Blogumdaki kaynak belirtilmemiş tüm yazılar Emre Güney'e aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Güncel

muhammed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhammed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Muhammed Bilinci

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 8


Muhammed bilinci tarafımca tüm insanlık namına görülmüş, tanınmış, kabul edilmiştir...

Yakından hakikat tutkumu bilen arkadaşlarım tutkuma, sadakatime, kararlılığıma hayranlıklarını ifade etmişlerdi. Benim için bu çok tuhaf, çünkü bilmek istememeyi anlamıyorum ki 😊

Bol küfürlü gecenin sabahında sonsuza dek konuşamayacağımı sandım, sonsuza dek konuşmayı kesmek! Tüm konuşmalar sözler anlamını yitirdi, çünkü herkes rüyadaki figüran sadece, bunu açıkça bilmek, owww, gerçekten nefes kesici !!!!

O gün hem küfür ettim (yüz yıllık etmişimdir) hem dinlendim hem de tefekkürün dibini vurdum. Bu kadar olamaz, bir şey eksik!!!! Nedir o? Bilmek zorundayımmmm, bekleyemem, bilmek zorundayım!!!! Yorgunluktan evet ölüyorum ama merakım tabi ki daha ağır basıyor. Pehhh zaten bitmişim, öyleyse devam, devam kızım!!!

Böylece bir gün arayla yine yüksek doz hazırladım ayahuasca çayımı ve aynı saatte içtim. Hiç iyi beklentim yok, bir önceki sefer zihnimi yerle bir etmiş, ne bekleyeceğim, fena kızgınım!

Açılışı daha önce bahsettiğim arkadaşımın hissettiği özlemi bana yaşatarak yapıyor, ahhh! Aynen onun yaşadığı gibi yaşıyorum ve açık görüşle şu sözleri söylüyorum ona; üzülmeee, biz ayrılamayız üzülme bizim ayrılmamız mümkün değil, çünkü biz aynıyız üzülmeee !!!

Tabii ki o esnada aynılığımızı açıkça görüyorum, buna ister ikiz ruh, ister başka bir şey densin, farketmez... Aynıyız, tekiz işte, iki farklı beden, ama tek ruh. Onu teselli ediyorum şefkatimle ve ayahuasca beni tarifi mümkün olmayan bir yere çekiyor!!! Neredeyim, yahu neredeyim, neresi burası, neler oluyor yine?

Kalbin hükümdarlığına hoş geldiniz....

Kalbimin içindeyim 😱

Kendi kalbimin içindeyim 😱
Hakikat aşkımın devasallığını görüyor ve yaşıyorum. 😱

Aman Tanrım, hiçbir şey buna direnemez, hiçbir şey bu büyüklüğe karşı koyamaz, yüzeyde görünen buz dağının ucu sadece!!! Kalbimdeki hakikat aşkının devasallığından şoka giriyorum... Bu devasal arzu, kalbimin en derininde olan bu hakikat aşkı elbette ölümü bile yerle bir eder, ölüm ne ki bu arzunun karşısında, hiiiççç !!!

Her şeyi yaparım bilmek için, her şeyi! Kalbimin en derin arzusu HAKİKAT...

Hiçbir şey önümde duramaz, hiçbir şey mani olamaz, hiçbir şey yoluma çıkamaz, ki mümkün değil. Bu hakikat aşkı durdurulamaz, engellenemez boyutlarda 😱 Tüm dünya karşıma çıksa bile mani olamaz bana!!! Çok derinlerden geliyor bu arzu, kalbimin en derininden !!!

Ve tabi ki kalbimi görüyorum tüm saflığıyla hakikat aşkını görüyorum hayretler içerisindeyim 😱Cam kırıkları da görüyorum ama ne anlamıyorum (çok sonra bunu da açtı, ilerleyen bölümlerde yazacağım)
Ve ayahuasca ana sözlerin tariflemede imkansız olanı açıyor önüme!!! Zihnimi önüme seriyorrrr 😱 Kendi zihnimin katmanları önümde serili tüm yapıyı önüme açıyor, resmen çarmıha geriliyorum!!! Aman tanrım!!! Çarmıha gerilmek gerçekte bu demek. 😱

Zihnim önüme serilirken tüm vücudumla yaşıyorum çarmıha gerilmeyi 😫 Her yerim açılıyoorrr. Vücudum kilometrelerce geriliyor resmen 😫 Bedenim zihnimin ta kendisi, tüm dünya zihnimin ta kendisi 😱.

Çarmıha geriliyorum 😩 Vücudum paramparça oluyor resmen 😫 Saatlerce gerildim, açılmayan hiçbir yerim kalmadı, paramparçayım 😫 Kim toplayacak beni artık diyorum, kim toplayacak ? Paramparçayım !!! Ayahuasca ana durmuyor !!! Yoğun isteğimin bana engel oluşunu açıkça gösteriyor, ve fırlatıp atıyor isteğimi...

Çarmıha gerildim, paramparçayım (zihnim ve bedenim), devasal arzum yerle bir edildi... Bedenim bitik halde, parmağımı bile oynatamıyorum, zihnim tamamen sessizliğe büründü, tamamen boş; Mutlak olan'ım, tek olan, ihtiyaçsız olan!!!

Sessizlik...

Böylece 25 seferlik çayı 11 seferde bitirmiş oldum. Ve tekrar iki katını temin ettim.

Elbette her gün 4-5 saat sessiz kalmaya devam ediyor ve tüm gün farkındalık olduğumu hatırlıyorum. Ayahuasca da çok derinlere gitmemin sebebi de zaten düzenli ve sürekli farkındalık olduğumu hatırlamam, sessizliğe girmem, Çiğdem ile özdeşleşmemem. Herkes nasıl işe gidip mesai harcıyorsa benim de işim bu. Ya hakikat ya ölüm sözüm öylesine edilmiş bir söz değil.

Ölümüne girdim, ortası, arası, olmazı falan yok. Her şeyi yaktım, tüm hayatımı koydum masaya. Başka ilgilendiğim hiçbir şey yok! Ayahuasca sadece bir parçası bunun. Ayahuasca içer hepsini bilirim mevzusu olmadığını tekrar vurgulamam önemli diye seziyorum. Ayahuasca hazır olduğumuz kadarını açıyor. Yani bilinç düzeyine göre. Bilinç düzeyini ilerleyen bölümlerde açıklayacağım.

Asıl önemli olanın Saf farkındalık olduğunu vurgulamak zorundayım!

Ve başımın tepesinin tamamen açık olduğunu da yazmıştım. Devasal düzeyde tüm gün inen saf enerji yüzünden normalden yüzlerce kat daha ağır yaşıyorum, çünkü ayahuasca içtiğimde başımdan inen katlanarak artıyor. Çakralarım devasal boyutlarda çalışıyor. Binlerce ölüm yaşadığım fiziksel zorluğun yanında hiç kalır. Her seferinde bedenim ölümüme hazır, kimse sorumlu tutulmasın diye yetkililere yazdığım dilekçeyi de masaya koyup öyle içiyorum. Ciddiyetimin düzeyini ifade edebilmek için açıklama yaptım. Ayahuasca içer bilirime indirgenemez, asla! Ve Emre'ye sözüm olmasa kesinlikle yazmazdım. Bu iç görü ve idraklerimi sözlerle aktarmaya çalışmak bile ahmaklıktır. Elbette ben ahmağın tekiyim 😁

Devam...

9 Temmuz 2019 da 12. Ayahuasca çayımı içtim. Elbette yine yüksek doz, çünkü düşük doz bana etki etmez. Şov için yüksek doz değil yani. Ne bekleyeceğimi artık bilmiyorum, içtim izliyorum sadece.

1 saat geçmeden düşünce fırtınası esmeye başladı. Fırtına kelimesi bile çok yetersiz ifade etmek için. Vücudumdaki devinim dehşet düzeyde 😫 çakralarım devasal hıza çıktı 😫 ölsem de kurtulsam artık diye diliyorum 😩 Kusuyorum, içimi nezaketsizce sert bir şekilde boşaltıyor 😩

Yere diz çökmüş klozete sıkı sıkı sarıldığımı fark ediyorum, ulan diyorum ölmenin de bi asaleti olur be! Rezilliğin, acizliğin dibindeyim. Klozete yere diz çökmüş sarıldığınızı bir hayal edin yahu 😁 Tanıştırayım; yeni sevgilim, bay klozet 🤣

Dehşet berbat ötesi bir haldeyim, kalkabilsem kalkacağım da kalkamıyorum ki 😊 Öyle ne kadar kaldım? Hiçbir fikrim yok 😁 Ağlanacak hale gülünür mü? Gülünüyormuş 😁 Bacaklarım titreyerek yatağa geçiyor uzanıyorum. Dehşet üşüyorum... Sigara yakıyorum titreyerek, bitik haldeyim, donuyorum ama sigara içebiliyorum, öyle acayip bir yaratığım 😁

İçim hala deviniyor, organlarım dışarı fırlayacak gibi artık. Başımdan akan enerji devasal boyutlarda, her çakram uçak motoru gibi çalışıyor, vücudum dehşet zorlanıyor, dehşet!!! Ama gülümsediğimi fark ediyorum, niye gülümsüyorum, henüz haberim yok!

Binlerce düşünce yine fırtına gibi esiyoorrrr veee ayahuasca'ya sert ve kesin bir şekilde talimat veriyorum; boşalt içimi, boşaaalt!!! Hiçbir şey kalmasın!!! Tamamen at gitsin hepsini!!! Boşaaltt diye emir veriyorum...

Hangi cüretle söyledim bunları, elbette bilmiyorum. Hiçbir şey o esnada kontrolümde değil, sadece olanların tamamen farkındayım. Tüm düşünceler boşaltılıyor böylece, hiçbir şey kalmıyor, boşluğu yaşıyorum, tarifi mümkün değil bunun.

Ve perde iniyor....

Açık görüşle/oluş (göz görüşü değil, tarifi mümkün değil) konuşmaya başlıyorum. Dünyanın hem ötesinde hem de içindeyim, aynı anda!!!

Eyy insan!!!

Hangi cüretle bu yükü yüklendin diye haykırarak soruyorum. Çünkü o esnada insanın çektiği tüm acıyı, yükün devasallığını görüyor ve yaşıyorum. 😫 İnsan kitap gibi önüme açılıyor 😱

İnsaannnnn bu yükü ne dağlar taşır, ne gökyüzü, ne de yeryüzü!!! 😫 Bu kadar acıyı neye güvenerek kabul ettin? 😫😫😫 İnsaannn!!! Sen kimsin ki buna razı geldin ey insan, kimsin ki sen? Sen ne taşıyorsun ey insan!!! Gizlediğin nedir insan?

Tabi bu sözler öyle büyük güçle ve heybetle çıkıyor ki, kendim şokların şokuna giriyorum... Geçirdiğim şok tabi ki mani olamıyor, devam ediyorum görmeye ve konuşmaya.

İnsaannn sen çok büyüksün insan !!! Elbette melekler sana secde eder insan!!! İnsannn büyüklüğüne eğiliyorum insan, yüceliğine eğiliyorum insan!!! Sen çok kutsalsın insan!!! (Devasal büyüklüğü, kutsallığı tamamen idrak edip yaşıyorum. Vücudum izin verse kalkıp diz çökerdim...)

Sen çok güzelsin insan!!! (Elbette o esnada yaşıyorum tüm güzelliğini ama söze sığmaz bu yüzden anlatma ukalalığına girişmeyeceğim) Yeter insann, yeteerr, sök at hepsini!!! Yeteerrr!!!

İnsan sen aşksın insan!!! Bu ne büyük bir aşktır insan!!! 😱 Ey insan, kutsalların kutsalı sensin insan!!! Ey insan elbette sana sadece aşk yakışır insan!!! Elbette sana sadece aşk laik insan!!! İnsaann hakkını tanıyorum insan, kutsallığın tarafımca tanınmıştır insan!!!

Muhammed Bilinci tarafımca tüm insanlık namına görülmüş, tanınmış, kabul edilmiştir... 🙏
Hepimiz adına tarafımca görülmüş, alınmıştır!!! Aşkın vakti geldi insan, kabul ediyorum... 🙏

İnsan, yeniden doğma vakti geldi!!!

Aşk sana helaldir insan!!! Sen bunu çoktan hakettin insan, hakkını alıyorum insaann. Hepimiz adına alıyorum, hepimiz adına!!! (Bu sözleri söylerken çok güçlü şekilde dizlerime vurarak söylüyordum, sesimde ki güç ve kesinlik dağları yerinden oynatacak ölçüdeydi, ve aklın çok ötesine geçmiş olan hayret içerisindeydim)

       BİLGELİĞİN SONU AŞKTIR!     
        Ramana Maharshi      

Yeryüzüne aşk geldi !!!
Ben AŞK'ım !!!
Ben kendime aşığım !!!
İnsan... Allah'ın evi insan !!!
Ben sende kendimi seviyorum İNSAN !!!
Sen benim aynamsın İNSAN !!!
SENDE GİZLİ OLAN BEN'İM !!!
Kendi büyüklüğümü, yüceliğimi, kutsallığımı sende yaşıyorum !!!
BEN SEN'İM !!!

Tüm bu konuşma yaşanarak gerçekleşti !!!

Alt karnımda çok feci enerji var, hamile gibi hissediyorum. Resmen enerjiyi doğuruyorum... Yaşadığım fiziksel ıstırap hayal edebileceğinizin trilyon katı! Saat 3'ü geçiyor, akşam 8'de içmişim, 7 saat geçmiş. Şoklardayım, ölesiye yorgunum... Ayağa kalkıyorum şoktan, Çiğdem ne geliyor başına senin Çiğdem diye hayretten söyleniyor, odada volta atmaya başlıyorum. Sen bunları nasıl konuşursun diye haykırıyorum!!!

Onca sıkıntın bunun içinmiş meğer!!! Çiğdeemmm eyvah ki eyvah, ne bok yiyeceksin Çiğdeemm!!! Eyvah ki eyvah 😫 Volta atıyorum, oturuyorum, kalkıyorum, nasıl taşırım bunu diye söyleniyorum... Şokların şokundayım. Tüm gücüm tükenene kadar sürdü bu, ve sızdım...

Çiğdem Gürler
Aralık 2019

İnsanlığın masumiyeti içimde tanınmıştır !

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 5


bebek insanlık
Editörün zihninden masumiyet ve saflık 💖

 

Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 4
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 3 
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 2
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Bölüm 1
Çiğdem'in Yazı Dizisi ─ Giriş
Tanıtım Yazısı







Gezi Parkı'nın ayyaş çapulcularından biri de benim ☺ Zaten Gurdjieff ve Ouspensky öğretisi kitabı Taksim'deki bir sahafta bulmuştu beni. Kitabı okudukça inceden işliyordu içime.

"İnsan makinedir" der, Gurdjieff.

İnsan nasıl makine olur yahu? Öyleymiş! Kendini iyi gözlemleyen herkes bilir bunu. İnsan zavallıca kendini özgür zanneder, ama öyle değildir.  Gelen düşünce ve duygulara göre hareket eder. Duygular da zaten bedenin düşünceye tepkisidir. Peki hangi cehennemden geliyor bu düşünceler? Bunu düşünün...

Kafamıza gelen düşüncelere göre hareket ediyorsak, özgür iradeden bahsedemeyiz. Ve o düşünceleri de biz düşündük zannederiz. Bu derin mevzuya girmeyeceğim. Ayrı bir bölümde yazarım bunu. 


çiğdem'in dmt yazı dizisi
Gurdjieff
Geziden eve dönerken bir anda Gurdjieff'in sözünü tüm ruhumla idrak ettim. Ve o idrakle tüm insanlığın dehşet acısını tam o an yaşadım! Ağlıyorum! Yolda, eve yürürken ağlıyorum! Çelik gibi karakter olan Çiğdem için bu olağanüstü bir durum. Tüm insanlığın acısını biliyor, anlıyor, yaşıyor  ve ağlıyorum. 

Hem ağlıyor hem de hiç kimsenin asla suçlu olamayacağını kavrıyorum. Çünkü hiçbir şey bu haldeki insanın elinde değil, anlıyorum. Ağlamayı bastırmaya, durdurmaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Ağlıyorum ve tüm insanlığa  inanılmaz şefkat-merhamet hissediyorum. Ve dehşete düşüyorum, kalbimdeki şefkatin büyüklüğünden. Bu şefkat-merhamet beni öldürür, bu büyüklüğü nasıl taşırım, nasıl yaşarım böyle diye ağlıyorum. Ağlayarak eve döndüm, evde ağladım, ağladım, sadece ağladım...

Vicdan, hep birlikte hissetmektir. Sahte vicdan kişilere ve inançlara göre değişir. Gerçek vicdan tüm insanlıkta aynıdır. İnsanlıkta yazık ki hakiki vicdan uykudadır. Bende hep uyanıktı. Şuur da hep birlikte düşünmektir. Artık şuurun da ışığı içeri girdi. O gün çok derinden biliyordum, artık eskisi gibi yaşayamayacağımı.

Tüm insanlığın uyanışı için önce ben uyanmak zorundayım. Kesilen ahkamların bir boka yaramadığını birinci elden biliyorum. Hepimiz için tamamen uyanmak zorundayım. Benim uyanışım tüm insanlığı yükseltecek tek olgu biliyorum. Kişisel kurtuluş istemiyorum, tüm insanlığın kurtuluşunu sevgiye yükselişini istiyorum.

Kalbimdeki şefkat o kadar büyük ki 1000 dünyaya yeter. Ve bunun asla kişisel olamayacağını da biliyorum. Çiğdem'i sonsuz kere aşan şefkat ve merhametin büyüklüğü artık sıradan, uyduruk, aptal hayatı yaşamama izin vermez, biliyorum. Toplumun normal dediği yaşamın artık benim için bittiğini biliyorum.

Bu süreçte bir sürü teklif aldım. Danışmanlık yapmam, kitap yazmam, seminerler vermem için. Hepsini reddettim. Yüzümü güneşe dönmüşüm, ne işim olur soytarılıklarla. Evet bunlar soytarılık, çünkü tamamı kişisel menfaate dayalı. Benim tam olarak reddettiğim zaten kişisel menfaat.  Gerekirse öleceğim, ama soytarılık yapmayacağım.

Hepimiz için idrak edeceğim, uyanacağım, yükseleceğim... Kalbime mühürlenen arzu budur... Hepimiz için geçeceğim kendimden, tek bir insanın bile geride kalmasını kesinlikle ve asla kabul etmeyeceğim. Tek bir insanın gözünün yaşlı kalmasına razı olmayacağım. Ve duamı tüm ruhumla, kalbimle edip; yürüyorum, hepimiz için...

Duam; tüm dünyayı sevginin kuşatması, gerçeğin hükümdarlığının gelmesidir, hepimiz için... Tüm yaşamım buna adanmıştır. Ölümden geçmişim, yanmışım, bedenim atom bombası gibi olmuş, ne yazar. Altına (hakikate) gözümü dikmişim, pehhh, gerisi tırı vırı, yürü...

Sonuna kadar gideceğim, her şeyi yakmışım zaten; sikerler, zaten geri dönemem yürü... 😊

Böylece 8. kez Ayahuasca Anayı içmeye hazırım. Hazırladım çayımı, vakit geldiğinde Ayahuasca Anayı kalbime koydum, sessiz kaldım sadece. Kalp atışlarım dehşet hızlanmaya başladı. Daha içmedim, sadece göğüs bölgemde tutuyorum. Şok oldum, çünkü içmeden vücudumla iletişime geçiyor 😱

O şokla içtim, sigaramı yaktım, muhtemel yanış için bekliyorum.

Yarım saat falan geçmeden vücudumda mevcudiyetini yaşamaya başladım. Vücudum uzayda yüzüyor, vücudumun içi dalgalanıyor, çok acayip fiziksel deneyim yaşıyorum. Tarifi mümkün değil!!! Ve bunu yaşarken "ulan diyorum, bunun için bile değdi be, çok acayip, çok hoş". Ve kesinlikle yanma yok artık...

Vaoovvv, muhteşem görüntüler geliyor, muhteşem!!! Görüntüleri de hem izliyor hem içinde deneyimliyorum. Kesinlikle tarifi mümkün olmayan görsel şov yaşıyorum. İzlemiyor, yaşıyorum !!! Mükemmel, mükemmel diye mırıldanıyorum. Çok güzel, mükemmel... Bilincimin derinliklerine iniyorum, ah mükemmel!



Ve o derinlikte söylediğim sözleri ve yakarışları hayretle dinliyorum: Yahu diyorum; "çok güzel, mükemmel, ama lütfen beni bunlarla oyalama. Benim oyalanma lüksüm yok! Evet bunlar muhteşem ve bunun için de teşekkür ederim, ama bunlar işime yaramaz. Ben hepimiz için bilmeye geldim, bunlarla oyalanamam! Ben her şeyi yaktım geldim, bilmek zorundayım, başka çarem yok. Tam şu an ölüme hazırım, öldür ama bilmeden gönderme, geldiğim gibi gönderme beni 😫 Beni boş gönderme! Bunlar mükemmel ama kimseyle paylaşamam, ben herkesle paylaşacağımı istiyorum, beni oyalama!!!

Mükemmel oluşları yaşamaya devam ediyorum. Renkler mükemmel, akış mükemmel, her şey mükemmel!!!

Kalkıyor ve sigara yakıyorum, söyleniyorum, bunlarla oyalanıyorsun seni aptal, evet muhteşem ama sabaha hiçbiri olmayacak ki! Ne işime yarayacak bunlar? Hiç... aptal !

Herhangi biri için muhteşem deneyim, ama benim için oyalanma, çünkü hedefe fena kilitliyim. Söylene söylene uzandım tekrar. Ve yine, tabi ki erken hüküm verdiğimi fena gözüme sokmaya başlıyor Ayahuasca Ana.

Tam 3 yaşımdaki bilincimi yaşıyorum 😱 Muazzam bir terkedilme hissi 😱 Annem o yaşta 1 yıl kadar babaannemle bırakmış beni. Ve o anki hislerimi aynen yaşıyorum, aynen!!! Kendi 3 yaşımdaki bilincim ve o anki bilincimle aynı anda mevcudum. 3 yaşındaki beni sevgiyle şefkatle sarıyorum. Ben burdayım, merak etme diye!!!

Annemin mevcudiyetini hissediyorum ve ağlamamaya başlıyorum, üzülme ben seni anlıyorum, sen gücün dahilinde her şeyi yaptın biliyorum. Üzülme ben seni çoktan bağışladım, üzülme ben seni çok iyi anlıyorum diye. Ağlıyorum, annemi teselli ediyorum, ağlıyorum. Kalbimden şefkat taşıyor annemi şefkatimle sarıp sarmalıyorum.

Ve bilişler yağmaya başlıyor!

Arkadaşım demişti ki; yanına 1 paket mendil al. 7. seramonide ihtiyacım olmadığı için yırttım sanmıştım, yırtamamışım. Eyvah, bu gece fena sulu geçecek!

3 yaşında yaşadığım o terkedilme hissi, tamamen tanrısallığımdan ayrılmamın temsîli. Tanrı'nın beni terk etti yanılsamasının sembolü. Kesin biliş... Derin derin nefesler alıyor, ağlıyorum. Kendimi bağışladığımı, şefkatle sarmalıdığımı kesin ve net anlıyor, yaşıyorum. Çünkü annem dediğim insan benim!!! Ahhh, o benim!! Ağlıyorum, ağlıyorum... O da benim... Derinden kendimi bağışlıyorum, herkesi bağışlıyorum, herkes benim! Aynı anda tüm bilinç seviyelerimi yaşıyorum! Her katmanı aynı anda yaşıyorum... Tüm insanlığı yaşıyorum, ağlıyorum!!!

çiğdem'in dmt yazı dizisi
Sri Nisargadatta Maharaj
Her insan benim bilincim, ağlıyorum! Her insan benim, ağlıyorum! Sonsuz şefkati yaşıyor, ağlıyorum... Maharaj, ah Maharaj O'nun şefkatini biliyorum, anlıyorum, yaşıyorum... O, her insanın kendi olduğunu biliyor, kendine şefkat, hoşgörü, anlayış gösteriyordu... Artık bizzat biliyorum. Ahhh Maharaj diye ağlıyorum, ağlıyorum.

Ayahuasca Ana tüm hızıyla devam ediyor...

Ahhh, Muhammed, Maharaj, İsâ;
Hepsi benden bana geldi, ah ben kendimden kendime vermeye geldim... Ahhh ağlıyorum...

Ah Maharaj diye ağlamaya devam ediyorum. Kalkıyorum, odamda Maharaj'ın asılı fotoğrafının önünde diz çöküp ağlıyorum. O'nun da ben olduğunun kesin bilişi ile ağlıyorum. Ahhh Maharaj diye hıçkıra hıçkıra dakikalarca ağladım. Kalktım sigara yaktım, derin derin nefesler çekiyor ve yine ağlıyorum...

Tekrar uzandım, Işık'tan görüntüler gelmeye, yaşamaya başladım. Saf ışık!!!
Ağlıyorum, kibirden çok korkuyorum diye, çok korkuyorum.

Çok önemli bir yüzleşmenin ayak seslerini hissediyorum. Kaytarmaya çalışıyorum, ama nafile, kaytaramıyorum. Neredeyse 2 saat direndim yüzleşmemek için, 2 saat. Kibirden korkuyorum diye direniyorum... Ama Ayahuasca Ana bırakmıyor, inatla beni yüzleştirmeye zorluyor.

Işığı görüyor yaşıyor ve hissettiğim saflık ve masumiyetten hıçkırarak ağlıyorum!!! Ah çok masum, ah mükemmel, ah çokkk güzelim 😱 Bu Ben'im 😱 Tekrar ağlamaya başlıyorum; ben kendimi reddetmişim meğer, ah kendimi reddetmişim, ben çok güzelim ve ağlıyorum. Ah çok saf diye ağlıyorum. Hem ağlıyor hem de kalkıyorum, banyodan tuvalet kağıdı almak için, çünkü mendilim bitti.

Cennetin Krallığı içinizdedir. ─ İsa.


Cennetin krallığındayım!

İsa'nın mesih Tanrı Oğlu dediği ben'im, ağlıyorum... Ah çok güzelim, çok saf öyle saf ki, hiçbir şey bana dokunamaz, bu mümkün değil!!! İşte bu Benim, direndiğim gerçekliğim, Tanrı olan gerçek ben... 😱 Ve ışık olan benden bir söz işitiyorum; "ben vermeye geldim, benim hiçbir şeye ihtiyacım yok!"

Ağlıyorum, ağlıyorum, hıçkırarak ağlıyorum. Ve biliyorum, bu tanımanın o an her zihne gittiğini!!! Çünkü benim içimdeki ışıkla herkesin içindeki aynı... Tüm insanlığın masumiyeti içimde tanınmıştır... Dünyanın kurtulduğunu tam o an biliyorum... Çünkü Mesih - Rab, ya da ne diye adlandırılıyorsa işte artık içimde olduğunu, Ben olduğunu ve bu bilişin tüm insanlıkla paylaşıldığını biliyorum. Sadece biliyorum...


İsimsiz, şekilsiz saf ışık benim !

Hiçbir şeye ihtiyacım yok !

Çok derin huzurdayım !

Söylenecek söz yok artık...


Çiğdem Gürler
Temmuz 2019