üzere yerleştirilmiş bir potansiyeldir. Kin tutmuyorsan, eğer kin tutacak kadar zavallı bir benlik değilsen gün gelecek, egonun bir anlık dalgınlığında gerçeği göreceksin. Bunu görecek saf bilinç haline geçebilir misin? Anlık bile olsa? Umarım bu başına gelir. Tüm rekabet, tüm gücenmeler, tüm yanlış anlamalar, rollere dair tüm çekişmeler... Hepsi bitmiştir. Varlığının en saf halini, birkaç saniye ya da dakika olsun yaşayabilirsen orada tüm algı ve hislerini sonuna kadar genişlet ve bu anı saatlere hatta yıllara kadar uzatmak için elinden geleni yap. Burası cenettir. Burada olabildiğince kal.

Saf bilincin rollerle, kimliklerle, taraflarla işi yoktur. Toplum ve benlik dediğimiz şeyin ne kadar dar, ne kadar sığ, ne kadar fani ve saçma olduğunu görebiliyor musun? Varlık ve deneyim denizini, engin ruhun bakışını bırakıp bu saçma ve çocuksu savaşlara kapılıyoruz. 

Ser şimdi kilimimizi şu hışırdayan ağacın altına da bu tatlı esintinin huzurunda çayımızı içelim.

sevgiye engel kendinsin
kimliksizliğin hafifliğiyle yaşa


insanin kurtuulucuİnsanoğlunun bu güne kadar üzerinde durduğu ve inandığı tüm kurtuluş senaryoları, tüm gelecek teorileri hep bir şekilde doğrudan ya da direkt, ama onun özel ve çok önemli olduğuna dayanıyor. Gerçekten öyle olduğumuz için genlerimizde taşıdığımız bir iz mi var da böyle inanıyoruz yoksa bu bize EGOMUZUN bir oyunu mu? 

Son yıllarda bilim de, içinde bulunduğumuz yaşamın David Icke'ın söylediği gibi bir ilüzyon ya da hologram olduğuna işaret eden bulgular elde etmeye başladı. Nassim Haramein evrenin kütlesinin bir tek atomun kütlesiyle aynı kütleye sahip olduğunu matematiksel olarak da ispatladı. Yanlış okumadınız! Türkçesi: Tüm bu uzay ve boşluk tek bir atomun içine sığabiliyor! Yani "her şey birdir" ve islâmdaki vahdet-i vücut artık bilimsel ve formule edilebilir bir gerçek.

Ya yaratımın duygulu ve bilinçli de olsa sıradan bir ürünüysek ve türümüzün devamı hiçbir gücün hiç de umrunda değilse? Ya içine ruh katılmış gelişmiş bir biyo-bilgisayar isek ve hatta bir simulasyonda isek? Son yıllarda yapay zeka çalışmaları çığrından çıkmaya başladı. Sentetik insansı etten robotlar giderek gelişiyor. Biz de yaratmaya oynuyoruz. Bir gün tek eksik içine RUH katmak kalacak. Ya onu da bulursak?

Bir gün biz, yani yaratıcısını arayan bu yaratıcının yarattığı da izini kaybettiği yaradanını aramak zorunda kalır mı?


Tavsiye filmler
  1. Prometheus
  2. Her
  3. Ex Machina

Görsel: DIMENSÃO7@tumblr.com
30000fps@tumblr.com
Programı değiştiremiyorsun. Küçük oynamalar yapabilir, detayları değiştirebilirsin. Görünümü süsleyip bozabilirsin biraz. Ama ana hatlara dokunamıyorsun. Yapabileceğimiz şey onun, yani olan bitenin bizdeki versiyonunda oynama yapmak. Algılarımızla çalışacağız, dönüştüreceğiz. Müdahale edilebilir olan, ─ hatta bilgisayar diliyle ifade etmeyi severim─ kaynak kodu açık olan kısım, "Bundan nasıl istifade edebiliriz mevzusu." İşte açık port burası. Buradan başlayacağız. Çekirdek! Program değişmese de onun sendeki hizmeti tümüyle senin kontrolünde artık.

Onun sendeki algısını değiştir, her şey değişir. Hizmeti değişir. Keder mi sevinç mi? Eksiltme mi arttırma mı? Neresinden bakarsan! E bak o zaman işte; senin için doğru yerden bak. Senin için en doğru bakış neresi? Sana en iyi ve en geniş hizmet eden. Peki yine de biraz dram mı getirecek? O zaman en iyi hizmet ile en az dram arasında makul bir harman yap.

Sonrası güvenle teslimiyet. Arkana yaslan ve "oyun" olduğunu hatırlayarak, asla zarar görmeyecek ebedi bir varlık olduğunu bilerek izle!

Referans noktamız yok ki? Referans noktamızı bilmiyoruz. Bilemeyiz de; içimizde bir sonsuzluk varken. Tüm sınırlamalara rağmen düşündüğümüz şeyi kimyasal olarak vücudumuzda yaşayabiliyoruz. Hem de düşündüğümüz anda. Biriyle düşüncelerinde kavga edersin, Ona karşı nefretin kabarır. Vücudun zehirlenmeye başlar. Veya dara düştüğünde huzur veren o doğadan kendi köşene çekilirsin. Ya da sevdiğini düşünür başını dizine koyarsın hayalinde, sırtını Ona yaslarsın. O anda yine kendi yarattığın drama bir nebze huzur katmak ve dünyaya tahammül etmek için güvenli duygu limanını yaratırsın. Demek ki her şey düşüncelerinde var oluyor. Sen belirliyorsun. Her yerde ve her anda istediğin durumda varolabiliyorsun. 

Hele bir de bedeninden ayrılmış bir varlık olduğunu düşün. Zihnin tüm tutsaklığından, tüm etik ve sosyal kalıplardan ve bedenindeki kapana kısılmışlıktan özgürsün...

Referans noktamız yok ki? Referans noktamızı bilmiyoruz. Düşüncelerimizde her zaman her yerde varolabiliyoruz. Bu halde bile. Şimdiden bile. 

Referans noktamızı bilmiyoruz. Merkezimiz yok ya da her yer merkez. 
  • Bu yüzden neye göre küçük, neye göre büyüğüz?
  • Kime göre haklı, kime göre haksızız?
  • Kime göre iyi, kime göre kötüyüz?
  • Hangi medeniyetlere göre gelişmişiz, hangilerine göre ilkel?
  • Uzayın merkezine hangi mesafedeyiz?
  • Yaradana ne kadar uzaklıktayız?
  • Nereden ölçmeye başlayacağız?
  • Kime göre neyiz biz?
İşin aslı...
Hepsiyiz biz. Mesafe yok. O burada ve şimdi. Ve her ne OL'ursa.

Papaji usta: Uyanmanın Mutluluğu.
İzleyin lütfen. Video görünmüyorsa tıklayın.
Fotoğraf: Emre Güney

29thfloor@giphy.com
Hiçbir güç, hiçbir senaryo yoktur ki ruhun kudretini alt etsin. O'na dokunulamaz. O alıkonamaz ve uzaklaştırılamaz olandır! O'nu görmek isteyen kendini ateşe atsın. O öyle ateş ki gözünle bakmayasın. Yüreğini aç da gir. Savunmadan, direnmeden...  
Sorarlar: Mühürlenmişçesine kapanmış o gözlerden, hem de ateşler içinde hiç yaş gelir mi? Hem nasıl gelir!

Emre Güney


Görsel: 29thfloor@giphy.com

29thfloor@giphy.com
"KAYNAK" olarak kabul ettiğimiz en önemli bilgiler insanoğluna söylenmiş en büyük yalan üzerine kurulular. Ve o sözümona kaynaklar sadece bu yalanı besliyor ve ilüzyonu güçlendiriyor. 7 milyar insanın her nefes alışta tazelediği imajinasyon gücü herhangi bir gerçekliği yoktan varetmek için yeterli. Yani ilüzyonu biz yaşatıyor ve canlı tutuyoruz!

Emre Güney 


yükleniyor...

Dünya'da sadece iyilik yapmak için iyilik yapanlar var. Evet var! Ama görebilmen için senin de Onlardan biri olman lazım. Maddeye tapınmadıkları için Onları parayla satın alamaz ve herhangi bir şeyle korkutamazsın. Onları hiçbir şeyle cezalandıramazsın. Onlardan hep vardı. 

Şimdi sorun şu... Sistem kurucu karanlık taraf için ciddi bir sorun var. Bu iyi insanların sayısı hiç görülmemiş bir hızla artıyor. Onlar yeni anlayışı kendi kitleleri içinde bu dünyaya demirliyorlar. Bu yeni modeli gören ve onlardaki bu insanlığa tanık olanlar eski modeli ararlar mı? Arkalarına bile bakmayacaklar! Herkes yardım ve iyilik için çırpınacak! Çünkü bu Dünyada aradıkları her şeye zaten sahip olacaklar. Oluyorlar. 

Emre Güney
14/06/2016




Bilgilerin üzerine basarak yükseleceğiz. Bizi yükseltenin ve geliştirenin bilgiler olduğunu sanırız. Oysa bunu yapan bilgilerin kendisi değil, bilgileri işlerken ve onlarla başa çıkarken bilinçlerimizde yaşadıklarımızdır. 

İnsanlar olarak bütünü anlamak ve herşeyi anlamlı bir senaryoya yerleştirmek arzusundayız. Ama evrendeki canlılığın ölçeklemesini göz önünde bulundurursak bu istediğmiz şuna benziyor... Karıncalardan bazılarının çıkıp da karınca alemindeki en bilge karıncalardan biri olmayı istemesi gibi. Neticede evrendeki canlılık içinde yeni yerin yine bir karınca olmaktır. Varlığın görünen ve görünmeyen sonsuz sayıda etkiye maruz ve bunları yorumlayıp anlamlandırmak istiyorsun. Ama değil kendinden, aleminden bile öylesine büyük kuvvetler ve zekalar işin başında ki...


Bu çoğunuz için yeni bir bilgi değil. Ama bildiğinizi sandığınız bu bilgi, bazen çok farklı sunumlarla karşınıza çıkıyor. Önceden incinmeyen insanlık gururu ve egosu işte böyle, hiç olmadığı kadar sarsılıyor. Pahada bir izmarit gibi eziliyor ve küçülüyorsun. Ama yeni perspektifin barajın duvarlarını yıkıp, kurumuş çıplak arazileri sular altında bırakacak. O arazilerde neler yetişecek birlikte izleyeceğiz...



Bu yazı bu videodaki müziklerle beden bulmuştur






Egonu incitir. Ego incitir.

İNSAN AKLI İŞTE! En gelişmiş varlığız ya. Ahkam keseriz, eleştiririz, şu yanlış, bu kötü, şöyle neden değil... Kimiz ki biz? Eceli ve ezeli olmayan bir evrende bir göz kırpışı hayatlarımız. Bebekken daha bile gelişkindin. Zaman içinde formatlandın, şekillendin. O formatın içinden, bu sığ kafanla neyi anlamlandırmaya çalışırsın?

En yanlış bildiğin doğrudan bahsedeyim...





  • Bu evrende en iğrenç şeyler dahil hiçbir eylem,
boşa gitmemektedir,
  • Bu evrende en ağır ve çekilmez dahil hiçbir an,
boşa geçmemektedir,
  • Bu evrende en aşağılık dahil hiçbir şahıs,
boşa varolmamıştır.
  • Hepsinden en büyük fayda sağlanmaktadır. 
  • İşte bu seni rahatsız edebilir. 


Kitaplar dolusu özet!


ydi yaratıcılar sonsuz yaradılış
universe by VitalikAlkarev @deviantart.com 
Eğer bir insan olarak yaratıcılığın kendi hayal gücünle sınırlıysa; eğer hayallerinin önünde engel olmayan varlıklar varsa; ve eğer bu varlıkların bir kısmı hayallerini özgürce ortaya koyabilecek koşullara, bilgi, bilgelik ve teknolojiye de sahipse, evrende aklınıza gelebilecek ve gelemeyecek her türden yaratım hayat bulmakta ve çeşitlilikleri de katlanarak artmaya devam etmektedir. Bunu yapabilen tüm varlıklar da gerçek anlamda birer yaratıcı olmuşlardır. İstedikleri biçimi yaratabilir ve ona istedikleri nitelikleri verebilirler. En büyük yaratıcıdan gelen bu alt yaratıcılar da bir gün insana benzer bir varlık yapmış olabilir, daha büyük senaryoda başka evrimlere de materyal kazandırabilecek birşey yaratmış olabilirler. Burada hem bu yaratıcılar, hem yarattıkları bedenin canlı dünyevi unsurları, hem bu bedenlerle tecrübe toplayan ruhlar, hem de en büyük yaratıcı ve tüm kainat fayda görmektedir. 

Bu noktada aşağıda neler olup bittiğinden ve bunların kime nasıl göründüğünden daha önemli olan şey, olabildiğince çok sayıda olasılık ve bunların sonuçlarının deneyimlenmesidir. Bu sayede tüm varoluş her fiziki ölçeğe ve ruhsal seviyeye deneyim, yani bilgi kazandırmaktadır. Elbet bazı az gelişmiş varlıkların bilgi seviyesi de zaman içinde herşeyi yapmaya yetecek seviyeye gelecektir. Bazı realitelerde buna ömür yetmeyeceği için asıl varlık (ruh), yaratıcı seviyesine gelene kadar o realitede birden fazla beden ve senaryo içinde defalarca bulunarak yaradılışa hizmet edecektir. Bu hizmeti ederken de, ömrü boyunca tutup dokunacağı tüm madde, sevip okşayacağı tüm sevdikleri, güzel yüreğiyle baktığı her bir çift yabancı göz fayda görecektir. 


Emre Güney
25/01/2014

İçinizdekiler hariç hiçbir şeyden medet ummayın!


İçinizdekiler de ikiye ayrılır. Zihne ait olanlar ve ruhtan gelen, kalbe ait olanlar. Zihne ait olanlarla nereye giderseniz gidin, neye sahip olursanız olun ızdıraptan kurtalamayacaksınız. Ruhun söyledikleri nispeten ısrarsız, sakin ve duyulması zordur. Şayet onları ayırdedebilirseniz onları alın. Artık nereye giderseniz gidin, kimlerle olursanız olun, ne yaparsanız yapın akışta, kaygısız, mutlu, huzurlu ve sağlıklı olacaksınız. Ancak zihne yaptığımız bu kötülemeye rağmen şunu da hatırlatmalıyız ki; O ruhun hizmetindedir!

Direnç, ızdırap gördüğünüz yerde kesinlikle gelişmesi gereken kendinizdeki bir kusur vardır. Bakış açınız değişmediği müddetçe bunlar tekrarlayacak, hatta sertleşecektir. Siz içinizde değiştikçe -farkındalığınız arttıkça- "görünürde hiçbir şey yapmamış olsanız da" bunlar hükmünü yitirecek ve yok olacaktır. İşte zihin, sorunlar ve dirençler ruha bu şekilde hizmet ederler.


Emre Güney
22/06/2013 

nilüfer çiçeği Nymphaea
Nilüfer Çiçeği
O'nlar katı maddeye bağlı olanlardı. O'nlar ki hissetmekten ve derinlerini araştırmaktan çok duyusal tutsaklıklarına boyun eğdiler; arkalarını dönüp çekildiler. Kalanların ellerinde altın anahtar, gökten beyaz elbiseleriyle ilerliyorlar. Kâh başakların tepelerini okşayarak, kâh sırtlarını bulutlara sürterek süzülüyorlar. O'nlarda öyle gözler var ki güneşten kamaşmaz, O'nlar da öyle yürek var ki çamura batmaz da nilüfer olup açarlar.

Emre Güney
27/12/2012